تدريس الكتابTadrees ul KitabKuran'ı Kuran'la okuma platformu

al-Qiyamah · Diriliş · 40 ayet

Katmanlar

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).

لَآ أُقْسِمُ بِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Kıyamet gününe yemin ederim.

وَلَآ أُقْسِمُ بِٱلنَّفْسِ ٱللَّوَّامَةِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(Kusurlarından dolayı kendini) kınayan nefse de yemin ederim (ki diriltilip hesaba çekileceksiniz).

أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَلَّن نَّجْمَعَ عِظَامَهُۥ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanır?

بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Evet bizim, onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter.

بَلْ يُرِيدُ ٱلْإِنسَٰنُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُۥ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Fakat insan önünü (geleceğini, kıyameti) yalanlamak ister.

يَسْـَٔلُ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلْقِيَٰمَةِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"O kıyamet günü ne zaman?" diye sorar.

فَإِذَا بَرِقَ ٱلْبَصَرُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(7-10) Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan "kaçış nereye?" diyecektir.

وَخَسَفَ ٱلْقَمَرُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(7-10) Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan "kaçış nereye?" diyecektir.

وَجُمِعَ ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(7-10) Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan "kaçış nereye?" diyecektir.

يَقُولُ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ ٱلْمَفَرُّ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(7-10) Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan "kaçış nereye?" diyecektir.

كَلَّا لَا وَزَرَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Hayır, hiçbir sığınacak yer yoktur.

إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمُسْتَقَرُّ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.

يُنَبَّؤُا۟ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O gün insana, yapıp önden gönderdiği ve yapmayıp geri bıraktığı şeyler haber verilir.

بَلِ ٱلْإِنسَٰنُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ بَصِيرَةٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(14-15) Hatta, mazeretlerini ortaya koysa da, o gün insan kendi aleyhine şahittir.

وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(14-15) Hatta, mazeretlerini ortaya koysa da, o gün insan kendi aleyhine şahittir.

لَا تُحَرِّكْ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِۦٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.

إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُۥ وَقُرْءَانَهُۥ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir.

فَإِذَا قَرَأْنَٰهُ فَٱتَّبِعْ قُرْءَانَهُۥ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O halde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy.

ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۥ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sonra onu açıklamak da bize aittir.

كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(20-21) Hayır! Siz dünyayı seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.

وَتَذَرُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(20-21) Hayır! Siz dünyayı seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاضِرَةٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O gün birtakım yüzler aydındır.

إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Rablerine bakarlar.

وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍۭ بَاسِرَةٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O gün birtakım yüzler de asıktır.

تَظُنُّ أَن يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacaklarını anlarlar.

كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِىَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(26-30) Hayır, can boğaza dayandığı, "Kimdir (bunu) iyi edecek?" dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevk ediliş, Rabbinedir.

وَقِيلَ مَنْ رَاقٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(26-30) Hayır, can boğaza dayandığı, "Kimdir (bunu) iyi edecek?" dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevk ediliş, Rabbinedir.

وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلْفِرَاقُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(26-30) Hayır, can boğaza dayandığı, "Kimdir (bunu) iyi edecek?" dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevk ediliş, Rabbinedir.

وَٱلْتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(26-30) Hayır, can boğaza dayandığı, "Kimdir (bunu) iyi edecek?" dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevk ediliş, Rabbinedir.

إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمَسَاقُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(26-30) Hayır, can boğaza dayandığı, "Kimdir (bunu) iyi edecek?" dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevk ediliş, Rabbinedir.

فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O, (Peygamberi) doğrulamamış, namaz da kılmamıştı.

وَلَٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Fakat yalanlamış ve yüz çevirmişti.

ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sonra da kasıla kasıla ailesine gitmişti.

أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(34-35) "Bu azap sana layıktır, layık! Evet, layıktır sana, layık!" denecektir.

ثُمَّ أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(34-35) "Bu azap sana layıktır, layık! Evet, layıktır sana, layık!" denecektir.

أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَن يُتْرَكَ سُدًى

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder.

أَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِّن مَّنِىٍّ يُمْنَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O dökülen meniden ibaret az bir su değil miydi?

ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sonra bu, bir "alaka" oldu. Derken Allah onu yaratıp güzelce şekillendirdi.

فَجَعَلَ مِنْهُ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Nihayet ondan da erkek ve dişi iki eşi var etti.

أَلَيْسَ ذَٰلِكَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحْـِۧىَ ٱلْمَوْتَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şimdi, bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?