بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
حمٓ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İlişkiler8 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış1:1 2:1 13:38 40:1 46:10 +3 daha وَٱلۡكِتَـٰبِ ٱلۡمُبِينِ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-3) Apaçık Kitab'a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur'an yaptık.
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare44:2
Henüz sınıflandırılmamış4:174 15:1 27:1 50:1
إِنَّا جَعَلۡنَـٰهُ قُرۡءَٰنًا عَرَبِيًّا لَّعَلَّكُمۡ تَعۡقِلُونَ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-3) Apaçık Kitab'a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur'an yaptık.
İlişkiler20 bağlantı · 5 tür
Açıklar41:44
Aynı kök13:37 26:195
Aynı ibare12:2 39:28 42:7
Aynı konu16:103 19:97 46:12 54:22 85:22
Henüz sınıflandırılmamış7:158 12:3 14:4 17:78 20:113 +4 daha وَإِنَّهُۥ فِىٓ أُمِّ ٱلۡكِتَـٰبِ لَدَيۡنَا لَعَلِىٌّ حَكِيمٌ ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz o, katımızdaki ana kitapta (Levh-i Mahfuz'da) mevcuttur, çok yücedir, hikmetlerle doludur.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:7 13:39
Aynı konu36:2 85:22
Henüz sınıflandırılmamış10:1 56:77–80 56:78 80:11–16 85:22
أَفَنَضۡرِبُ عَنكُمُ ٱلذِّكۡرَ صَفۡحًا أَن كُنتُمۡ قَوۡمًا مُّسۡرِفِينَ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Haddi aşan bir topluluk oldunuz, diye vazgeçip Zikir'le (Kur'an'la) sizi uyarmaktan geri mi duralım?
İlişkiler4 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış4:34 6:51 9:6 20:127
وَكَمۡ أَرۡسَلۡنَا مِن نَّبِىٍّ فِى ٱلۡأَوَّلِينَ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Halbuki daha önceki toplumlara da nice peygamberler göndermiştik.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı kök6:83–90
Aynı konu15:10
Henüz sınıflandırılmamış2:61 6:42 10:47 35:24
وَمَا يَأۡتِيهِم مِّن نَّبِىٍّ إِلَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Onlar da) kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.
İlişkiler4 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış15:11 36:30 39:48 43:52–53
فَأَهۡلَكۡنَآ أَشَدَّ مِنۡهُم بَطۡشًا وَمَضَىٰ مَثَلُ ٱلۡأَوَّلِينَ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz, onlardan daha çetinlerini de helak ettik. Öncekilerin örneği geçti!
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare50:36
Aynı konu6:6 40:21 47:13
Henüz sınıflandırılmamış11:6 27:75 30:9 34:3 35:44 +1 daha وَلَئِن سَأَلۡتَهُم مَّنۡ خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ لَيَقُولُنَّ خَلَقَهُنَّ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡعَلِيمُ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, mutlaka, "Onları mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen (Allah) yarattı" diyeceklerdir.
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Aynı kök29:61
Aynı ibare29:61 31:25 39:38
Aynı konu10:31 23:84–89 29:63
Henüz sınıflandırılmamış21:21 23:84 43:87
ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ مَهۡدًا وَجَعَلَ لَكُمۡ فِيهَا سُبُلًا لَّعَلَّكُمۡ تَهۡتَدُونَ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, yeryüzünü size beşik yapan ve gideceğiniz yere ulaşasınız diye sizin için orada yollar var edendir.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:53 21:31 40:64 71:19 78:6
Aynı konu16:16
Henüz sınıflandırılmamış6:97 16:15 20:66 71:20
Sayfa 490 Zuhruf
وَٱلَّذِى نَزَّلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءَۢ بِقَدَرٍ فَأَنشَرۡنَا بِهِۦ بَلۡدَةً مَّيۡتًاۚ كَذَٰلِكَ تُخۡرَجُونَ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, gökten bir ölçüye göre yağmur indirendir. Biz onunla ölü araziyi canlandırdık. İşte siz de, böyle diriltileceksiniz.
İlişkiler24 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare13:17 23:18 25:49 39:21 50:11
Aynı konu2:164 7:57 22:5 30:19 30:50 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış4:82 7:25 7:179 20:55 22:6 +6 daha وَٱلَّذِى خَلَقَ ٱلۡأَزۡوَٰجَ كُلَّهَا وَجَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلۡفُلۡكِ وَٱلۡأَنۡعَـٰمِ مَا تَرۡكَبُونَ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(12-14) O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve "Bunu hizmetimize veren Allah'ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz" diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır.
İlişkiler28 bağlantı · 4 tür
Aynı kök36:36
Aynı konu2:164 6:143–144 13:3 14:32 16:5 +13 daha Genelleştirir11:41
Henüz sınıflandırılmamış16:5–8 16:7 23:21 35:12 36:72 +3 daha لِتَسۡتَوُۥاْ عَلَىٰ ظُهُورِهِۦ ثُمَّ تَذۡكُرُواْ نِعۡمَةَ رَبِّكُمۡ إِذَا ٱسۡتَوَيۡتُمۡ عَلَيۡهِ وَتَقُولُواْ سُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِى سَخَّرَ لَنَا هَـٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُۥ مُقۡرِنِينَ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(12-14) O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve "Bunu hizmetimize veren Allah'ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz" diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı konu14:32 16:5 16:8 23:29 40:79 +1 daha Genelleştirir11:41
Henüz sınıflandırılmamış16:7 16:66 23:21 36:42 36:71–72 +2 daha وَإِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(12-14) O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve "Bunu hizmetimize veren Allah'ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz" diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı konu40:80
Genelleştirir11:41
Henüz sınıflandırılmamış7:123–125 16:7 36:42 40:80
وَجَعَلُواْ لَهُۥ مِنۡ عِبَادِهِۦ جُزۡءًاۚ إِنَّ ٱلۡإِنسَـٰنَ لَكَفُورٌ مُّبِينٌ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Böyle iken ("melekler Allah'ın kızlarıdır" demek suretiyle) kullarından bir kısmını O'nun parçası saydılar. Şüphesiz insan apaçık bir nankördür.
İlişkiler31 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:116 9:30 10:68 16:57 16:62 +11 daha Henüz sınıflandırılmamış5:17 5:18 5:72 13:16 14:34 +10 daha أَمِ ٱتَّخَذَ مِمَّا يَخۡلُقُ بَنَاتٍ وَأَصۡفَىٰكُم بِٱلۡبَنِينَ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa, Allah, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de, oğulları size mi seçip ayırdı?
İlişkiler30 bağlantı · 2 tür
Aynı konu10:68 16:57 16:57–59 16:62 17:40 +15 daha Henüz sınıflandırılmamış16:57 16:58 16:59 16:62 17:40 +5 daha وَإِذَا بُشِّرَ أَحَدُهُم بِمَا ضَرَبَ لِلرَّحۡمَـٰنِ مَثَلًا ظَلَّ وَجۡهُهُۥ مُسۡوَدًّا وَهُوَ كَظِيمٌ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlardan biri, Rahman'a örnek kıldığı (isnad ettiği kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman, öfkesinden yüzü simsiyah kesilir.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Aynı kök4:34
Aynı ibare16:57–59 16:58
Aynı konu10:68 16:57 16:62 17:40 19:35 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış16:58 16:59 19:89 19:90 37:149 +2 daha أَوَمَن يُنَشَّؤُاْ فِى ٱلۡحِلۡيَةِ وَهُوَ فِى ٱلۡخِصَامِ غَيۡرُ مُبِينٍ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Süs içerisinde (narin bir biçimde) yetiştirilen ve tartışmada (delilini erkekler gibi) açıklayamayanı mı Allah'a isnad ediyorlar?
İlişkiler20 bağlantı · 2 tür
Aynı konu10:68 16:57 16:57–59 16:58–59 16:62 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış16:4 16:58 16:59 17:31 19:89 +3 daha وَجَعَلُواْ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةَ ٱلَّذِينَ هُمۡ عِبَـٰدُ ٱلرَّحۡمَـٰنِ إِنَـٰثًاۚ أَشَهِدُواْ خَلۡقَهُمۡۚ سَتُكۡتَبُ شَهَـٰدَتُهُمۡ وَيُسۡـَٔلُونَ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, Rahman'ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların (yalan) şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır.
İlişkiler32 bağlantı · 4 tür
Açıklar4:117 16:57
Aynı kök4:117
Aynı konu10:21 10:68 16:57 16:57–59 16:62 +14 daha Henüz sınıflandırılmamış4:119 7:156 16:58 16:59 18:65 +5 daha وَقَالُواْ لَوۡ شَآءَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ مَا عَبَدۡنَـٰهُمۗ مَّا لَهُم بِذَٰلِكَ مِنۡ عِلۡمٍۖ إِنۡ هُمۡ إِلَّا يَخۡرُصُونَ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Eğer Rahman dileseydi, biz onlara kulluk etmezdik" dediler. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı kök51:10
Aynı konu6:148 7:28 14:21 16:35 17:40 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış6:116 6:148–153 6:149 10:36 11:15 +2 daha أَمۡ ءَاتَيۡنَـٰهُمۡ كِتَـٰبًا مِّن قَبۡلِهِۦ فَهُم بِهِۦ مُسۡتَمۡسِكُونَ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar?
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare35:40
Aynı konu34:44 37:157 46:4 68:37
Henüz sınıflandırılmamış6:57 6:116 16:35 30:35 31:21 +1 daha بَلۡ قَالُوٓاْ إِنَّا وَجَدۡنَآ ءَابَآءَنَا عَلَىٰٓ أُمَّةٍ وَإِنَّا عَلَىٰٓ ءَاثَـٰرِهِم مُّهۡتَدُونَ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hayır! Onlar sadece, "Şüphesiz biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk ve biz onların izlerinden gitmekteyiz" dediler.
İlişkiler22 bağlantı · 5 tür
Aynı kök11:8
Aynı ibare21:53
Aynı konu5:104 7:28 11:62 34:43 37:69–70 +1 daha Genelleştirir2:170 43:23
Henüz sınıflandırılmamış2:170 5:104 6:116 7:28 10:78 +7 daha Sayfa 491 Zuhruf
وَكَذَٰلِكَ مَآ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ فِى قَرۡيَةٍ مِّن نَّذِيرٍ إِلَّا قَالَ مُتۡرَفُوهَآ إِنَّا وَجَدۡنَآ ءَابَآءَنَا عَلَىٰٓ أُمَّةٍ وَإِنَّا عَلَىٰٓ ءَاثَـٰرِهِم مُّقۡتَدُونَ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, "Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz" demiş olmasınlar.
İlişkiler29 bağlantı · 4 tür
Aynı ibare26:70–74 34:34
Aynı konu5:104 6:123 7:28 7:76 10:78 +6 daha Genelleştirir2:170 43:22
Henüz sınıflandırılmamış2:170 6:116 7:28 16:36 21:52–53 +9 daha ۞ قَـٰلَ أَوَلَوۡ جِئۡتُكُم بِأَهۡدَىٰ مِمَّا وَجَدتُّمۡ عَلَيۡهِ ءَابَآءَكُمۡۖ قَالُوٓاْ إِنَّا بِمَآ أُرۡسِلۡتُم بِهِۦ كَـٰفِرُونَ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Gönderilen uyarıcı,) "Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?" dedi. Onlar, "Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkar ediyoruz" dediler.
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Aynı ibare34:34
Aynı konu5:104 7:28 7:76 34:43 37:69
Genelleştirir2:170
Henüz sınıflandırılmamış6:116 28:36 50:5 107:1
فَٱنتَقَمۡنَا مِنۡهُمۡۖ فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلۡمُكَذِّبِينَ ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz de onlardan intikam aldık. Yalanlayanların sonu, bak nasıl oldu!
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Aynı kök14:47 39:37
Aynı ibare7:136 15:79
Aynı konu30:47 43:55
Henüz sınıflandırılmamış6:116 34:45 44:16 50:5 107:1
وَإِذۡ قَالَ إِبۡرَٰهِيمُ لِأَبِيهِ وَقَوۡمِهِۦٓ إِنَّنِى بَرَآءٌ مِّمَّا تَعۡبُدُونَ ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani İbrahim, babasına ve kavmine şöyle demişti: "Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım."
İlişkiler22 bağlantı · 4 tür
Devam eder43:28
Paralel6:74–84 6:74 19:41–50 19:42 19:48 +2 daha Aynı konu19:46–47 21:57
Henüz sınıflandırılmamış6:79 6:80–81 6:116 16:123 19:42 +7 daha إِلَّا ٱلَّذِى فَطَرَنِى فَإِنَّهُۥ سَيَهۡدِينِ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ben ancak O, beni yaratana taparım. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir."
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Devam eder43:28
Paralel19:41–50 19:48
Aynı konu6:77 21:57 26:78 37:99
Henüz sınıflandırılmamış6:74 6:79 6:116 16:123 19:42 +8 daha وَجَعَلَهَا كَلِمَةَۢ بَاقِيَةً فِى عَقِبِهِۦ لَعَلَّهُمۡ يَرۡجِعُونَ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İbrahim bunu, belki dönerler diye, ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Devam eder43:26–27
Paralel19:41–50
Henüz sınıflandırılmamış6:116 16:123 22:78 37:99 60:4
بَلۡ مَتَّعۡتُ هَـٰٓؤُلَآءِ وَءَابَآءَهُمۡ حَتَّىٰ جَآءَهُمُ ٱلۡحَقُّ وَرَسُولٌ مُّبِينٌ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Doğrusu onları (Mekke müşriklerini) ve atalarını kendilerine hak olan Kur'an ve onu açıklayan bir peygamber gelinceye kadar (dünya nimetlerinden) yararlandırırım.
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Aynı kök69:40
Aynı ibare21:44
Aynı konu2:126 5:15 28:59 46:20
Henüz sınıflandırılmamış2:14 5:15 6:131 16:123 22:78
وَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلۡحَقُّ قَالُواْ هَـٰذَا سِحۡرٌ وَإِنَّا بِهِۦ كَـٰفِرُونَ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Fakat kendilerine Hak gelince, "Bu bir büyüdür, biz onu kesinlikle inkar ediyoruz" dediler.
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı kök69:40
Aynı ibare10:76 27:13
Aynı konu5:15 28:36 34:43 38:1–10 38:4 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış16:123 22:78 37:15 50:2
وَقَالُواْ لَوۡلَا نُزِّلَ هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانُ عَلَىٰ رَجُلٍ مِّنَ ٱلۡقَرۡيَتَيۡنِ عَظِيمٍ ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Bu Kur'an, iki şehrin birinden bir büyük adama indirilseydi ya!" dediler.
İlişkiler16 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:105 2:247 6:53 21:107 25:41 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:106 3:73–74 6:124 17:47 26:198 +3 daha أَهُمۡ يَقۡسِمُونَ رَحۡمَتَ رَبِّكَۚ نَحۡنُ قَسَمۡنَا بَيۡنَهُم مَّعِيشَتَهُمۡ فِى ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۚ وَرَفَعۡنَا بَعۡضَهُمۡ فَوۡقَ بَعۡضٍ دَرَجَـٰتٍ لِّيَتَّخِذَ بَعۡضُهُم بَعۡضًا سُخۡرِيًّاۗ وَرَحۡمَتُ رَبِّكَ خَيۡرٌ مِّمَّا يَجۡمَعُونَ ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır.
İlişkiler22 bağlantı · 4 tür
Açıklar6:165
Aynı ibare10:58 38:9
Aynı konu2:105 3:73–74 16:2 16:71 17:21 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:105–106 2:106 3:74 4:1 4:32 +7 daha وَلَوۡلَآ أَن يَكُونَ ٱلنَّاسُ أُمَّةً وَٰحِدَةً لَّجَعَلۡنَا لِمَن يَكۡفُرُ بِٱلرَّحۡمَـٰنِ لِبُيُوتِهِمۡ سُقُفًا مِّن فِضَّةٍ وَمَعَارِجَ عَلَيۡهَا يَظۡهَرُونَ ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer bütün insanlar (kafirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı, Rahman'ı inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı kök17:93
Aynı konu3:14 17:93 42:27
Henüz sınıflandırılmamış17:1 18:28 18:46
Sayfa 492 Zuhruf
وَلِبُيُوتِهِمۡ أَبۡوَٰبًا وَسُرُرًا عَلَيۡهَا يَتَّكِـُٔونَ ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(34-35) Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. Bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçimliğidir. Rabbinin katında ahiret ise, O'na karşı gelmekten sakınanlarındır.
İlişkiler2 bağlantı · 2 tür
Aynı kök17:93
Henüz sınıflandırılmamış18:28
وَزُخۡرُفًاۚ وَإِن كُلُّ ذَٰلِكَ لَمَّا مَتَـٰعُ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۚ وَٱلۡـَٔاخِرَةُ عِندَ رَبِّكَ لِلۡمُتَّقِينَ ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(34-35) Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. Bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçimliğidir. Rabbinin katında ahiret ise, O'na karşı gelmekten sakınanlarındır.
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Aynı kök17:93
Aynı ibare28:60 42:36
Aynı konu7:32
Henüz sınıflandırılmamış2:2–5 2:2 3:185 7:182 9:55 +2 daha وَمَن يَعۡشُ عَن ذِكۡرِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ نُقَيِّضۡ لَهُۥ شَيۡطَـٰنًا فَهُوَ لَهُۥ قَرِينٌ ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kim, Rahman'ın Zikri'ni görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur.
İlişkiler45 bağlantı · 5 tür
Aynı kök50:23
Paralel25:29
Aynı ibare7:30 37:33
Aynı konu4:38 7:27 7:175 19:83 20:100 +10 daha Henüz sınıflandırılmamış2:15 2:18 6:4 6:43 7:27 +21 daha وَإِنَّهُمۡ لَيَصُدُّونَهُمۡ عَنِ ٱلسَّبِيلِ وَيَحۡسَبُونَ أَنَّهُم مُّهۡتَدُونَ ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar.
İlişkiler29 bağlantı · 4 tür
Paralel25:29
Aynı ibare7:30 37:33
Aynı konu18:104–105 20:100 20:124 25:27 26:94 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:15 6:42–43 6:43 7:27 7:30 +14 daha حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَنَا قَالَ يَـٰلَيۡتَ بَيۡنِى وَبَيۡنَكَ بُعۡدَ ٱلۡمَشۡرِقَيۡنِ فَبِئۡسَ ٱلۡقَرِينُ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonunda bize geldiğinde, arkadaşına, "Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!" der.
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Paralel25:29 50:27
Aynı ibare7:30 37:33
Aynı konu3:30 7:38–39 14:21–22 25:27 26:94 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış4:38 7:38 25:27–29 38:68 40:22 +2 daha وَلَن يَنفَعَكُمُ ٱلۡيَوۡمَ إِذ ظَّلَمۡتُمۡ أَنَّكُمۡ فِى ٱلۡعَذَابِ مُشۡتَرِكُونَ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara, "(Bu temenniniz) bugün size asla fayda vermez. Çünkü zulmettiniz. Hepiniz azapta ortaksınız" denir.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare37:33
Aynı konu2:166–167 7:38 25:27–30 26:94 27:4 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış7:38 33:66 34:31–33 38:68 39:47 +1 daha أَفَأَنتَ تُسۡمِعُ ٱلصُّمَّ أَوۡ تَهۡدِى ٱلۡعُمۡىَ وَمَن كَانَ فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sağırlara sen mi duyuracaksın; yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin?
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:42 10:42–43 10:43 27:80 27:80–81 +3 daha Aynı konu13:19 27:81 30:53 35:22 36:7–11 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış6:107 28:56 47:23
فَإِمَّا نَذۡهَبَنَّ بِكَ فَإِنَّا مِنۡهُم مُّنتَقِمُونَ ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de, onlardan intikam alırız.
İlişkiler8 bağlantı · 4 tür
Aynı kök32:22
Aynı ibare37:33
Aynı konu3:144 10:46 13:40 23:93 40:77
Henüz sınıflandırılmamış7:136
أَوۡ نُرِيَنَّكَ ٱلَّذِى وَعَدۡنَـٰهُمۡ فَإِنَّا عَلَيۡهِم مُّقۡتَدِرُونَ ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yahut da, onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki, bizim onlara gücümüz yeter.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare37:33
Aynı konu10:46 13:40
Henüz sınıflandırılmamış23:95 40:77 40:78 51:5
فَٱسۡتَمۡسِكۡ بِٱلَّذِىٓ أُوحِىَ إِلَيۡكَۖ إِنَّكَ عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسۡتَقِيمٍ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Öyle ise sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen doğru bir yol üzeresin.
İlişkiler27 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare36:4 37:33
Aynı konu1:6 2:63 3:101 3:103 4:175 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış4:146 6:50 6:106 7:3 10:109 +9 daha وَإِنَّهُۥ لَذِكۡرٌ لَّكَ وَلِقَوۡمِكَۖ وَسَوۡفَ تُسۡـَٔلُونَ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz bu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz.
İlişkiler23 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare37:33
Aynı konu7:6 25:30 65:10 79:25
Henüz sınıflandırılmamış2:152 5:3 5:109 21:10 21:24 +13 daha وَسۡـَٔلۡ مَنۡ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ مِن رُّسُلِنَآ أَجَعَلۡنَا مِن دُونِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ءَالِهَةً يُعۡبَدُونَ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor: Rahman'dan başka kulluk edilecek ilahlar var etmiş miyiz?
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı konu10:94 16:36 21:7 21:25 79:25
Henüz sınıflandırılmamış3:144 16:43 41:43 43:64 46:6 +1 daha وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَـٰتِنَآ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِۦ فَقَالَ إِنِّى رَسُولُ رَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o, "Şüphesiz ben alemlerin Rabbinin elçisiyim" demişti.
İlişkiler30 bağlantı · 4 tür
Paralel7:104 20:42–44 20:47 26:30 29:39 +2 daha Aynı ibare7:103 11:96 11:97
Aynı konu3:11 18:39 23:75 28:39 32:21 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:52 20:56 25:35 28:6 40:23 +6 daha فَلَمَّا جَآءَهُم بِـَٔايَـٰتِنَآ إِذَا هُم مِّنۡهَا يَضۡحَكُونَ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Musa) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!
İlişkiler30 bağlantı · 5 tür
Açıklar7:133 17:101 27:12
Paralel7:104–110 26:30 29:39 73:16
Aynı ibare11:96 11:97
Aynı konu3:11 7:133 18:39 23:75 28:39 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:52 20:56 25:35 28:6 39:58 +6 daha Sayfa 493 Zuhruf
وَمَا نُرِيهِم مِّنۡ ءَايَةٍ إِلَّا هِىَ أَكۡبَرُ مِنۡ أُخۡتِهَاۖ وَأَخَذۡنَـٰهُم بِٱلۡعَذَابِ لَعَلَّهُمۡ يَرۡجِعُونَ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye, onları azaba uğrattık.
İlişkiler34 bağlantı · 3 tür
Paralel7:130 7:133 26:30 29:39 73:16 +1 daha Aynı konu3:11 7:168 9:126 18:39 23:75 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış2:52 7:94–96 7:133–136 7:134 7:135 +11 daha وَقَالُواْ يَـٰٓأَيُّهَ ٱلسَّاحِرُ ٱدۡعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِندَكَ إِنَّنَا لَمُهۡتَدُونَ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Onlar azabı görünce) "Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak, bizim için Rabbine dua et. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz" dediler.
İlişkiler28 bağlantı · 3 tür
Paralel7:130–135 7:134 7:135 26:30 29:39 +1 daha Aynı konu3:11 18:39 23:75 28:39 32:21 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:52 7:134 20:56 25:35 28:6 +7 daha فَلَمَّا كَشَفۡنَا عَنۡهُمُ ٱلۡعَذَابَ إِذَا هُمۡ يَنكُثُونَ ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar.
İlişkiler28 bağlantı · 3 tür
Paralel7:134–135 7:135 26:30 29:39 73:16
Aynı konu3:11 6:63–64 18:39 23:75 28:39 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:52 7:134 20:56 25:35 28:6 +7 daha وَنَادَىٰ فِرۡعَوۡنُ فِى قَوۡمِهِۦ قَالَ يَـٰقَوۡمِ أَلَيۡسَ لِى مُلۡكُ مِصۡرَ وَهَـٰذِهِ ٱلۡأَنۡهَـٰرُ تَجۡرِى مِن تَحۡتِىٓۖ أَفَلَا تُبۡصِرُونَ ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Firavun, kavmine seslenerek dedi ki: "Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hala görmüyor musunuz?"
İlişkiler33 bağlantı · 4 tür
Devam eder79:23
Paralel26:30 29:39 73:16
Aynı konu3:11 14:28 18:39 20:27 23:75 +10 daha Henüz sınıflandırılmamış2:52 2:165 20:56 21:41 25:35 +9 daha أَمۡ أَنَا۠ خَيۡرٌ مِّنۡ هَـٰذَا ٱلَّذِى هُوَ مَهِينٌ وَلَا يَكَادُ يُبِينُ ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Yoksa ben, şu zavallı, nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?"
İlişkiler34 bağlantı · 4 tür
Aynı kök32:8
Paralel26:30 29:39 73:16
Aynı konu3:11 14:28 18:39 20:24–28 20:27 +13 daha Henüz sınıflandırılmamış2:52 20:56 21:41 25:35 28:6 +7 daha فَلَوۡلَآ أُلۡقِىَ عَلَيۡهِ أَسۡوِرَةٌ مِّن ذَهَبٍ أَوۡ جَآءَ مَعَهُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ مُقۡتَرِنِينَ ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"(Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı, yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?"
İlişkiler35 bağlantı · 3 tür
Paralel26:30 29:39
Aynı konu6:50 11:12 11:31 14:28 15:7 +9 daha Henüz sınıflandırılmamış6:7–8 6:8 6:111 10:15–16 10:20 +14 daha فَٱسۡتَخَفَّ قَوۡمَهُۥ فَأَطَاعُوهُۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمًا فَـٰسِقِينَ ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Firavun, kavmini küçük düşürdü (ezdi). Onlar da kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Paralel26:30 29:39
Aynı konu10:83 14:28 18:39 23:75 28:4
Henüz sınıflandırılmamış20:56 40:23 51:38 54:41 61:5 +1 daha فَلَمَّآ ءَاسَفُونَا ٱنتَقَمۡنَا مِنۡهُمۡ فَأَغۡرَقۡنَـٰهُمۡ أَجۡمَعِينَ ٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk.
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Paralel2:50 7:136 10:88–92 10:90–92 26:30 +1 daha Aynı konu3:11 18:39 23:75 29:40 43:25
Henüz sınıflandırılmamış2:50 10:90 20:78 39:37 40:23 +5 daha فَجَعَلۡنَـٰهُمۡ سَلَفًا وَمَثَلًا لِّلۡـَٔاخِرِينَ ٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onları, sonradan gelecek inkarcılara, geçmiş bir ibret ve bir örnek kıldık.
İlişkiler19 bağlantı · 4 tür
Aynı kök10:30
Paralel10:92 26:30 29:39
Aynı konu18:39 23:75
Henüz sınıflandırılmamış2:50 4:22 5:95 8:38 10:90 +8 daha ۞ وَلَمَّا ضُرِبَ ٱبۡنُ مَرۡيَمَ مَثَلًا إِذَا قَوۡمُكَ مِنۡهُ يَصِدُّونَ ٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Meryem oğlu İsa bir örnek olarak anlatılınca bir de ne göresin, senin kavmin (seni susturacak bir delil buldukları zannıyla) hemen şamata etmeye başlar.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu4:171 5:17 23:50
Henüz sınıflandırılmamış3:59 4:172 5:75 21:98 43:60
وَقَالُوٓاْ ءَأَـٰلِهَتُنَا خَيۡرٌ أَمۡ هُوَۚ مَا ضَرَبُوهُ لَكَ إِلَّا جَدَلَۢاۚ بَلۡ هُمۡ قَوۡمٌ خَصِمُونَ ٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Bizim tanrılarımız mı hayırlı, yoksa İsa mı?" dediler. Bunu sadece seninle tartışmak için ortaya attılar. Şüphesiz onlar kavgacı bir toplumdur.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı kök4:34 16:4 18:54
Aynı konu23:50
Henüz sınıflandırılmamış4:172 5:75 21:98 40:35
إِنۡ هُوَ إِلَّا عَبۡدٌ أَنۡعَمۡنَا عَلَيۡهِ وَجَعَلۡنَـٰهُ مَثَلًا لِّبَنِىٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İsa, sadece, kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğulları'na örnek kıldığımız bir kuldur.
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı konu3:49 4:171 5:75 19:58 23:50
Henüz sınıflandırılmamış1:7 4:69 4:172 5:75
وَلَوۡ نَشَآءُ لَجَعَلۡنَا مِنكُم مَّلَـٰٓئِكَةً فِى ٱلۡأَرۡضِ يَخۡلُفُونَ ٦٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer dileseydik, içinizden yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler yaratırdık.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı kök2:248
Aynı konu6:9 23:50
Henüz sınıflandırılmamış4:172 17:95 25:8 43:57
Sayfa 494 Zuhruf
وَإِنَّهُۥ لَعِلۡمٌ لِّلسَّاعَةِ فَلَا تَمۡتَرُنَّ بِهَا وَٱتَّبِعُونِۚ هَـٰذَا صِرَٰطٌ مُّسۡتَقِيمٌ ٦١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz o Kıyametin (kopacağının) bir bilgisidir. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin, bana uyun, bu doğru bir yoldur.
İlişkiler14 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:158 23:50
Henüz sınıflandırılmamış3:31 4:172 7:157 7:158 7:187 +7 daha وَلَا يَصُدَّنَّكُمُ ٱلشَّيۡطَـٰنُۖ إِنَّهُۥ لَكُمۡ عَدُوٌّ مُّبِينٌ ٦٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:22
Aynı konu35:6
Henüz sınıflandırılmamış2:168 4:101 4:172 6:142 7:16–17 +8 daha وَلَمَّا جَآءَ عِيسَىٰ بِٱلۡبَيِّنَـٰتِ قَالَ قَدۡ جِئۡتُكُم بِٱلۡحِكۡمَةِ وَلِأُبَيِّنَ لَكُم بَعۡضَ ٱلَّذِى تَخۡتَلِفُونَ فِيهِۖ فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ ٦٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İsa, apaçık mucizeleri getirdiği zaman şöyle demişti: "Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyle ise, Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Paralel3:48–55 3:50 61:6
Aynı ibare3:50
Henüz sınıflandırılmamış3:49 4:172 5:92 26:108 38:20
إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ رَبِّى وَرَبُّكُمۡ فَٱعۡبُدُوهُۚ هَـٰذَا صِرَٰطٌ مُّسۡتَقِيمٌ ٦٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na kulluk edin, işte bu doğru bir yoldur.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Paralel3:51 61:6
Aynı ibare3:50 5:72 5:117 19:36
Aynı konu21:93 23:52
Henüz sınıflandırılmamış4:172 36:4 40:38 41:30 43:45
فَٱخۡتَلَفَ ٱلۡأَحۡزَابُ مِنۢ بَيۡنِهِمۡۖ فَوَيۡلٌ لِّلَّذِينَ ظَلَمُواْ مِنۡ عَذَابِ يَوۡمٍ أَلِيمٍ ٦٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. Elem dolu bir günün azabından vay o zulmedenlerin haline!
İlişkiler9 bağlantı · 4 tür
Paralel19:36–37
Aynı ibare19:37
Aynı konu6:159 21:92–93 21:93 23:52 23:52–53
Henüz sınıflandırılmamış3:61 4:172
هَلۡ يَنظُرُونَ إِلَّا ٱلسَّاعَةَ أَن تَأۡتِيَهُم بَغۡتَةً وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ ٦٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar (bu tavırlarıyla) ancak, kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler, halbuki bunun farkında değillerdir.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare12:107 26:202 47:18
Aynı konu6:31 7:187 36:49–50 39:55
Henüz sınıflandırılmamış6:47 21:40 22:55 26:201 29:53 +4 daha ٱلۡأَخِلَّآءُ يَوۡمَئِذِۭ بَعۡضُهُمۡ لِبَعۡضٍ عَدُوٌّ إِلَّا ٱلۡمُتَّقِينَ ٦٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün Allah'a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman olurlar.
İlişkiler26 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare38:51
Aynı konu2:254 7:35–40 7:38 25:28 26:96–102 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış6:48 19:85 23:101 29:25 31:33 +10 daha يَـٰعِبَادِ لَا خَوۡفٌ عَلَيۡكُمُ ٱلۡيَوۡمَ وَلَآ أَنتُمۡ تَحۡزَنُونَ ٦٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(68-69) (Allah, şöyle der:) "Ey ayetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de."
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:49 38:51
Aynı konu10:62–63 46:13 47:15 88:14
Henüz sınıflandırılmamış2:38 6:48 10:62 16:32 19:85 +9 daha ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِـَٔايَـٰتِنَا وَكَانُواْ مُسۡلِمِينَ ٦٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(68-69) (Allah, şöyle der:) "Ey ayetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de."
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:49 38:51
Aynı konu10:62–63 46:13 47:15 88:14
Henüz sınıflandırılmamış16:32 19:85 36:57 37:42 39:73 +6 daha ٱدۡخُلُواْ ٱلۡجَنَّةَ أَنتُمۡ وَأَزۡوَٰجُكُمۡ تُحۡبَرُونَ ٧٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluk içinde cennete giriniz."
İlişkiler24 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:49 38:51
Aynı konu13:20–24 30:15 36:56 40:8 47:15 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:133 13:23 16:32 19:85 25:14 +9 daha يُطَافُ عَلَيۡهِم بِصِحَافٍ مِّن ذَهَبٍ وَأَكۡوَابٍۖ وَفِيهَا مَا تَشۡتَهِيهِ ٱلۡأَنفُسُ وَتَلَذُّ ٱلۡأَعۡيُنُۖ وَأَنتُمۡ فِيهَا خَـٰلِدُونَ ٧١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Siz orada ebedi olarak kalacaksınız.
İlişkiler29 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:49 38:51
Aynı konu21:102 37:45 39:34 47:15 56:17 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:25 2:64 16:31 19:85 32:17 +12 daha وَتِلۡكَ ٱلۡجَنَّةُ ٱلَّتِىٓ أُورِثۡتُمُوهَا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٧٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte bu, yapmakta olduklarınıza karşılık size miras verilen cennettir.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:43 7:49 38:51
Aynı konu19:63 23:10 47:15 88:14
Henüz sınıflandırılmamış19:85 23:11 36:57 37:42 39:73 +5 daha لَكُمۡ فِيهَا فَـٰكِهَةٌ كَثِيرَةٌ مِّنۡهَا تَأۡكُلُونَ ٧٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Orada sizin için bol bol meyve var, onlardan yersiniz.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:49 23:19 38:51
Aynı konu36:55 36:57 47:15 88:14
Henüz sınıflandırılmamış19:85 36:57 37:42 39:73 44:55 +4 daha Sayfa 495 Zuhruf
إِنَّ ٱلۡمُجۡرِمِينَ فِى عَذَابِ جَهَنَّمَ خَـٰلِدُونَ ٧٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklardır.
İlişkiler26 bağlantı · 4 tür
Aynı kök8:8
Aynı ibare4:169 40:76
Aynı konu5:37 16:85 25:13
Henüz sınıflandırılmamış2:39 4:168 5:37 9:68 14:29 +15 daha لَا يُفَتَّرُ عَنۡهُمۡ وَهُمۡ فِيهِ مُبۡلِسُونَ ٧٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde ümitsizdirler.
İlişkiler27 bağlantı · 2 tür
Aynı konu5:37 16:85 25:13 30:12 40:47–50 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:86 2:162 3:88 6:44 14:29 +16 daha وَمَا ظَلَمۡنَـٰهُمۡ وَلَـٰكِن كَانُواْ هُمُ ٱلظَّـٰلِمِينَ ٧٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar, kendileri zalim idiler.
İlişkiler29 bağlantı · 2 tür
Aynı konu5:37 9:70 10:44–45 16:33 16:85 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:57 3:117 10:44 11:101 14:29 +17 daha وَنَادَوۡاْ يَـٰمَـٰلِكُ لِيَقۡضِ عَلَيۡنَا رَبُّكَۖ قَالَ إِنَّكُم مَّـٰكِثُونَ ٧٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Görevli meleğe şöyle seslenirler:) "Ey Malik! Rabbin bizim işimizi bitirsin." O da, "Siz hep böyle kalacaksınız" der.
İlişkiler28 bağlantı · 3 tür
Paralel25:14
Aynı konu5:37 14:17 16:85 20:74 22:22 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış13:17 14:29 16:29 20:10 20:74 +12 daha لَقَدۡ جِئۡنَـٰكُم بِٱلۡحَقِّ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَكُمۡ لِلۡحَقِّ كَـٰرِهُونَ ٧٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız.
İlişkiler40 bağlantı · 4 tür
Paralel40:50 67:8–9
Aynı ibare23:70 23:70–71
Aynı konu6:130–131 7:79 14:45 17:15 23:105 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış5:49 6:66 8:8 10:108 11:17 +20 daha أَمۡ أَبۡرَمُوٓاْ أَمۡرًا فَإِنَّا مُبۡرِمُونَ ٧٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu3:54 7:99 8:30 27:50
Henüz sınıflandırılmamış25:66 30:16 35:37 68:16
أَمۡ يَحۡسَبُونَ أَنَّا لَا نَسۡمَعُ سِرَّهُمۡ وَنَجۡوَىٰهُمۚ بَلَىٰ وَرُسُلُنَا لَدَيۡهِمۡ يَكۡتُبُونَ ٨٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa onların sırlarını ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır öyle değil, yanlarındaki elçilerimiz (melekler) yazmaktadırlar.
İlişkiler30 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare9:78
Aynı konu2:33 10:21 17:13 17:47 18:49 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış3:181 4:81 21:94 23:67 25:66 +12 daha قُلۡ إِن كَانَ لِلرَّحۡمَـٰنِ وَلَدٌ فَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلۡعَـٰبِدِينَ ٨١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) De ki: "Eğer Rahman'ın bir çocuğu olsaydı, ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum."
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare19:88 19:88–93 21:26
Aynı konu2:116 10:68 17:111 18:1–6 18:4 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış11:35 35:37 36:29 43:82 112:3
سُبۡحَـٰنَ رَبِّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ رَبِّ ٱلۡعَرۡشِ عَمَّا يَصِفُونَ ٨٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göklerin ve yerin Rabbi, Arş'ın da Rabbi olan Allah, onların nitelendirmelerinden uzaktır.
İlişkiler3 bağlantı · 3 tür
Aynı hüküm21:22
Aynı konu23:91
Henüz sınıflandırılmamış43:81
فَذَرۡهُمۡ يَخُوضُواْ وَيَلۡعَبُواْ حَتَّىٰ يُلَـٰقُواْ يَوۡمَهُمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ ٨٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bırak onları, tehdit edildikleri güne kavuşana kadar, (batıl inançlarına) dalsınlar ve (dünya hayatlarında) oynayadursunlar.
İlişkiler18 bağlantı · 5 tür
Aynı kök9:69 74:45 85:2
Aynı hüküm70:42
Aynı ibare9:65
Aynı konu4:140 6:68 6:70 6:91 15:3 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış6:32 45:14 52:45 67:16
وَهُوَ ٱلَّذِى فِى ٱلسَّمَآءِ إِلَـٰهٌ وَفِى ٱلۡأَرۡضِ إِلَـٰهٌۚ وَهُوَ ٱلۡحَكِيمُ ٱلۡعَلِيمُ ٨٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, gökte de ilah olandır, yerde de ilah olandır. O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.
İlişkiler10 bağlantı · 2 tür
Aynı konu67:16
Henüz sınıflandırılmamış1:3 6:3 6:102 13:16 16:51 +4 daha وَتَبَارَكَ ٱلَّذِى لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا وَعِندَهُۥ عِلۡمُ ٱلسَّاعَةِ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ ٨٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin hükümranlığı kendisine ait olan Allah yücedir! Kıyametin bilgisi de yalnız O'nun katındadır ve yalnızca O'na döndürüleceksiniz.
İlişkiler21 bağlantı · 4 tür
Aynı kök55:78
Aynı ibare31:34
Aynı konu6:59 7:54 7:187 21:109 33:63 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış5:17 16:77 20:15 40:59 41:47 +5 daha وَلَا يَمۡلِكُ ٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ مِن دُونِهِ ٱلشَّفَـٰعَةَ إِلَّا مَن شَهِدَ بِٱلۡحَقِّ وَهُمۡ يَعۡلَمُونَ ٨٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O'nu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler şefaat edebilirler.
İlişkiler23 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:48
Aynı ibare19:87
Aynı konu6:51 10:18 21:28 39:44 53:26 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:123 2:255 4:69 6:19 6:51–70 +10 daha وَلَئِن سَأَلۡتَهُم مَّنۡ خَلَقَهُمۡ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُۖ فَأَنَّىٰ يُؤۡفَكُونَ ٨٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette, "Allah" derler. Öyleyken nasıl döndürülüyorlar?
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare29:61 31:25
Henüz sınıflandırılmamış4:103 10:31 23:84–89 35:3 39:38 +1 daha وَقِيلِهِۦ يَـٰرَبِّ إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ قَوۡمٌ لَّا يُؤۡمِنُونَ ٨٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onun (Muhammed'in), "Ya Rabbi!" demesine andolsun ki, şüphesiz bunlar iman etmeyen bir kavimdir.
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı konu23:96 25:30
Henüz sınıflandırılmamış5:49 6:66 18:6 23:26 26:3 +2 daha فَٱصۡفَحۡ عَنۡهُمۡ وَقُلۡ سَلَـٰمٌۚ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ ٨٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şimdilik sen onları hoş gör ve "size selam olsun" de. Yakında bilecekler.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı hüküm15:85
Aynı konu5:13 23:96
Henüz sınıflandırılmamış6:91 11:69 25:63 25:72 28:55 +6 daha