بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
وَٱلذَّٰرِيَـٰتِ ذَرۡوًا ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı konu100:1–5
Henüz sınıflandırılmamış14:1 18:45 77:1–7
فَٱلۡحَـٰمِلَـٰتِ وِقۡرًا ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.
İlişkiler1 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış73:4
فَٱلۡجَـٰرِيَـٰتِ يُسۡرًا ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı kök44:58 54:17 54:22 54:32 54:40
Henüz sınıflandırılmamış13:28
فَٱلۡمُقَسِّمَـٰتِ أَمۡرًا ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı konu44:4 97:4
Henüz sınıflandırılmamış15:22 38:68–78 41:12
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Açıklar24:25
Aynı konu3:9 6:134 36:52 77:7
Henüz sınıflandırılmamış9:33 10:55 23:95 39:20 43:42 +1 daha وَإِنَّ ٱلدِّينَ لَوَٰقِعٌ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Açıklar24:25
Aynı konu3:9 6:134 77:7 82:17–19
Henüz sınıflandırılmamış10:55 23:95
Sayfa 521 Zariyat
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلۡحُبُكِ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(7-8) Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki, muhakkak siz, (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz.
İlişkiler2 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış36:38–40 78:12
إِنَّكُمۡ لَفِى قَوۡلٍ مُّخۡتَلِفٍ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(7-8) Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki, muhakkak siz, (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz.
يُؤۡفَكُ عَنۡهُ مَنۡ أُفِكَ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ondan (Peygamber'den) çevrilen çevrilir.
قُتِلَ ٱلۡخَرَّٰصُونَ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(10-11) Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve "Muhammed şairdir, delidir" diyen) yalancılar kahrolsun!
İlişkiler10 bağlantı · 2 tür
Aynı kök43:20
Henüz sınıflandırılmamış2:102 3:78 6:116 6:148 10:36 +4 daha ٱلَّذِينَ هُمۡ فِى غَمۡرَةٍ سَاهُونَ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(10-11) Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve "Muhammed şairdir, delidir" diyen) yalancılar kahrolsun!
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı kök23:54 23:63 107:1–7
Henüz sınıflandırılmamış2:102 13:5 23:54–63 27:84 36:48 +1 daha يَسۡـَٔلُونَ أَيَّانَ يَوۡمُ ٱلدِّينِ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ceza günü ne zaman?" diye sorarlar.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare75:6
Aynı konu7:187 10:48 34:29 36:48 37:16–21
Henüz sınıflandırılmamış2:102 21:38–39 21:38 22:55 27:71 +3 daha يَوۡمَ هُمۡ عَلَى ٱلنَّارِ يُفۡتَنُونَ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(13-14) Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): "Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur."
İlişkiler10 bağlantı · 2 tür
Aynı konu34:42 46:20 46:34
Henüz sınıflandırılmamış2:102 5:41 31:24 36:48 37:176 +2 daha ذُوقُواْ فِتۡنَتَكُمۡ هَـٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَسۡتَعۡجِلُونَ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(13-14) Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): "Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur."
İlişkiler33 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:57–58 10:50 10:50–51 13:6 16:1 +13 daha Henüz sınıflandırılmamış2:102 11:122 22:47 31:24 36:48 +10 daha إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِى جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(15-16) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi.
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Aynı kök15:45
Aynı ibare15:45 44:52 52:17
Aynı konu3:17 19:63 77:41–49
Henüz sınıflandırılmamış2:2 32:16 44:52 74:41
ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَبۡلَ ذَٰلِكَ مُحۡسِنِينَ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(15-16) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare52:18
Aynı konu3:17 3:113 25:64 76:26
Henüz sınıflandırılmamış17:79 20:130 32:16 39:9 44:52 +2 daha كَانُواْ قَلِيلًا مِّنَ ٱلَّيۡلِ مَا يَهۡجَعُونَ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Geceleri pek az uyurlardı.
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı konu3:17 3:113 25:64 76:26
Henüz sınıflandırılmamış17:79 20:130 32:16 39:9 44:52 +2 daha وَبِٱلۡأَسۡحَارِ هُمۡ يَسۡتَغۡفِرُونَ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Seherlerde bağışlama dilerlerdi.
İlişkiler13 bağlantı · 2 tür
Aynı konu3:17 3:113 25:64 76:26
Henüz sınıflandırılmamış17:79 20:130 32:16 39:9 44:52 +4 daha وَفِىٓ أَمۡوَٰلِهِمۡ حَقٌّ لِّلسَّآئِلِ وَٱلۡمَحۡرُومِ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm6:141 17:26 30:38
Aynı ibare70:24 70:24–25 70:25
Aynı konu3:17 9:60
Henüz sınıflandırılmamış2:267–271 9:103 13:26 16:71 20:54 +3 daha وَفِى ٱلۡأَرۡضِ ءَايَـٰتٌ لِّلۡمُوقِنِينَ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(20-21) Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hala görmüyor musunuz?
İlişkiler21 bağlantı · 2 tür
Aynı konu3:17 41:53 45:3 45:3–4 45:4
Henüz sınıflandırılmamış2:118 2:164 10:101 12:105 13:31 +11 daha وَفِىٓ أَنفُسِكُمۡۚ أَفَلَا تُبۡصِرُونَ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(20-21) Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hala görmüyor musunuz?
İlişkiler16 bağlantı · 2 tür
Aynı konu3:17 41:53 45:3
Henüz sınıflandırılmamış9:31 10:101 12:105 13:31 18:48 +8 daha وَفِى ٱلسَّمَآءِ رِزۡقُكُمۡ وَمَا تُوعَدُونَ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare40:13
Aynı konu2:22 3:17 10:31 41:53 45:5
Henüz sınıflandırılmamış32:16 44:52
فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ إِنَّهُۥ لَحَقٌّ مِّثۡلَ مَآ أَنَّكُمۡ تَنطِقُونَ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size va'dolunanlar), sizin konuşmanız gibi gerçektir.
İlişkiler2 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış32:16 44:52
هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيۡفِ إِبۡرَٰهِيمَ ٱلۡمُكۡرَمِينَ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) İbrahim'in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi?
İlişkiler19 bağlantı · 5 tür
Açıklar29:31
Paralel11:69 11:69–82 15:51–53 15:51–77 15:51 +2 daha Aynı ibare15:62
Aynı konu14:39 21:71
Henüz sınıflandırılmamış11:74 15:51 15:51–60 15:54 15:66 +3 daha إِذۡ دَخَلُواْ عَلَيۡهِ فَقَالُواْ سَلَـٰمًاۖ قَالَ سَلَـٰمٌ قَوۡمٌ مُّنكَرُونَ ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani onlar, İbrahim'in yanına varmışlar ve "Selam olsun sana!" demişlerdi. O da "Size de selam olsun." demiş, "Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler" (diye düşünmüştü).
İlişkiler21 bağlantı · 5 tür
Açıklar29:31
Paralel11:69 15:51–53 15:51–77 15:51 15:52 +2 daha Aynı ibare15:62
Aynı konu14:39 21:71
Henüz sınıflandırılmamış11:69–82 11:69 11:74 15:51 15:52–53 +5 daha فَرَاغَ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِۦ فَجَآءَ بِعِجۡلٍ سَمِينٍ ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hissettirmeden ailesinin yanına gidip, (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi.
İlişkiler22 bağlantı · 6 tür
Açıklar29:31
Aynı kök7:148
Paralel11:69 11:69–82 15:51–53 15:51–77 15:51 +2 daha Aynı ibare15:62
Aynı konu14:39 21:71
Henüz sınıflandırılmamış7:133 11:69 11:70 11:74 15:52–62 +5 daha فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيۡهِمۡ قَالَ أَلَا تَأۡكُلُونَ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onu önlerine koydu. "Yemez misiniz?" dedi.
İlişkiler20 bağlantı · 5 tür
Açıklar29:31
Paralel11:69 15:51–53 15:51–77 15:51 29:31 +1 daha Aynı ibare15:62
Aynı konu14:39 21:71
Henüz sınıflandırılmamış11:69–82 11:69 11:70 11:74 15:52–62 +5 daha فَأَوۡجَسَ مِنۡهُمۡ خِيفَةًۖ قَالُواْ لَا تَخَفۡۖ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَـٰمٍ عَلِيمٍ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim'in içine bir korku düştü. Onlar, "korkma" dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler.
İlişkiler31 bağlantı · 5 tür
Açıklar11:69 29:31
Paralel11:69 11:69–82 11:70–73 11:70 11:71–73 +6 daha Aynı ibare15:62 37:101
Aynı konu14:39 21:71
Henüz sınıflandırılmamış11:69–70 11:69–76 11:71 11:74 15:50–55 +9 daha فَأَقۡبَلَتِ ٱمۡرَأَتُهُۥ فِى صَرَّةٍ فَصَكَّتۡ وَجۡهَهَا وَقَالَتۡ عَجُوزٌ عَقِيمٌ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. "Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)" dedi.
İlişkiler25 bağlantı · 6 tür
Açıklar29:31
Aynı kök2:282
Paralel11:69–82 11:70–73 11:71–73 11:72 15:51 +3 daha Aynı ibare15:62
Aynı konu14:39 21:71
Henüz sınıflandırılmamış4:34 11:71–72 11:71 11:74 15:51–77 +7 daha قَالُواْ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡحَكِيمُ ٱلۡعَلِيمُ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar dediler ki: "Rabbin böyle buyurdu. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir."
İlişkiler16 bağlantı · 5 tür
Açıklar29:31
Paralel11:70–73 15:51 29:31
Aynı ibare15:62
Aynı konu14:39 21:71
Henüz sınıflandırılmamış11:69–82 11:71–73 11:74 15:51–77 15:54 +4 daha Sayfa 522 Zariyat
۞ قَالَ فَمَا خَطۡبُكُمۡ أَيُّهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İbrahim, onlara: "O halde asıl işiniz nedir ey elçiler?" dedi.
İlişkiler22 bağlantı · 5 tür
Aynı kök15:57
Paralel11:69–82 11:74–76 11:74–83 15:51 15:57–77 +4 daha Aynı ibare15:62
Aynı konu15:8 21:71
Henüz sınıflandırılmamış7:83 15:51–77 15:63 15:64 15:66 +4 daha قَالُوٓاْ إِنَّآ أُرۡسِلۡنَآ إِلَىٰ قَوۡمٍ مُّجۡرِمِينَ ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(32-34) Onlar şöyle dediler: "Biz suçlu bir kavme (Lut'un kavmine), üzerlerine çamurdan, pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik."
İlişkiler27 bağlantı · 4 tür
Paralel7:84 11:69–82 11:74–76 11:74–83 11:82 +8 daha Aynı ibare15:62
Aynı konu15:8 15:73–74 21:71
Henüz sınıflandırılmamış7:83 11:82–83 15:63 15:64 15:66 +5 daha لِنُرۡسِلَ عَلَيۡهِمۡ حِجَارَةً مِّن طِينٍ ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(32-34) Onlar şöyle dediler: "Biz suçlu bir kavme (Lut'un kavmine), üzerlerine çamurdan, pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik."
İlişkiler35 bağlantı · 4 tür
Paralel7:80–84 7:84 11:74–76 11:74–83 11:82 +13 daha Aynı ibare15:62
Aynı konu15:8 21:71
Henüz sınıflandırılmamış7:83 7:84 11:82 11:83 15:63 +9 daha مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ لِلۡمُسۡرِفِينَ ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(32-34) Onlar şöyle dediler: "Biz suçlu bir kavme (Lut'un kavmine), üzerlerine çamurdan, pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik."
İlişkiler29 bağlantı · 4 tür
Paralel7:80–84 7:84 11:74–76 11:74–83 11:83 +6 daha Aynı ibare15:62
Aynı konu15:8 21:71
Henüz sınıflandırılmamış7:83 7:84 11:82 11:82–83 11:83 +10 daha فَأَخۡرَجۡنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Orada (Lut'un yöresinde) bulunan mü'minleri çıkardık.
İlişkiler22 bağlantı · 6 tür
Açıklar7:83
Paralel11:74–83 15:51 15:57–77 15:59–60 26:170 +3 daha Aynı ibare15:62
Aynı konu21:71
Genelleştirir10:103 30:47
Henüz sınıflandırılmamış7:83 11:81 15:66 22:43 26:169 +4 daha فَمَا وَجَدۡنَا فِيهَا غَيۡرَ بَيۡتٍ مِّنَ ٱلۡمُسۡلِمِينَ ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Zaten orada bir ev halkından başka müslüman bulamadık.
İlişkiler24 bağlantı · 5 tür
Açıklar7:83
Paralel11:74–83 15:51 15:57–77 15:59–60 26:170 +3 daha Aynı ibare15:62
Aynı konu21:71 29:29
Henüz sınıflandırılmamış7:83 11:40 12:103 13:1 15:66 +7 daha وَتَرَكۡنَا فِيهَآ ءَايَةً لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلۡعَذَابَ ٱلۡأَلِيمَ ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Orada, elem dolu azaptan korkacaklar için bir ibret bıraktık.
İlişkiler23 bağlantı · 4 tür
Paralel11:74–83 15:51 15:57–77 26:170 29:31–35 +2 daha Aynı ibare15:62
Aynı konu11:83 15:77 21:71 26:174 29:35
Henüz sınıflandırılmamış15:66 20:128 22:43 26:169 26:171 +5 daha وَفِى مُوسَىٰٓ إِذۡ أَرۡسَلۡنَـٰهُ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ بِسُلۡطَـٰنٍ مُّبِينٍ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu açık bir delil ile Firavun'a göndermiştik.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Paralel23:45 79:15–25
Aynı ibare11:96 40:23 44:19
Aynı konu21:41 28:35 43:46–52 69:9
Henüz sınıflandırılmamış15:67 17:65 20:9–48 43:46–56 43:55 +2 daha فَتَوَلَّىٰ بِرُكۡنِهِۦ وَقَالَ سَـٰحِرٌ أَوۡ مَجۡنُونٌ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O ise kuvvetine güvenerek yüz çevirdi ve "Bu bir büyücü veya delidir" dedi.
İlişkiler9 bağlantı · 5 tür
Paralel7:104–110
Aynı hüküm51:52
Aynı ibare51:52
Aynı konu21:41 69:9
Henüz sınıflandırılmamış23:45–47 43:55 44:17 44:24
فَأَخَذۡنَـٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذۡنَـٰهُمۡ فِى ٱلۡيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. O ise (pişman olmuş), kendini kınıyordu.
İlişkiler14 bağlantı · 5 tür
Aynı kök28:40
Paralel2:50 7:136 10:90–91
Aynı ibare28:40
Aynı konu21:41 69:9 85:17
Henüz sınıflandırılmamış10:89–93 10:90 10:90–92 43:55 44:17 +1 daha وَفِى عَادٍ إِذۡ أَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمُ ٱلرِّيحَ ٱلۡعَقِيمَ ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ad kavminde de ibretler vardır. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik.
İlişkiler27 bağlantı · 3 tür
Paralel7:65–72 7:72 11:58 26:139 41:16 +3 daha Aynı konu9:70 14:9 21:41 22:42 23:41
Henüz sınıflandırılmamış7:65 11:24 11:50–60 15:22 25:38 +9 daha مَا تَذَرُ مِن شَىۡءٍ أَتَتۡ عَلَيۡهِ إِلَّا جَعَلَتۡهُ كَٱلرَّمِيمِ ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Paralel11:58 26:139 41:15–16 46:21–25 46:24 +1 daha Aynı konu21:41 23:41
Henüz sınıflandırılmamış26:140 46:21 54:21 69:5 89:6
وَفِى ثَمُودَ إِذۡ قِيلَ لَهُمۡ تَمَتَّعُواْ حَتَّىٰ حِينٍ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Semud kavminde de ibretler vardır. Hani onlara, "Bir süreye kadar faydalanın bakalım" denmişti.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Paralel11:61–68 11:65 26:158 41:17
Aynı konu21:41 27:52
Henüz sınıflandırılmamış26:159 27:45 41:17 41:17–18 54:23–31 +2 daha فَعَتَوۡاْ عَنۡ أَمۡرِ رَبِّهِمۡ فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّـٰعِقَةُ وَهُمۡ يَنظُرُونَ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Paralel7:77 26:158 41:17 69:5
Aynı konu21:41 26:155 27:52
Henüz sınıflandırılmamış11:61–68 26:159 41:13 41:17 54:31 +2 daha فَمَا ٱسۡتَطَـٰعُواْ مِن قِيَامٍ وَمَا كَانُواْ مُنتَصِرِينَ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Artık, ne yerlerinden kalkmaya güçleri yetti, ne de başkasından yardım görebildiler.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Paralel26:158 27:45–53 41:17–18
Aynı konu21:41 27:52
Henüz sınıflandırılmamış26:159 41:17 69:5 89:9
وَقَوۡمَ نُوحٍ مِّن قَبۡلُۖ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمًا فَـٰسِقِينَ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunlardan önce de Nuh kavmini helak etmiştik. Çünkü onlar fasık bir toplum idiler.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare25:37 53:52
Aynı konu10:71–73 21:41
Henüz sınıflandırılmamış7:59–64 11:25 11:40 26:122 37:75–79 +1 daha وَٱلسَّمَآءَ بَنَيۡنَـٰهَا بِأَيۡيْدٍ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı kök38:17
Aynı konu2:22 21:32 21:41 40:64 50:6
Henüz sınıflandırılmamış21:16 21:30 21:104 29:19 36:38 +2 daha وَٱلۡأَرۡضَ فَرَشۡنَـٰهَا فَنِعۡمَ ٱلۡمَـٰهِدُونَ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yeri de biz döşedik. Biz ne güzel döşeyiciyiz.
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:22 13:3 21:41 50:6 55:10–11 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış91:6
وَمِن كُلِّ شَىۡءٍ خَلَقۡنَا زَوۡجَيۡنِ لَعَلَّكُمۡ تَذَكَّرُونَ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı konu4:1 21:41 36:36 43:12 78:8
Genelleştirir13:3
Henüz sınıflandırılmamış4:82 22:5 31:10 41:53 42:11 +2 daha فَفِرُّوٓاْ إِلَى ٱللَّهِۖ إِنِّى لَكُم مِّنۡهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O halde Allah'a koşun. Şüphesiz ben, size O'nun katından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Aynı kök41:4
Aynı ibare11:2 26:115 46:9 51:51
Aynı konu21:41
Henüz sınıflandırılmamış15:89 26:7 38:70 41:54 42:47 +2 daha وَلَا تَجۡعَلُواْ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَۖ إِنِّى لَكُم مِّنۡهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah ile beraber başka bir ilah edinmeyin. Gerçekten ben, size, Allah tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm16:74
Aynı ibare15:96 17:22 17:39 23:116–117 25:68 +5 daha Aynı konu21:41
Henüz sınıflandırılmamış35:23 36:65 38:65 41:6 44:8
Sayfa 523 Zariyat
كَذَٰلِكَ مَآ أَتَى ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُواْ سَاحِرٌ أَوۡ مَجۡنُونٌ ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte böyle! Onlardan öncekilere hiçbir peygamber gelmemişti ki, "O bir büyücüdür" yahut "bir delidir" demiş olmasınlar.
İlişkiler18 bağlantı · 5 tür
Aynı hüküm51:39
Aynı ibare51:39
Aynı konu2:118 15:11 21:3 21:41 23:70 +3 daha Genelleştirir23:24–25
Henüz sınıflandırılmamış7:184 10:98 15:6 15:15 17:48 +2 daha أَتَوَاصَوۡاْ بِهِۦۚ بَلۡ هُمۡ قَوۡمٌ طَاغُونَ ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyleri söylüyorlar)? Hayır, onlar azgın bir topluluktur.
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:118 15:13 23:81
Henüz sınıflandırılmamış17:47
فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ فَمَآ أَنتَ بِمَلُومٍ ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onun için, onlardan yüz çevir. Artık kınanacak değilsin.
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı konu13:40 32:30 54:6 80:7
Henüz sınıflandırılmamış37:142 37:174 43:89 53:29 54:5–6
وَذَكِّرۡ فَإِنَّ ٱلذِّكۡرَىٰ تَنفَعُ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt mü'minlere fayda verir.
İlişkiler19 bağlantı · 2 tür
Aynı konu36:10 50:45 52:29 80:4 87:9 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:6 5:63 5:79 6:69 6:70 +8 daha وَمَا خَلَقۡتُ ٱلۡجِنَّ وَٱلۡإِنسَ إِلَّا لِيَعۡبُدُونِ ٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
İlişkiler26 bağlantı · 3 tür
Aynı kök6:112 55:39
Aynı konu2:21 6:162 23:115
Henüz sınıflandırılmamış1:4 2:34 2:35 4:36 6:102 +16 daha مَآ أُرِيدُ مِنۡهُم مِّن رِّزۡقٍ وَمَآ أُرِيدُ أَن يُطۡعِمُونِ ٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ben, onlardan bir rızık istemiyorum. Bana yedirmelerini de istemiyorum.
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:14
Henüz sınıflandırılmamış20:132 23:88 112:2
إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ ذُو ٱلۡقُوَّةِ ٱلۡمَتِينُ ٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz Allah rızık verendir, güçlüdür, çok kuvvetlidir.
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı konu11:6 29:17
Henüz sınıflandırılmamış20:132 29:60 34:24 35:15 41:10 +2 daha فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُواْ ذَنُوبًا مِّثۡلَ ذَنُوبِ أَصۡحَـٰبِهِمۡ فَلَا يَسۡتَعۡجِلُونِ ٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. Artık azabımı acele istemesinler.
İlişkiler15 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:57–58 10:50–51 13:6 16:1 21:37 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış6:6 10:13–14 11:109
فَوَيۡلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن يَوۡمِهِمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ ٦٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkar edenlerin haline!
İlişkiler5 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare38:27
Aynı konu14:2
Henüz sınıflandırılmamış7:41 32:20 37:22–24