تدريس الكتابTadrees ul KitabKuran'ı Kuran'la okuma platformu

`Abasa · Surat Asma · 42 ayet

Katmanlar

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).

عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(1-2) Kendisine o ama geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.

أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(1-2) Kendisine o ama geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.

وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak,

أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.

أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Kendini muhtaç hissetmeyene gelince;

فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sen, ona yöneliyorsun.

وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(İstemiyorsa) onun arınmamasından sana ne!

وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.

وَهُوَ يَخْشَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.

فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.

كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Hayır, böyle yapma! Çünkü bu (Kur'an) bir öğüttür.

فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Dileyen ondan öğüt alır.

فِى صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍۭ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

بِأَيْدِى سَفَرَةٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

كِرَامٍۭ بَرَرَةٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

قُتِلَ ٱلْإِنسَٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Kahrolası (inkarcı) insan! Ne nankördür o!

مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Allah, onu hangi şeyden yarattı?

مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Az bir sudan (meniden). Onu yarattı ve ona ölçülü bir şekil verdi.

ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sonra ona yolu kolaylaştırdı.

ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sonra onu öldürdü ve kabre koydu.

ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sonra, dilediği vakit onu diriltir.

كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Hayır, hayır o, Allah'ın kendisine emrettiğini yerine getirmedi. (İman etmedi.)

فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Her şeyden önce insan, yediği yemeğine bir baksın!

أَنَّا صَبَبْنَا ٱلْمَآءَ صَبًّا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Gerçekten biz, yağmuru bol bol yağdırdık.

ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sonra toprağı, iyiden iyiye yardık!

فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا حَبًّا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

وَعِنَبًا وَقَضْبًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

وَزَيْتُونًا وَنَخْلًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

وَحَدَآئِقَ غُلْبًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

وَفَٰكِهَةً وَأَبًّا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

مَّتَٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.

يَوْمَ يَفِرُّ ٱلْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.

وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.

وَصَٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.

لِكُلِّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُّسْفِرَةٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar,

ضَاحِكَةٌ مُّسْتَبْشِرَةٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Gülerler, sevinirler.

وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler.

تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onları bir siyahlık bürür.

أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

İşte onlar, kafirlerdir, günaha dalanlardır.