تدريس الكتابTadrees ul KitabKuran'ı Kuran'la okuma platformu

al-Mursalat · Gönderilenler · 50 ayet

Katmanlar

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).

وَٱلْمُرْسَلَٰتِ عُرْفًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.

فَٱلْعَٰصِفَٰتِ عَصْفًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.

وَٱلنَّٰشِرَٰتِ نَشْرًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.

فَٱلْفَٰرِقَٰتِ فَرْقًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.

فَٱلْمُلْقِيَٰتِ ذِكْرًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.

عُذْرًا أَوْ نُذْرًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.

إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.

فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتْ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman,

وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتْ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Gök yarıldığı zaman,

وَإِذَا ٱلْجِبَالُ نُسِفَتْ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman,

وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتْ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Peygamberler için (ümmetlerine şahitlik etmek üzere) vakit belirlendiği zaman (kıyamet gerçekleşir).

لِأَىِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(Bu) hangi güne ertelenmiştir?

لِيَوْمِ ٱلْفَصْلِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Hüküm ve ayırım gününe.

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Hüküm ve ayırım gününü sen ne bileceksin.

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O gün vay yalanlayanların haline!

أَلَمْ نُهْلِكِ ٱلْأَوَّلِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Biz öncekileri helak etmedik mi?

ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ ٱلْـَٔاخِرِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sonra arkadan gelenleri de onların peşine takacağız.

كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Biz suçlulara işte böyle yaparız.

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O gün vay yalanlayanların haline!

أَلَمْ نَخْلُقكُّم مِّن مَّآءٍ مَّهِينٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Biz sizi bayağı bir sudan (meniden) yaratmadık mı?

فَجَعَلْنَٰهُ فِى قَرَارٍ مَّكِينٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(21-22) Sonra onu belli bir süreye kadar sağlam bir yerde (ana rahminde) tuttuk.

إِلَىٰ قَدَرٍ مَّعْلُومٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(21-22) Sonra onu belli bir süreye kadar sağlam bir yerde (ana rahminde) tuttuk.

فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ ٱلْقَٰدِرُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sonra da ona ölçülü bir biçim verdik. Biz ne güzel biçim verenleriz!

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O gün vay yalanlayanların haline!

أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ كِفَاتًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(25-26) Biz yeryüzünü dirileri de ölüleri de toplayan (bir yurt) yapmadık mı?

أَحْيَآءً وَأَمْوَٰتًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(25-26) Biz yeryüzünü dirileri de ölüleri de toplayan (bir yurt) yapmadık mı?

وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ شَٰمِخَٰتٍ وَأَسْقَيْنَٰكُم مَّآءً فُرَاتًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Orada sabit yüce dağlar yaratmadık mı, size tatlı bir su içirmedik mi?

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O gün vay yalanlayanların haline!

ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onlara şöyle denecek: "Yalanlamakta olduğunuz şeye (cehennem azabına) gidin."

ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ ظِلٍّ ذِى ثَلَٰثِ شُعَبٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(30-31) "Üç kola ayrılmış gölgeye gidin ki, o ne gölgelendirir ne de alevden korur."

لَّا ظَلِيلٍ وَلَا يُغْنِى مِنَ ٱللَّهَبِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(30-31) "Üç kola ayrılmış gölgeye gidin ki, o ne gölgelendirir ne de alevden korur."

إِنَّهَا تَرْمِى بِشَرَرٍ كَٱلْقَصْرِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz cehennem, her biri saray büyüklüğünde kıvılcımlar saçar.

كَأَنَّهُۥ جِمَٰلَتٌ صُفْرٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Bunlar sanki birer kızıl devedir.

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O gün vay yalanlayanların haline!

هَٰذَا يَوْمُ لَا يَنطِقُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Bu, konuşamayacakları gündür.

وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onlara izin de verilmez ki, özür dilesinler.

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O gün vay yalanlayanların haline!

هَٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ جَمَعْنَٰكُمْ وَٱلْأَوَّلِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Bu, hüküm ve ayırma günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya toplamışızdır.

فَإِن كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَكِيدُونِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Eğer bir tuzağınız varsa, haydi bana tuzak kurun!

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O gün vay yalanlayanların haline!

إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى ظِلَٰلٍ وَعُيُونٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, gölgeler içinde ve pınar başlarındadırlar.

وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Canlarının çektiği meyveler içerisindedirler.

كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"Yapmakta olduğunuz şeylere karşılık afiyetle yiyin için."

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz biz iyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O gün vay yalanlayanların haline!

كُلُوا۟ وَتَمَتَّعُوا۟ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Ey inkar edenler! (Dünyada) yiyin ve birazcık yararlanın! Şüphesiz sizler suçlularsınız.

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O gün vay yalanlayanların haline!

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرْكَعُوا۟ لَا يَرْكَعُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onlara, "Rüku edin (namaz kılın)" dendiği zaman rüku etmezler.

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O gün vay yalanlayanların haline!

فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onlar artık ondan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar?