قَالَ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُواْ لِلَّذِينَ ٱسۡتُضۡعِفُوٓاْ أَنَحۡنُ صَدَدۡنَـٰكُمۡ عَنِ ٱلۡهُدَىٰ بَعۡدَ إِذۡ جَآءَكُمۖ بَلۡ كُنتُم مُّجۡرِمِينَ ٣٢
قَالَ dedi(ler) ki ٱلَّذِينَ kimseler ٱسۡتَكۡبَرُواْ büyüklük taslayan(lar) لِلَّذِينَ kimselere ٱسۡتُضۡعِفُوٓاْ zayıf düşürülen(lere) أَنَحۡنُ biz mi? صَدَدۡنَـٰكُمۡ engelledik عَنِ hidayetten ٱلۡهُدَىٰ the guidance EN بَعۡدَ sonra إِذۡ size geldikten جَآءَكُمۖ it had come to you EN بَلۡ hayır كُنتُم siz kendiniz مُّجۡرِمِينَ suç işliyordunuz
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Büyüklük taslayanlar, zayıf ve güçsüz görülenlere, "Size hidayet geldikten sonra, biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır, suçlu olanlar sizlerdiniz" derler.
İlişkiler23 bağlantı · 4 tür
Aynı kök47:1
Paralel2:166–167 7:39 37:28 40:47 40:48
Aynı konu33:66–68 43:67
Henüz sınıflandırılmamış6:123 7:38 11:21 21:98 22:13 26:99 27:51 33:68 37:29 37:33 38:60 39:31 Tümünü göster (+3)