بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
ٱقۡتَرَبَتِ ٱلسَّاعَةُ وَٱنشَقَّ ٱلۡقَمَرُ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.
İlişkiler29 bağlantı · 3 tür
Aynı kök19:90 74:32
Aynı konu16:1 21:1 27:82 33:63 82:1
Henüz sınıflandırılmamış2:74 3:81 4:82 6:67 17:59 +17 daha وَإِن يَرَوۡاْ ءَايَةً يُعۡرِضُواْ وَيَقُولُواْ سِحۡرٌ مُّسۡتَمِرٌّ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve "Süregelen bir sihirdir" derler.
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Aynı kök74:32
Aynı konu7:132 10:76 17:59 26:5 27:82 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış4:82 6:7 6:67 17:89–93 22:1–2 +5 daha وَكَذَّبُواْ وَٱتَّبَعُوٓاْ أَهۡوَآءَهُمۡۚ وَكُلُّ أَمۡرٍ مُّسۡتَقِرٌّ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı kök74:32
Aynı konu6:67 27:82
Henüz sınıflandırılmamış2:54 6:67 18:57 27:82
وَلَقَدۡ جَآءَهُم مِّنَ ٱلۡأَنۢبَآءِ مَا فِيهِ مُزۡدَجَرٌ ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı kök74:32
Aynı konu27:82
Henüz sınıflandırılmamış6:67 18:55–56 27:82 27:93 41:53
حِكۡمَةُۢ بَـٰلِغَةٌۖ فَمَا تُغۡنِ ٱلنُّذُرُ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor!
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı kök74:32
Aynı konu10:101
Henüz sınıflandırılmamış6:67 10:1 27:82 29:51 37:174 +1 daha فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡۘ يَوۡمَ يَدۡعُ ٱلدَّاعِ إِلَىٰ شَىۡءٍ نُّكُرٍ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(6-7) O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı kök20:108 30:25
Paralel14:43 20:108 50:41–42
Aynı konu51:54 53:29 74:10
Henüz sınıflandırılmamış6:67 17:52 20:108 37:174 51:54 +2 daha Sayfa 529 Kamer
خُشَّعًا أَبۡصَـٰرُهُمۡ يَخۡرُجُونَ مِنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ كَأَنَّهُمۡ جَرَادٌ مُّنتَشِرٌ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(6-7) O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
İlişkiler26 bağlantı · 4 tür
Paralel14:43 20:108 36:51 50:44 70:44 +2 daha Aynı ibare68:43 70:43
Aynı konu14:43 30:25 42:45 50:41 74:10 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış6:67 7:133 14:43 17:52 20:108 +4 daha مُّهۡطِعِينَ إِلَى ٱلدَّاعِۖ يَقُولُ ٱلۡكَـٰفِرُونَ هَـٰذَا يَوۡمٌ عَسِرٌ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Davetçiye doğru koşarlarken kafirler, "Bu zor bir gün" derler.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Aynı kök14:43 70:36
Paralel20:108 36:51–52 36:51
Aynı konu25:26 74:10
Henüz sınıflandırılmamış6:67 14:43 17:52 20:108 40:18 +5 daha ۞ كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحٍ فَكَذَّبُواْ عَبۡدَنَا وَقَالُواْ مَجۡنُونٌ وَٱزۡدُجِرَ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp "Bu bir delidir" dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu.
İlişkiler29 bağlantı · 4 tür
Paralel7:60 21:76 23:23–26 26:117 71:21
Aynı ibare22:42 38:12–14 38:12 40:5
Aynı konu23:26 34:46 41:43 71:22
Henüz sınıflandırılmamış10:73 11:25–48 11:40 16:113 21:76 +11 daha فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَغۡلُوبٌ فَٱنتَصِرۡ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O da Rabbine, "Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et" diye dua etti.
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Paralel21:76 37:75 71:21 71:26–27 71:28
Aynı konu34:46 37:76 71:22
Henüz sınıflandırılmamış21:76 21:77 23:26 23:27 26:106 +7 daha فَفَتَحۡنَآ أَبۡوَٰبَ ٱلسَّمَآءِ بِمَآءٍ مُّنۡهَمِرٍ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.
İlişkiler16 bağlantı · 5 tür
Açıklar7:64 10:73
Aynı kök78:19
Paralel11:25–49 11:42 21:76
Aynı konu23:27 78:19
Henüz sınıflandırılmamış7:64 11:40 23:27 26:106 26:122 +3 daha وَفَجَّرۡنَا ٱلۡأَرۡضَ عُيُونًا فَٱلۡتَقَى ٱلۡمَآءُ عَلَىٰٓ أَمۡرٍ قَدۡ قُدِرَ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Paralel11:40 11:42
Henüz sınıflandırılmamış7:59–64 7:64 11:40 23:27 26:106 +4 daha وَحَمَلۡنَـٰهُ عَلَىٰ ذَاتِ أَلۡوَٰحٍ وَدُسُرٍ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz Nuh'u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Paralel10:71–73 11:42 69:11
Aynı konu11:37 36:41
Henüz sınıflandırılmamış7:64 11:25–48 11:40 11:44 23:27 +6 daha تَجۡرِى بِأَعۡيُنِنَا جَزَآءً لِّمَن كَانَ كُفِرَ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gemi, inkar edilen kimseye (Nuh'a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Paralel11:42 37:75–80
Aynı konu11:41
Henüz sınıflandırılmamış11:40 23:27 26:106 26:122 37:75 +3 daha وَلَقَد تَّرَكۡنَـٰهَآ ءَايَةً فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرٍ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Paralel11:42 29:15
Aynı konu69:12
Henüz sınıflandırılmamış11:37–44 11:120 12:111 20:13 23:27 +5 daha فَكَيۡفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)!
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare54:18 54:21 54:30
Henüz sınıflandırılmamış26:106 26:122 37:75 51:46 54:55
وَلَقَدۡ يَسَّرۡنَا ٱلۡقُرۡءَانَ لِلذِّكۡرِ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرٍ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun biz, Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
İlişkiler33 bağlantı · 5 tür
Aynı kök51:3
Aynı hüküm54:40
Aynı ibare54:22 54:32 54:40
Aynı konu17:46 19:97 44:58 73:20
Henüz sınıflandırılmamış6:65 7:3 10:57 11:24 16:44 +19 daha كَذَّبَتۡ عَادٌ فَكَيۡفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ad kavmi de (Hud'u) yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış!
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Paralel7:65–71 7:71 26:123–139
Aynı ibare54:16 54:21 54:30
Aynı konu46:21
Henüz sınıflandırılmamış7:65–72 7:65 11:50–60 69:4–8 89:6
إِنَّآ أَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمۡ رِيحًا صَرۡصَرًا فِى يَوۡمِ نَحۡسٍ مُّسۡتَمِرٍّ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgar gönderdik.
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Paralel7:71 11:58 41:15–16 46:24 51:41 +1 daha Aynı ibare41:16
Aynı konu46:21 54:34
Henüz sınıflandırılmamış7:72 41:16 69:6–8 69:7 69:8 +1 daha تَنزِعُ ٱلنَّاسَ كَأَنَّهُمۡ أَعۡجَازُ نَخۡلٍ مُّنقَعِرٍ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Paralel7:71 41:15–16 46:21–25 69:6
Aynı ibare69:7
Aynı konu46:21 69:8
Henüz sınıflandırılmamış7:72 41:16 69:6–8 69:7 69:8 +1 daha فَكَيۡفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Azabım ve uyarılarım nasılmış, (gördüler)!
İlişkiler8 bağlantı · 4 tür
Paralel7:71
Aynı ibare54:16 54:18 54:30
Aynı konu46:21
Henüz sınıflandırılmamış51:41–42 54:55 89:6
وَلَقَدۡ يَسَّرۡنَا ٱلۡقُرۡءَانَ لِلذِّكۡرِ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرٍ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun biz, Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Aynı kök51:3
Aynı hüküm54:40
Aynı ibare54:17 54:32 54:40
Aynı konu12:2 15:1 19:97 20:113 26:195 +7 daha كَذَّبَتۡ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(23-24) Semud kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: "İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz."
İlişkiler25 bağlantı · 2 tür
Aynı konu7:73–79 11:61 26:158
Henüz sınıflandırılmamış7:73 11:61–68 11:65 14:10–11 17:94 +17 daha فَقَالُوٓاْ أَبَشَرًا مِّنَّا وَٰحِدًا نَّتَّبِعُهُۥٓ إِنَّآ إِذًا لَّفِى ضَلَـٰلٍ وَسُعُرٍ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(23-24) Semud kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: "İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz."
İlişkiler31 bağlantı · 4 tür
Paralel11:61–68 26:154
Aynı ibare64:6
Aynı konu6:91 10:2 11:27 14:10–11 17:94 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış11:27 11:65 14:10 17:94 21:2 +12 daha أَءُلۡقِىَ ٱلذِّكۡرُ عَلَيۡهِ مِنۢ بَيۡنِنَا بَلۡ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌ ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir."
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Paralel26:155
Aynı konu7:63 23:24 25:41 26:186 38:8 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış11:27 11:65 14:10 17:94 21:2 +9 daha سَيَعۡلَمُونَ غَدًا مَّنِ ٱلۡكَذَّابُ ٱلۡأَشِرُ ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık!
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Paralel26:155
Aynı konu67:29
Henüz sınıflandırılmamış11:65 26:159 51:43 89:9 91:14
إِنَّا مُرۡسِلُواْ ٱلنَّاقَةِ فِتۡنَةً لَّهُمۡ فَٱرۡتَقِبۡهُمۡ وَٱصۡطَبِرۡ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Salih'e şöyle demiştik:) "Şüphesiz biz, onlara bir imtihan olmak üzere, o dişi deveyi göndereceğiz. Şimdi onları gözetle ve sabret."
İlişkiler24 bağlantı · 5 tür
Açıklar7:73
Aynı kök2:102 17:60
Paralel7:73 11:61–68 11:64 17:59 26:155 +1 daha Aynı konu7:74 7:76
Henüz sınıflandırılmamış7:133 11:65 26:155 26:155–158 26:156 +8 daha Sayfa 530 Kamer
وَنَبِّئۡهُمۡ أَنَّ ٱلۡمَآءَ قِسۡمَةُۢ بَيۡنَهُمۡۖ كُلُّ شِرۡبٍ مُّحۡتَضَرٌ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun."
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:249
Paralel7:73 11:64 26:155 91:13
Aynı konu7:74
Henüz sınıflandırılmamış11:65 26:155 26:159 51:43 89:9 +4 daha فَنَادَوۡاْ صَاحِبَهُمۡ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Paralel17:59 26:155 91:12
Aynı konu7:75 27:48
Henüz sınıflandırılmamış7:77 11:65 26:157 26:159 51:43 +4 daha فَكَيۡفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış!
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Paralel26:155
Aynı ibare54:16 54:18 54:21
Henüz sınıflandırılmamış11:65 26:159 51:43 89:9 91:13 +1 daha إِنَّآ أَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمۡ صَيۡحَةً وَٰحِدَةً فَكَانُواْ كَهَشِيمِ ٱلۡمُحۡتَظِرِ ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular.
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Paralel11:67 26:155 27:45–53 41:17 69:5 +1 daha Aynı ibare36:29 38:15
Henüz sınıflandırılmamış7:78 11:65 15:83 25:39 26:159 +7 daha وَلَقَدۡ يَسَّرۡنَا ٱلۡقُرۡءَانَ لِلذِّكۡرِ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرٍ ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun biz, Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
İlişkiler10 bağlantı · 5 tür
Aynı kök51:3
Aynı hüküm54:40
Aynı ibare54:17 54:22 54:40
Aynı konu19:97 44:58
Henüz sınıflandırılmamış3:138 26:159 54:55
كَذَّبَتۡ قَوۡمُ لُوطِۭ بِٱلنُّذُرِ ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Lut kavmi de uyarıcıları yalanladı.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Paralel11:69–83 26:160–174 29:28–35
Aynı konu7:80–84 15:58–76
Henüz sınıflandırılmamış11:70–83 11:78 27:54–58 37:133 37:133–138 +1 daha إِنَّآ أَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمۡ حَاصِبًا إِلَّآ ءَالَ لُوطٍۖ نَّجَّيۡنَـٰهُم بِسَحَرٍ ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Açıklar29:40
Paralel7:84 11:76–83 11:81 11:81–83 11:82 +5 daha Aynı konu54:19 67:17
Henüz sınıflandırılmamış11:78 29:28–35 37:133 51:32–34 51:41
نِّعۡمَةً مِّنۡ عِندِنَاۚ كَذَٰلِكَ نَجۡزِى مَن شَكَرَ ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Aynı konu10:103
Henüz sınıflandırılmamış11:78 37:133
وَلَقَدۡ أَنذَرَهُم بَطۡشَتَنَا فَتَمَارَوۡاْ بِٱلنُّذُرِ ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, Lut onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı kök15:63 44:16 85:12
Henüz sınıflandırılmamış11:78 11:79 37:133
وَلَقَدۡ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيۡفِهِۦ فَطَمَسۡنَآ أَعۡيُنَهُمۡ فَذُوقُواْ عَذَابِى وَنُذُرِ ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.
İlişkiler9 bağlantı · 4 tür
Devam eder11:78
Paralel11:78 15:67
Aynı konu29:29
Henüz sınıflandırılmamış11:78 11:79 12:23 29:28–29 37:133
وَلَقَدۡ صَبَّحَهُم بُكۡرَةً عَذَابٌ مُّسۡتَقِرٌّ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Paralel11:81 15:59–75 15:65 15:73
Henüz sınıflandırılmamış11:78 37:133
فَذُوقُواْ عَذَابِى وَنُذُرِ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.
İlişkiler2 bağlantı · 2 tür
Aynı konu26:160–166
Henüz sınıflandırılmamış11:78
وَلَقَدۡ يَسَّرۡنَا ٱلۡقُرۡءَانَ لِلذِّكۡرِ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرٍ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
İlişkiler11 bağlantı · 5 tür
Aynı kök51:3
Aynı hüküm54:17 54:22 54:32
Aynı ibare54:17 54:22 54:32
Aynı konu19:97 44:58
Henüz sınıflandırılmamış17:41 54:55
وَلَقَدۡ جَآءَ ءَالَ فِرۡعَوۡنَ ٱلنُّذُرُ ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, Firavun'un ailesine de uyarıcılar gelmişti.
İlişkiler3 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış43:46–56 79:15–26 79:15–25
كَذَّبُواْ بِـَٔايَـٰتِنَا كُلِّهَا فَأَخَذۡنَـٰهُمۡ أَخۡذَ عَزِيزٍ مُّقۡتَدِرٍ ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bütün ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık.
İlişkiler2 bağlantı · 2 tür
Aynı konu43:46–52
Henüz sınıflandırılmamış3:11
أَكُفَّارُكُمۡ خَيۡرٌ مِّنۡ أُوْلَـٰٓئِكُمۡ أَمۡ لَكُم بَرَآءَةٌ فِى ٱلزُّبُرِ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Mekkeliler!) Sizin kafirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var?
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı kök16:44
Aynı konu7:169 44:37
Henüz sınıflandırılmamış3:119 6:110 9:1 26:196 35:25 +2 daha أَمۡ يَقُولُونَ نَحۡنُ جَمِيعٌ مُّنتَصِرٌ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa onlar, "Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz" mu diyorlar?
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Aynı konu26:56 29:25
Henüz sınıflandırılmamış70:36
سَيُهۡزَمُ ٱلۡجَمۡعُ وَيُوَلُّونَ ٱلدُّبُرَ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O topluluk yakında (Bedir'de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı konu8:7 38:11
Henüz sınıflandırılmamış33:38 70:36
بَلِ ٱلسَّاعَةُ مَوۡعِدُهُمۡ وَٱلسَّاعَةُ أَدۡهَىٰ وَأَمَرُّ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hayır, kıyamet, onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır.
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Aynı konu40:23–50
Henüz sınıflandırılmamış45:27 46:35
إِنَّ ٱلۡمُجۡرِمِينَ فِى ضَلَـٰلٍ وَسُعُرٍ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler.
İlişkiler2 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış18:53 74:26
يَوۡمَ يُسۡحَبُونَ فِى ٱلنَّارِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمۡ ذُوقُواْ مَسَّ سَقَرَ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine, "Cehennemin dokunuşunu tadın!" denecek.
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı konu17:97 25:34 27:90 33:66 40:71 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış17:97–98 19:86 37:147 74:26 74:41–42
إِنَّا كُلَّ شَىۡءٍ خَلَقۡنَـٰهُ بِقَدَرٍ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı kök21:87 77:23
Aynı konu13:8 15:19 15:21 25:2 87:1–3
Henüz sınıflandırılmamış2:20 37:147 55:1–16 55:7 55:8 +3 daha Sayfa 531 Kamer
وَمَآ أَمۡرُنَآ إِلَّا وَٰحِدَةٌ كَلَمۡحِۭ بِٱلۡبَصَرِ ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Emrimiz ancak bir tek emirdir. Göz kırpması gibidir. (Anında gerçekleşir.)
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı kök21:87
Aynı ibare16:77
Aynı konu3:47 19:35 40:68 99:8
Henüz sınıflandırılmamış3:59 6:73 16:40 21:1 36:82 +4 daha وَلَقَدۡ أَهۡلَكۡنَآ أَشۡيَاعَكُمۡ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرٍ ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz sizin gibileri hep helak ettik. Fakat var mı düşünüp öğüt alan?
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı konu34:54 99:8
Henüz sınıflandırılmamış9:69 14:43–44 17:58 20:128 36:31 +2 daha وَكُلُّ شَىۡءٍ فَعَلُوهُ فِى ٱلزُّبُرِ ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır.
İlişkiler24 bağlantı · 2 tür
Aynı konu7:7 10:61 17:13 17:14 18:49 +9 daha Henüz sınıflandırılmamış16:44 25:26 43:80 45:28–29 45:29 +5 daha وَكُلُّ صَغِيرٍ وَكَبِيرٍ مُّسۡتَطَرٌ ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Küçük, büyük her şey satır satır yazılmıştır.
İlişkiler27 bağlantı · 2 tür
Aynı konu7:7 10:61 17:13 18:49 21:94 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış3:181 4:81 10:21 19:79 25:26 +13 daha إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِى جَنَّـٰتٍ وَنَهَرٍ ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde, ırmak başlarındadırlar.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı kök2:249
Aynı konu2:25 47:15 56:11
Henüz sınıflandırılmamış10:2 15:46 35:10 36:58 39:33 +2 daha فِى مَقۡعَدِ صِدۡقٍ عِندَ مَلِيكٍ مُّقۡتَدِرِۭ ٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Muktedir bir hükümdarın katında, doğruluk meclisindedirler.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı kök10:2
Aynı konu19:85 44:51 56:11
Henüz sınıflandırılmamış35:10 36:58 39:33 45:29 54:16 +4 daha