وَلَقَدۡ هَمَّتۡ بِهِۦۖ وَهَمَّ بِهَا لَوۡلَآ أَن رَّءَا بُرۡهَـٰنَ رَبِّهِۦۚ كَذَٰلِكَ لِنَصۡرِفَ عَنۡهُ ٱلسُّوٓءَ وَٱلۡفَحۡشَآءَۚ إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُخۡلَصِينَ ٢٤
وَلَقَدۡ andolsun هَمَّتۡ kadın arzu etmişti بِهِۦۖ onu وَهَمَّ o da arzu etmişti بِهَا onu لَوۡلَآ eğer أَن görmeseydi رَّءَا he saw EN بُرۡهَـٰنَ doğruyu gösteren delilini رَبِّهِۦۚ Rabbinin كَذَٰلِكَ böylece لِنَصۡرِفَ çevirmek istedik عَنۡهُ ondan ٱلسُّوٓءَ kötülüğü وَٱلۡفَحۡشَآءَۚ ve fuhşu إِنَّهُۥ çünkü o مِنۡ kullarımızdandır عِبَادِنَا Our slaves EN ٱلۡمُخۡلَصِينَ ihlasa erdirilmiş
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yusuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.
İlişkiler10 bağlantı · 5 tür
Aynı kök19:51
Paralel12:51
Aynı hüküm12:33
Aynı konu15:39–40 23:5 24:30
Henüz sınıflandırılmamış12:52 17:32 70:29 91:8