تدريس الكتابTadrees ul KitabKuran'ı Kuran'la okuma platformu

ad-Dukhan · Duman · 59 ayet

Katmanlar

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).

حمٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Ha Mim.

وَٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(2-3) Apaçık olan Kitab'a andolsun ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.

إِنَّآ أَنزَلْنَٰهُ فِى لَيْلَةٍ مُّبَٰرَكَةٍ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(2-3) Apaçık olan Kitab'a andolsun ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.

فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(4-7) Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

أَمْرًا مِّنْ عِندِنَآ إِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(4-7) Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

رَحْمَةً مِّن رَّبِّكَ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(4-7) Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(4-7) Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ رَبُّكُمْ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Yaşatır, öldürür. O, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.

بَلْ هُمْ فِى شَكٍّ يَلْعَبُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Fakat onlar, şüphe içinde eğlenip duruyorlar.

فَٱرْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِى ٱلسَّمَآءُ بِدُخَانٍ مُّبِينٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Göğün açık bir duman getireceği günü bekle.

يَغْشَى ٱلنَّاسَ هَٰذَا عَذَابٌ أَلِيمٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(O duman) insanları bürür. Bu, elem dolu bir azaptır.

رَّبَّنَا ٱكْشِفْ عَنَّا ٱلْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

İnsanlar, "Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz" derler.

أَنَّىٰ لَهُمُ ٱلذِّكْرَىٰ وَقَدْ جَآءَهُمْ رَسُولٌ مُّبِينٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti.

ثُمَّ تَوَلَّوْا۟ عَنْهُ وَقَالُوا۟ مُعَلَّمٌ مَّجْنُونٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sonra ondan yüz çevirdiler ve "Bu bir öğretilmiş, bu bir deli!" dediler.

إِنَّا كَاشِفُوا۟ ٱلْعَذَابِ قَلِيلًا إِنَّكُمْ عَآئِدُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Biz bu azabı kısa bir süre kaldıracağız, siz de yine eski halinize döneceksiniz.

يَوْمَ نَبْطِشُ ٱلْبَطْشَةَ ٱلْكُبْرَىٰٓ إِنَّا مُنتَقِمُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onları o en şiddetli yakalayışla yakalayacağımız günü hatırla. Şüphesiz biz öcümüzü alırız.

وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَآءَهُمْ رَسُولٌ كَرِيمٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Andolsun, onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. Onlara değerli bir peygamber (Musa) gelmişti.

أَنْ أَدُّوٓا۟ إِلَىَّ عِبَادَ ٱللَّهِ إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O, şöyle demişti: "Allah'ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim."

وَأَن لَّا تَعْلُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ إِنِّىٓ ءَاتِيكُم بِسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"Allah'a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum."

وَإِنِّى عُذْتُ بِرَبِّى وَرَبِّكُمْ أَن تَرْجُمُونِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"Şüphesiz ki ben, beni taşlamanızdan, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım."

وَإِن لَّمْ تُؤْمِنُوا۟ لِى فَٱعْتَزِلُونِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"Bana inanmadınızsa benden uzak durun."

فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنَّ هَٰٓؤُلَآءِ قَوْمٌ مُّجْرِمُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sonra Musa, Rabbine, "Bunlar günahkar bir toplumdur" diye seslendi.

فَأَسْرِ بِعِبَادِى لَيْلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Allah da şöyle dedi: "O halde kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz."

وَٱتْرُكِ ٱلْبَحْرَ رَهْوًا إِنَّهُمْ جُندٌ مُّغْرَقُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"Denizi açık halde bırak." Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.

كَمْ تَرَكُوا۟ مِن جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.

وَزُرُوعٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Nice ekinler, nice güzel konaklar!

وَنَعْمَةٍ كَانُوا۟ فِيهَا فَٰكِهِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!

كَذَٰلِكَ وَأَوْرَثْنَٰهَا قَوْمًا ءَاخَرِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık.

فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ ٱلسَّمَآءُ وَٱلْأَرْضُ وَمَا كَانُوا۟ مُنظَرِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.

وَلَقَدْ نَجَّيْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ مِنَ ٱلْعَذَابِ ٱلْمُهِينِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(30-31) Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun'dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.

مِن فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ كَانَ عَالِيًا مِّنَ ٱلْمُسْرِفِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(30-31) Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun'dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.

وَلَقَدِ ٱخْتَرْنَٰهُمْ عَلَىٰ عِلْمٍ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Andolsun, onları, bir bilgi üzerine (dönemlerinde) alemlere üstün kıldık.

وَءَاتَيْنَٰهُم مِّنَ ٱلْـَٔايَٰتِ مَا فِيهِ بَلَٰٓؤٌا۟ مُّبِينٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan mucizeler verdik.

إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَيَقُولُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(34-35) Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: "İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. Biz diriltilecek değiliz."

إِنْ هِىَ إِلَّا مَوْتَتُنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُنشَرِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(34-35) Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: "İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. Biz diriltilecek değiliz."

فَأْتُوا۟ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"Eğer doğru söyleyenler iseniz atalarımızı getirin."

أَهُمْ خَيْرٌ أَمْ قَوْمُ تُبَّعٍ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ أَهْلَكْنَٰهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ مُجْرِمِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Bunlar mı daha hayırlı, yoksa Tübba' kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları helak ettik. Çünkü onlar suçlu kimselerdi.

وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَٰعِبِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Biz, gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, eğlenmek için yaratmadık.

مَا خَلَقْنَٰهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. Ama onların çoğu bilmiyorlar.

إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ مِيقَٰتُهُمْ أَجْمَعِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz, hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı zamandır.

يَوْمَ لَا يُغْنِى مَوْلًى عَن مَّوْلًى شَيْـًٔا وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kendilerine yardım da edilmez.

إِلَّا مَن رَّحِمَ ٱللَّهُ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Yalnız, Allah'ın yardım ettiği kimseler bunların dışındadır. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, çok merhamet edendir.

إِنَّ شَجَرَتَ ٱلزَّقُّومِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(43-44) Şüphesiz, zakkum ağacı, günahkarların yemeğidir.

طَعَامُ ٱلْأَثِيمِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(43-44) Şüphesiz, zakkum ağacı, günahkarların yemeğidir.

كَٱلْمُهْلِ يَغْلِى فِى ٱلْبُطُونِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(45-46) O, maden eriyiği gibidir. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar.

كَغَلْىِ ٱلْحَمِيمِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(45-46) O, maden eriyiği gibidir. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar.

خُذُوهُ فَٱعْتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(Allah, görevli meleklere şöyle der:) "Tutun onu, cehennemin ortasına sürükleyin."

ثُمَّ صُبُّوا۟ فَوْقَ رَأْسِهِۦ مِنْ عَذَابِ ٱلْحَمِيمِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün."

ذُقْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْكَرِيمُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(Deyin ki:) "Tat bakalım! Hani sen güçlüydün, şerefliydin!?"

إِنَّ هَٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمْتَرُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir!"

إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى مَقَامٍ أَمِينٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler.

فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.

يَلْبَسُونَ مِن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَقَٰبِلِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar.

كَذَٰلِكَ وَزَوَّجْنَٰهُم بِحُورٍ عِينٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

İşte böyle. Ayrıca onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler.

لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلْمَوْتَ إِلَّا ٱلْمَوْتَةَ ٱلْأُولَىٰ وَوَقَىٰهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah, onları cehennem azabından korumuştur.

فَضْلًا مِّن رَّبِّكَ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Bunlar, Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. İşte bu büyük başarıdır.

فَإِنَّمَا يَسَّرْنَٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.

فَٱرْتَقِبْ إِنَّهُم مُّرْتَقِبُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.