تدريس الكتابTadrees ul KitabKuran'ı Kuran'la okuma platformu

an-Naba` · Haber · 40 ayet

Katmanlar

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).

عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Birbirlerine neyi soruyorlar?

عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(2-3) Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)?

ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(2-3) Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)?

كَلَّا سَيَعْلَمُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Hayır, ileride bilecekler.

ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Yine hayır; ileride bilecekler.

أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَٰدًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(6-7) Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?

وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(6-7) Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?

وَخَلَقْنَٰكُمْ أَزْوَٰجًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sizleri (erkekli dişili) eşler halinde yarattık.

وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Uykunuzu bir dinlenme (sebebi) kıldık.

وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِبَاسًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Geceyi (sizi örten) bir elbise yaptık.

وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Gündüzü de geçimi temin zamanı kıldık.

وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Üstünüze yedi sağlam gök bina ettik.

وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Alev alev yanan aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil yarattık.

وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءً ثَجَّاجًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(14-16) Taneler, bitkiler, sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye yağmur yüklü yoğun bulutlardan şarıl şarıl yağmur yağdırdık.

لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّا وَنَبَاتًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(14-16) Taneler, bitkiler, sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye yağmur yüklü yoğun bulutlardan şarıl şarıl yağmur yağdırdık.

وَجَنَّٰتٍ أَلْفَافًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(14-16) Taneler, bitkiler, sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye yağmur yüklü yoğun bulutlardan şarıl şarıl yağmur yağdırdık.

إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَٰتًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz hüküm ve ayırma günü belirlenmiş bir vakittir.

يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Bu, sura üfürüleceği gün gerçekleşir ve siz bölük bölük gelirsiniz.

وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Gök açılır ve kapı kapı olur.

وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Dağlar yürütülür, serap haline gelir.

إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(21-23) Şüphesiz cehennem, bir gözetleme yeridir; azgınlar için, içinde çağlar boyu kalacakları bir dönüş yeridir.

لِّلطَّٰغِينَ مَـَٔابًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(21-23) Şüphesiz cehennem, bir gözetleme yeridir; azgınlar için, içinde çağlar boyu kalacakları bir dönüş yeridir.

لَّٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(21-23) Şüphesiz cehennem, bir gözetleme yeridir; azgınlar için, içinde çağlar boyu kalacakları bir dönüş yeridir.

لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Orada ne bir serinlik ve ne de içecek bir şey tadacaklar!

إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(25-26) Ancak, uygun bir ceza olarak kaynar su ve irin içecekler.

جَزَآءً وِفَاقًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(25-26) Ancak, uygun bir ceza olarak kaynar su ve irin içecekler.

إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Çünkü onlar hesaba çekilmeyi ummuyorlardı.

وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Ayetlerimizi de alabildiğine yalanlamışlardı.

وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ كِتَٰبًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Biz ise, her şeyi bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) tamamiyle sayıp tespit ettik.

فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Kafirlere şöyle denilir: "Şimdi tadın. Artık bundan sonra yalnızca azabınızı artıracağız."

إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(31-34) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.

حَدَآئِقَ وَأَعْنَٰبًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(31-34) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.

وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(31-34) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.

وَكَأْسًا دِهَاقًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(31-34) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.

لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّٰبًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Orada ne bir boş söz işitirler, ne de bir yalan.

جَزَآءً مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(36-38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahman'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahman'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir.

رَّبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَٰنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(36-38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahman'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahman'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir.

يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ صَفًّا لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ وَقَالَ صَوَابًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(36-38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahman'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahman'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir.

ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

İşte bu, hak olan gündür. Artık dileyen kimse Rabbine ulaştıran bir yol tutar.

إِنَّآ أَنذَرْنَٰكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkarcının, "Keşke toprak olaydım!" diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.