بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
حمٓ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İlişkiler14 bağlantı · 2 tür
Aynı konu8:41
Henüz sınıflandırılmamış1:1 2:1 2:185 13:38 40:1 +8 daha وَٱلۡكِتَـٰبِ ٱلۡمُبِينِ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-3) Apaçık olan Kitab'a andolsun ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare43:2
Aynı konu8:41
Henüz sınıflandırılmamış11:1–2 26:192 89:4 97:1 97:3 +1 daha إِنَّآ أَنزَلۡنَـٰهُ فِى لَيۡلَةٍ مُّبَـٰرَكَةٍۚ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-3) Apaçık olan Kitab'a andolsun ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.
İlişkiler22 bağlantı · 4 tür
Açıklar2:185
Aynı ibare97:1 97:1–5
Aynı konu8:41 38:29 97:4
Henüz sınıflandırılmamış5:21 6:51 8:41 17:1 18:1 +11 daha فِيهَا يُفۡرَقُ كُلُّ أَمۡرٍ حَكِيمٍ ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(4-7) Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
İlişkiler9 bağlantı · 4 tür
Aynı kök8:41
Aynı ibare97:1
Aynı konu8:41 40:15 51:4 97:4
Henüz sınıflandırılmamış89:4 97:2 97:4
أَمۡرًا مِّنۡ عِندِنَآۚ إِنَّا كُنَّا مُرۡسِلِينَ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(4-7) Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare97:1
Aynı konu8:41 16:2 21:107 40:15 97:4
Henüz sınıflandırılmamış16:36 19:64 69:40 89:4 97:2 +1 daha رَحۡمَةً مِّن رَّبِّكَۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(4-7) Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare28:46 28:86 97:1
Aynı konu8:41 10:57–58 19:21 21:107 38:8–9 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış7:204 16:44 69:40 89:4 97:2 +1 daha رَبِّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَآۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(4-7) Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
İlişkiler10 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare13:2–16 13:16 18:14 26:24
Henüz sınıflandırılmamış1:2 2:4 19:65 20:6 30:60 +1 daha لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ يُحۡىِۦ وَيُمِيتُۖ رَبُّكُمۡ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Yaşatır, öldürür. O, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:156 13:16 23:24 23:80
Aynı konu15:23
Henüz sınıflandırılmamış21:21–22 43:84 45:23 46:22 51:51
بَلۡ هُمۡ فِى شَكٍّ يَلۡعَبُونَ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Fakat onlar, şüphe içinde eğlenip duruyorlar.
İlişkiler4 bağlantı · 3 tür
Aynı kök10:94 14:10
Aynı konu27:82
Henüz sınıflandırılmamış9:45
فَٱرۡتَقِبۡ يَوۡمَ تَأۡتِى ٱلسَّمَآءُ بِدُخَانٍ مُّبِينٍ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göğün açık bir duman getireceği günü bekle.
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Aynı konu27:82
Henüz sınıflandırılmamış16:113 43:36
يَغۡشَى ٱلنَّاسَۖ هَـٰذَا عَذَابٌ أَلِيمٌ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(O duman) insanları bürür. Bu, elem dolu bir azaptır.
İlişkiler2 bağlantı · 2 tür
Aynı konu27:82
Henüz sınıflandırılmamış16:113
رَّبَّنَا ٱكۡشِفۡ عَنَّا ٱلۡعَذَابَ إِنَّا مُؤۡمِنُونَ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsanlar, "Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz" derler.
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı konu32:12 39:8
Henüz sınıflandırılmamış7:134–135 10:22 16:113 23:99–108 43:49–50
أَنَّىٰ لَهُمُ ٱلذِّكۡرَىٰ وَقَدۡ جَآءَهُمۡ رَسُولٌ مُّبِينٌ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti.
İlişkiler14 bağlantı · 2 tür
Aynı konu4:18 10:90–91 40:85
Henüz sınıflandırılmamış6:158 10:91 16:113 21:105 29:50 +6 daha ثُمَّ تَوَلَّوۡاْ عَنۡهُ وَقَالُواْ مُعَلَّمٌ مَّجۡنُونٌ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra ondan yüz çevirdiler ve "Bu bir öğretilmiş, bu bir deli!" dediler.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Karşıtlık7:184
Aynı konu7:184–185 15:6 16:103 23:68–70 23:70 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış15:7 16:113 26:27 34:8 34:46 +3 daha إِنَّا كَاشِفُواْ ٱلۡعَذَابِ قَلِيلًاۚ إِنَّكُمۡ عَآئِدُونَ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz bu azabı kısa bir süre kaldıracağız, siz de yine eski halinize döneceksiniz.
İlişkiler3 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış16:113 17:8 43:46–52
يَوۡمَ نَبۡطِشُ ٱلۡبَطۡشَةَ ٱلۡكُبۡرَىٰٓ إِنَّا مُنتَقِمُونَ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onları o en şiddetli yakalayışla yakalayacağımız günü hatırla. Şüphesiz biz öcümüzü alırız.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı kök7:136 54:36 85:12
Aynı konu32:22
Henüz sınıflandırılmamış43:25 43:55
۞ وَلَقَدۡ فَتَنَّا قَبۡلَهُمۡ قَوۡمَ فِرۡعَوۡنَ وَجَآءَهُمۡ رَسُولٌ كَرِيمٌ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. Onlara değerli bir peygamber (Musa) gelmişti.
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Paralel2:50 7:103 40:23–50
Henüz sınıflandırılmamış10:83 51:38–40
أَنۡ أَدُّوٓاْ إِلَىَّ عِبَادَ ٱللَّهِۖ إِنِّى لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينٌ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, şöyle demişti: "Allah'ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim."
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Paralel2:50 7:105 20:47 26:16–17 26:17
Aynı ibare26:107
Aynı konu44:20
Henüz sınıflandırılmamış21:25 23:47 42:13
Sayfa 497 Duhan
وَأَن لَّا تَعۡلُواْ عَلَى ٱللَّهِۖ إِنِّىٓ ءَاتِيكُم بِسُلۡطَـٰنٍ مُّبِينٍ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Allah'a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum."
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Paralel2:50
Aynı ibare11:96 40:23 51:38
Aynı konu27:31 28:35
Henüz sınıflandırılmamış7:104–110 23:45–46 26:30 79:24
وَإِنِّى عُذۡتُ بِرَبِّى وَرَبِّكُمۡ أَن تَرۡجُمُونِ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Şüphesiz ki ben, beni taşlamanızdan, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım."
İlişkiler8 bağlantı · 4 tür
Paralel2:50
Aynı ibare40:27
Aynı konu44:18
Henüz sınıflandırılmamış11:91 19:46 26:116 36:18 40:26
وَإِن لَّمۡ تُؤۡمِنُواْ لِى فَٱعۡتَزِلُونِ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Bana inanmadınızsa benden uzak durun."
İlişkiler2 bağlantı · 2 tür
Paralel2:50
Henüz sınıflandırılmamış40:23–50
فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ قَوۡمٌ مُّجۡرِمُونَ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra Musa, Rabbine, "Bunlar günahkar bir toplumdur" diye seslendi.
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Paralel2:50 10:88
Henüz sınıflandırılmamış26:52
فَأَسۡرِ بِعِبَادِى لَيۡلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah da şöyle dedi: "O halde kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz."
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Paralel2:50 10:89–92 10:90 20:77 20:77–78 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış17:1 20:76 26:52
وَٱتۡرُكِ ٱلۡبَحۡرَ رَهۡوًاۖ إِنَّهُمۡ جُندٌ مُّغۡرَقُونَ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Denizi açık halde bırak." Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Açıklar7:136
Paralel2:50 7:136 10:88–92 20:77 26:52–63
Aynı konu38:11
Henüz sınıflandırılmamış2:50 20:77 26:59 26:63–66 26:63 +1 daha كَمۡ تَرَكُواْ مِن جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.
İlişkiler9 bağlantı · 5 tür
Aynı kök36:55
Paralel2:50 7:137 26:57
Aynı ibare26:146–149
Aynı konu7:104–110 10:88–92
Henüz sınıflandırılmamış7:137 26:59
وَزُرُوعٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nice ekinler, nice güzel konaklar!
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Aynı kök36:55
Paralel2:50 7:137
Aynı ibare26:146–149
Henüz sınıflandırılmamış7:104–110 7:137 10:88–92 17:79 26:59 +1 daha وَنَعۡمَةٍ كَانُواْ فِيهَا فَـٰكِهِينَ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!
İlişkiler7 bağlantı · 5 tür
Aynı kök36:55
Paralel2:50 7:137
Aynı ibare26:146–149
Aynı konu10:88–92
Henüz sınıflandırılmamış7:137 26:59
كَذَٰلِكَۖ وَأَوۡرَثۡنَـٰهَا قَوۡمًا ءَاخَرِينَ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Açıklar7:137 26:59
Paralel2:50 7:137 26:59 28:5
Aynı konu7:104–110 10:88–92
Henüz sınıflandırılmamış7:137 26:57 26:57–59 26:59 26:59–63
فَمَا بَكَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلسَّمَآءُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَا كَانُواْ مُنظَرِينَ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı kök15:8
Paralel2:50 7:137
Henüz sınıflandırılmamış7:104–110 10:88–92 11:57
وَلَقَدۡ نَجَّيۡنَا بَنِىٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ مِنَ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡمُهِينِ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(30-31) Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun'dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.
İlişkiler8 bağlantı · 4 tür
Açıklar2:49–50 7:141
Paralel2:50 7:137 10:88–92
Aynı konu5:20 7:104–110
Henüz sınıflandırılmamış31:6
مِن فِرۡعَوۡنَۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَالِيًا مِّنَ ٱلۡمُسۡرِفِينَ ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(30-31) Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun'dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı kök23:46
Paralel2:50 7:137
Aynı konu5:20 10:83 10:88–92 28:4
وَلَقَدِ ٱخۡتَرۡنَـٰهُمۡ عَلَىٰ عِلۡمٍ عَلَى ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, onları, bir bilgi üzerine (dönemlerinde) alemlere üstün kıldık.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Paralel7:137
Aynı konu2:47 2:122 5:18 5:20 7:140 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:40
وَءَاتَيۡنَـٰهُم مِّنَ ٱلۡـَٔايَـٰتِ مَا فِيهِ بَلَـٰٓؤٌاْ مُّبِينٌ ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan mucizeler verdik.
İlişkiler3 bağlantı · 3 tür
Açıklar2:211
Paralel7:137
Aynı konu10:88–92
إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ لَيَقُولُونَ ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(34-35) Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: "İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. Biz diriltilecek değiliz."
İlişkiler1 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış45:25
إِنۡ هِىَ إِلَّا مَوۡتَتُنَا ٱلۡأُولَىٰ وَمَا نَحۡنُ بِمُنشَرِينَ ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(34-35) Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: "İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. Biz diriltilecek değiliz."
İlişkiler21 bağlantı · 4 tür
Karşıtlık44:56
Aynı ibare44:56
Aynı konu19:66 36:78
Henüz sınıflandırılmamış17:49 17:98 23:34–37 23:35 23:82 +12 daha فَأۡتُواْ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Eğer doğru söyleyenler iseniz atalarımızı getirin."
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare45:25
Aynı konu27:67–68 37:16–17
Henüz sınıflandırılmamış16:38 45:25 45:25–28
أَهُمۡ خَيۡرٌ أَمۡ قَوۡمُ تُبَّعٍ وَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ أَهۡلَكۡنَـٰهُمۡۖ إِنَّهُمۡ كَانُواْ مُجۡرِمِينَ ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunlar mı daha hayırlı, yoksa Tübba' kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları helak ettik. Çünkü onlar suçlu kimselerdi.
İlişkiler6 bağlantı · 4 tür
Paralel50:12–14
Aynı ibare45:25 50:14
Aynı konu17:17 54:43
Henüz sınıflandırılmamış10:13
وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَا لَـٰعِبِينَ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz, gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, eğlenmek için yaratmadık.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare21:16–17 45:25
Aynı konu38:27
Henüz sınıflandırılmamış3:191 14:10 14:19 21:16 21:55 +3 daha مَا خَلَقۡنَـٰهُمَآ إِلَّا بِٱلۡحَقِّ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. Ama onların çoğu bilmiyorlar.
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare45:25
Aynı konu6:73 14:19 21:16 21:17 30:8
Henüz sınıflandırılmamış10:5 11:7 14:10 15:85 16:3 +9 daha Sayfa 498 Duhan
إِنَّ يَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ مِيقَـٰتُهُمۡ أَجۡمَعِينَ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz, hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı zamandır.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare37:21 45:25 77:13 77:38 78:17
Aynı konu30:14
Henüz sınıflandırılmamış3:36 34:26 35:18 36:52–66 36:59 +4 daha يَوۡمَ لَا يُغۡنِى مَوۡلًى عَن مَّوۡلًى شَيۡـًٔا وَلَا هُمۡ يُنصَرُونَ ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kendilerine yardım da edilmez.
İlişkiler35 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:48 2:123 2:254 6:51–52 6:70 +17 daha Henüz sınıflandırılmamış2:286 5:111 18:34 26:101 39:54 +8 daha إِلَّا مَن رَّحِمَ ٱللَّهُۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yalnız, Allah'ın yardım ettiği kimseler bunların dışındadır. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, çok merhamet edendir.
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:16 21:28 39:44
Henüz sınıflandırılmamış22:40 37:62 39:44 39:54 40:51 +1 daha إِنَّ شَجَرَتَ ٱلزَّقُّومِ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(43-44) Şüphesiz, zakkum ağacı, günahkarların yemeğidir.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare37:62 37:62–68 37:62–66
Aynı konu17:60 21:28 37:63 37:64–66 37:65 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış17:60 37:64 37:66 56:42 56:52 +1 daha طَعَامُ ٱلۡأَثِيمِ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(43-44) Şüphesiz, zakkum ağacı, günahkarların yemeğidir.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare37:62
Aynı konu17:60 21:28 37:64–66 37:65 37:67 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış17:60 37:62 37:62–65 37:64 37:66 +3 daha كَٱلۡمُهۡلِ يَغۡلِى فِى ٱلۡبُطُونِ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(45-46) O, maden eriyiği gibidir. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare37:62
Aynı konu17:60 37:65 37:67 56:52 73:13 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış17:60 18:29 37:62–63 37:64 37:66 +3 daha كَغَلۡىِ ٱلۡحَمِيمِ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(45-46) O, maden eriyiği gibidir. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare37:62
Aynı konu37:65 37:67 56:52 73:13 88:7
Henüz sınıflandırılmamış17:60 37:62–63 37:62 37:64 37:66 +3 daha خُذُوهُ فَٱعۡتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلۡجَحِيمِ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Allah, görevli meleklere şöyle der:) "Tutun onu, cehennemin ortasına sürükleyin."
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare37:62
Aynı konu40:70–73 56:52 69:30
Henüz sınıflandırılmamış56:42 104:1–9
ثُمَّ صُبُّواْ فَوۡقَ رَأۡسِهِۦ مِنۡ عَذَابِ ٱلۡحَمِيمِ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün."
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı konu22:19 56:51–56 56:52
Henüz sınıflandırılmamış37:67 56:42
ذُقۡ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡكَرِيمُ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Deyin ki:) "Tat bakalım! Hani sen güçlüydün, şerefliydin!?"
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı konu56:52
Henüz sınıflandırılmamış7:35–40 56:42 56:52
إِنَّ هَـٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمۡتَرُونَ ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir!"
İlişkiler14 bağlantı · 2 tür
Aynı konu30:56 37:21 56:52
Henüz sınıflandırılmamış22:55 36:63 36:64 50:20 51:14 +6 daha إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِى مَقَامٍ أَمِينٍ ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı konu54:55 55:54
Henüz sınıflandırılmamış2:2 2:41 17:79 76:21
فِى جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.
İlişkiler5 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare15:45 51:15
Aynı konu55:54
Henüz sınıflandırılmamış51:15–23 76:21
يَلۡبَسُونَ مِن سُندُسٍ وَإِسۡتَبۡرَقٍ مُّتَقَـٰبِلِينَ ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare18:31
Aynı konu22:23 35:33 55:54 76:21
Henüz sınıflandırılmamış76:12 76:21
كَذَٰلِكَ وَزَوَّجۡنَـٰهُم بِحُورٍ عِينٍ ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte böyle. Ayrıca onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirmişizdir.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare52:20 56:22
Aynı konu37:48 38:52 55:54 55:56 55:72 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:25 33:37 52:19 56:23 78:33
يَدۡعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَـٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ ٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare38:51
Aynı konu36:55 36:57 55:54
Henüz sınıflandırılmamış16:31 39:34 41:31 41:32 42:22 +6 daha لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلۡمَوۡتَ إِلَّا ٱلۡمَوۡتَةَ ٱلۡأُولَىٰۖ وَوَقَىٰهُمۡ عَذَابَ ٱلۡجَحِيمِ ٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah, onları cehennem azabından korumuştur.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Karşıtlık44:35
Aynı ibare37:58–59 37:59 44:35 52:27
Aynı konu2:28 37:58
Henüz sınıflandırılmamış6:60 15:48 16:30 37:40–61 40:11 +1 daha فَضۡلًا مِّن رَّبِّكَۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ ٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunlar, Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. İşte bu büyük başarıdır.
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı konu37:58
Henüz sınıflandırılmamış2:28 21:101–103 47:12–15
فَإِنَّمَا يَسَّرۡنَـٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ ٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Aynı kök51:3 87:8
Aynı ibare19:97
Aynı konu20:2 26:195 41:44 42:7 54:17 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış12:2 13:37 14:4 38:29 81:19
فَٱرۡتَقِبۡ إِنَّهُم مُّرۡتَقِبُونَ ٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.
İlişkiler3 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış11:39 32:30 102:1–8