تدريس الكتابTadrees ul KitabKuran'ı Kuran'la okuma platformu

an-Nazi`at · Söküp Çıkaranlar · 46 ayet

Katmanlar

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).

وَٱلنَّٰزِعَٰتِ غَرْقًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Andolsun (kafirlerin ruhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara,

وَٱلنَّٰشِطَٰتِ نَشْطًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Andolsun (mü'minlerin ruhlarını) kolaylıkla alanlara,

وَٱلسَّٰبِحَٰتِ سَبْحًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Andolsun yüzüp yüzüp gidenlere,

فَٱلسَّٰبِقَٰتِ سَبْقًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Derken, öne geçenlere,

فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Nihayet işi çekip çevirenlere (ki, mutlaka tekrar diriltileceksiniz).

يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(6-7) Büyük bir sarsıntının olacağı o günde o sarsıntıyı, peşinden gelen başka bir sarsıntı izleyecektir.

تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(6-7) Büyük bir sarsıntının olacağı o günde o sarsıntıyı, peşinden gelen başka bir sarsıntı izleyecektir.

قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O gün birtakım kalpler (tedirginlik içinde) şiddetle çarpacaktır.

أَبْصَٰرُهَا خَٰشِعَةٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onların gözleri (korku ile) inecektir.

يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şöyle derler: "Biz gerçekten gerisin geriye eski halimize mi döndürüleceğiz?"

أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًا نَّخِرَةً

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"Bizler çürümüş kemiklere döndükten sonra mı?"

قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"Öyle ise bu hüsran dolu bir dönüştür" dediler.

فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Halbuki o, bir haykırıştan (sur'un üfürülmesinden) ibarettir.

فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.

هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(Ey Muhammed!) Musa'nın haberi sana geldi mi?

إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Hani, Rabbi ona mukaddes Tuva vadisinde şöyle seslenmişti:

ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"Haydi Firavun'a git! Çünkü o azmıştır."

فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"Ona de ki: İster misin (küfür ve isyanından) temizlenesin?

وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Seni Rabbine ileteyim de O'na karşı derinden saygı duyup korkasın!"

فَأَرَىٰهُ ٱلْـَٔايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Derken Musa ona en büyük mucizeyi gösterdi.

فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Fakat o, Musa'yı yalanladı ve isyan etti.

ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sonra sırt dönüp koşarak gitti.

فَحَشَرَ فَنَادَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi:

فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"Ben, sizin en yüce Rabbinizim!" dedi.

فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Allah onu, ibret verici şekilde dünya ve ahiret cezasıyla cezalandırdı.

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّمَن يَخْشَىٰٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz bunda Allah'tan sakınıp korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.

ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ بَنَىٰهَا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(Ey inkarcılar!) Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı? Onu Allah kurmuştur.

رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onu yükseltmiş ve ona düzen ve ahenk vermiştir.

وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı.

وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Ardından yeri düzenleyip döşedi.

أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Ondan suyunu ve merasını çıkardı.

وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.

مَتَٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Bunları sizin için ve hayvanlarınız için bir yarar kaynağı yaptı.

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(34-35) En büyük felaket (kıyamet) geldiği zaman, o gün insan yaptıklarını hatırlar.

يَوْمَ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ مَا سَعَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(34-35) En büyük felaket (kıyamet) geldiği zaman, o gün insan yaptıklarını hatırlar.

وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Cehennem, görenler için apaçık bir şekilde gösterilir.

فَأَمَّا مَن طَغَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(37-39) Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.

وَءَاثَرَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(37-39) Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.

فَإِنَّ ٱلْجَحِيمَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(37-39) Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.

وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفْسَ عَنِ ٱلْهَوَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(40-41) Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır.

فَإِنَّ ٱلْجَنَّةَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(40-41) Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır.

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sana, kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar.

فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَىٰهَآ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onu bilip söylemek nerede, sen nerede?

إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onun nihai bilgisi yalnız Rabbine aittir.

إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَىٰهَا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sen, ancak ondan korkanları uyarıcısın.

كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَىٰهَا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Kıyameti gördükleri gün onlar, sanki dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibidirler.