‹ 76. İnsan 77. Mürselat 78. Nebe › al-Mursalat · Gönderilenler · 50 ayet
Katmanlar Arapça Okunuş Kelime meali Mealler Notlarım Kendi mealim
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
وَٱلْمُرْسَلَٰتِ عُرْفًا
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
فَٱلْعَٰصِفَٰتِ عَصْفًا
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
وَٱلنَّٰشِرَٰتِ نَشْرًا
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
فَٱلْفَٰرِقَٰتِ فَرْقًا
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
فَٱلْمُلْقِيَٰتِ ذِكْرًا
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
عُذْرًا أَوْ نُذْرًا
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٌ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتْ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman,
وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتْ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gök yarıldığı zaman,
وَإِذَا ٱلْجِبَالُ نُسِفَتْ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman,
وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتْ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Peygamberler için (ümmetlerine şahitlik etmek üzere) vakit belirlendiği zaman (kıyamet gerçekleşir).
لِأَىِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Bu) hangi güne ertelenmiştir?
لِيَوْمِ ٱلْفَصْلِ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hüküm ve ayırım gününe.
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hüküm ve ayırım gününü sen ne bileceksin.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün vay yalanlayanların haline!
أَلَمْ نُهْلِكِ ٱلْأَوَّلِينَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz öncekileri helak etmedik mi?
ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ ٱلْـَٔاخِرِينَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra arkadan gelenleri de onların peşine takacağız.
كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz suçlulara işte böyle yaparız.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün vay yalanlayanların haline!
أَلَمْ نَخْلُقكُّم مِّن مَّآءٍ مَّهِينٍ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz sizi bayağı bir sudan (meniden) yaratmadık mı?
فَجَعَلْنَٰهُ فِى قَرَارٍ مَّكِينٍ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(21-22) Sonra onu belli bir süreye kadar sağlam bir yerde (ana rahminde) tuttuk.
إِلَىٰ قَدَرٍ مَّعْلُومٍ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(21-22) Sonra onu belli bir süreye kadar sağlam bir yerde (ana rahminde) tuttuk.
فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ ٱلْقَٰدِرُونَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra da ona ölçülü bir biçim verdik. Biz ne güzel biçim verenleriz!
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün vay yalanlayanların haline!
أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ كِفَاتًا
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(25-26) Biz yeryüzünü dirileri de ölüleri de toplayan (bir yurt) yapmadık mı?
أَحْيَآءً وَأَمْوَٰتًا
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(25-26) Biz yeryüzünü dirileri de ölüleri de toplayan (bir yurt) yapmadık mı?
وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ شَٰمِخَٰتٍ وَأَسْقَيْنَٰكُم مَّآءً فُرَاتًا
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Orada sabit yüce dağlar yaratmadık mı, size tatlı bir su içirmedik mi?
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün vay yalanlayanların haline!
ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara şöyle denecek: "Yalanlamakta olduğunuz şeye (cehennem azabına) gidin."
ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ ظِلٍّ ذِى ثَلَٰثِ شُعَبٍ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(30-31) "Üç kola ayrılmış gölgeye gidin ki, o ne gölgelendirir ne de alevden korur."
لَّا ظَلِيلٍ وَلَا يُغْنِى مِنَ ٱللَّهَبِ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(30-31) "Üç kola ayrılmış gölgeye gidin ki, o ne gölgelendirir ne de alevden korur."
إِنَّهَا تَرْمِى بِشَرَرٍ كَٱلْقَصْرِ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz cehennem, her biri saray büyüklüğünde kıvılcımlar saçar.
كَأَنَّهُۥ جِمَٰلَتٌ صُفْرٌ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunlar sanki birer kızıl devedir.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün vay yalanlayanların haline!
هَٰذَا يَوْمُ لَا يَنطِقُونَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu, konuşamayacakları gündür.
وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara izin de verilmez ki, özür dilesinler.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün vay yalanlayanların haline!
هَٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ جَمَعْنَٰكُمْ وَٱلْأَوَّلِينَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu, hüküm ve ayırma günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya toplamışızdır.
فَإِن كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَكِيدُونِ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer bir tuzağınız varsa, haydi bana tuzak kurun!
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün vay yalanlayanların haline!
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى ظِلَٰلٍ وَعُيُونٍ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, gölgeler içinde ve pınar başlarındadırlar.
وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Canlarının çektiği meyveler içerisindedirler.
كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Yapmakta olduğunuz şeylere karşılık afiyetle yiyin için."
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz biz iyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün vay yalanlayanların haline!
كُلُوا۟ وَتَمَتَّعُوا۟ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey inkar edenler! (Dünyada) yiyin ve birazcık yararlanın! Şüphesiz sizler suçlularsınız.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün vay yalanlayanların haline!
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرْكَعُوا۟ لَا يَرْكَعُونَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara, "Rüku edin (namaz kılın)" dendiği zaman rüku etmezler.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün vay yalanlayanların haline!
فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ
1 2 3 Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar artık ondan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar?