تدريس الكتابTadrees ul KitabKuran'ı Kuran'la okuma platformu

al-Mudathir · Gizlenen · 56 ayet

Katmanlar

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).

يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمُدَّثِّرُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Ey örtünüp bürünen (Peygamber!)

وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Rabbini yücelt.

وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Nefsini arındır.

وَٱلرُّجْزَ فَٱهْجُرْ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şirkten uzak dur.

وَلَا تَمْنُن تَسْتَكْثِرُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

İyiliği, daha fazlasını bekleyerek (bir kazanç elde etmek için) yapma.

وَلِرَبِّكَ فَٱصْبِرْ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Rabbinin rızasına ermek için sabret.

فَإِذَا نُقِرَ فِى ٱلنَّاقُورِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(8-9) Sur'a üfürüldüğü zaman var ya; işte o gün çetin bir gündür.

فَذَٰلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(8-9) Sur'a üfürüldüğü zaman var ya; işte o gün çetin bir gündür.

عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Kafirler için hiç kolay değildir.

ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Beni, yarattığım kişiyle baş başa bırak.

وَجَعَلْتُ لَهُۥ مَالًا مَّمْدُودًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(12-13) Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.

وَبَنِينَ شُهُودًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(12-13) Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.

وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمْهِيدًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Kendisine alabildiğine imkanlar sağladım.

ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sonra da o hırsla daha da artırmamı umar.

كَلَّآ إِنَّهُۥ كَانَ لِـَٔايَٰتِنَا عَنِيدًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Hayır, umduğu gibi olmayacak. Çünkü o, bizim ayetlerimize karşı inatçıdır.

سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.

إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Çünkü o, düşündü taşındı, ölçtü biçti.

فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Kahrolası nasıl da ölçtü biçti!

ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti!

ثُمَّ نَظَرَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sonra (Kur'an hakkında) derin derin düşündü.

ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sonra yüzünü ekşitti, kaşlarını çattı.

ثُمَّ أَدْبَرَ وَٱسْتَكْبَرَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(23-24) Sonra arkasını döndü ve büyüklük taslayıp şöyle dedi: "Bu, ancak nakledilegelen bir sihirdir."

فَقَالَ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(23-24) Sonra arkasını döndü ve büyüklük taslayıp şöyle dedi: "Bu, ancak nakledilegelen bir sihirdir."

إِنْ هَٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"Bu, ancak insan sözüdür."

سَأُصْلِيهِ سَقَرَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Ben onu "Sekar"a (cehenneme) sokacağım.

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سَقَرُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sekar'ın ne olduğunu sen ne bileceksin?

لَا تُبْقِى وَلَا تَذَرُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Geride bir şey koymaz, bırakmaz.

لَوَّاحَةٌ لِّلْبَشَرِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Derileri kavurur.

عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Üzerinde on dokuz (görevli melek) vardır.

وَمَا جَعَلْنَآ أَصْحَٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَٰٓئِكَةً وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيَسْتَيْقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَيَزْدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِيمَٰنًا وَلَا يَرْتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَٱلْكَٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلًا كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ وَمَا هِىَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkar edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin olarak bilsinler, iman edenlerin imanı artsın, kendilerine kitap verilenler ve mü'minler şüpheye düşmesin, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ile kafirler, "Allah, örnek olarak bununla neyi anlatmak istedi" desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlar için ancak bir uyarıdır.

كَلَّا وَٱلْقَمَرِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(32-37) Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.

وَٱلَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(32-37) Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.

وَٱلصُّبْحِ إِذَآ أَسْفَرَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(32-37) Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.

إِنَّهَا لَإِحْدَى ٱلْكُبَرِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(32-37) Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.

نَذِيرًا لِّلْبَشَرِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(32-37) Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.

لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(32-37) Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.

كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Herkes kazandığına karşılık bir rehindir.

إِلَّآ أَصْحَٰبَ ٱلْيَمِينِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Ancak ahiret mutluluğuna eren kimseler başka.

فِى جَنَّٰتٍ يَتَسَآءَلُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(40-42) Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: "Sizi Sekar'a (cehenneme) ne soktu?"

عَنِ ٱلْمُجْرِمِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(40-42) Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: "Sizi Sekar'a (cehenneme) ne soktu?"

مَا سَلَكَكُمْ فِى سَقَرَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(40-42) Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: "Sizi Sekar'a (cehenneme) ne soktu?"

قَالُوا۟ لَمْ نَكُ مِنَ ٱلْمُصَلِّينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onlar şöyle derler: "Biz namaz kılanlardan değildik."

وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ ٱلْمِسْكِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"Yoksula yedirmezdik."

وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلْخَآئِضِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"Batıla dalanlarla birlikte biz de dalardık."

وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"Ceza gününü de yalanlıyorduk."

حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلْيَقِينُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"Nihayet ölüm bize gelip çattı."

فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَٰعَةُ ٱلشَّٰفِعِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.

فَمَا لَهُمْ عَنِ ٱلتَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Böyle iken onlara ne oluyor da, öğütten yüz çeviriyorlar?

كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُّسْتَنفِرَةٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(50-51) Onlar sanki arslandan kaçan yaban eşekleridirler.

فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍۭ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(50-51) Onlar sanki arslandan kaçan yaban eşekleridirler.

بَلْ يُرِيدُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًا مُّنَشَّرَةً

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Hatta onlardan her bir kişi, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor.

كَلَّا بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Hayır, hayır! Onlar ahiretten korkmuyorlar.

كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذْكِرَةٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Hayır, düşündükleri gibi değil! Şüphesiz bu (Kur'an) bir uyarıdır.

فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Artık kim dilerse ondan öğüt alır.

وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ هُوَ أَهْلُ ٱلتَّقْوَىٰ وَأَهْلُ ٱلْمَغْفِرَةِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Bununla beraber, Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. O takvaya (kendisine karşı gelmekten sakınılmaya) ehil olandır, bağışlamaya ehil olandır.