بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْغَٰشِيَةِ
Dehşeti her şeyi kaplayan felaketin haberi sana geldi mi?
al-Ghashiyah · Kuşatan · 26 ayet
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْغَٰشِيَةِ
Dehşeti her şeyi kaplayan felaketin haberi sana geldi mi?
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَٰشِعَةٌ
O gün birtakım yüzler vardır ki zillete bürünmüşlerdir.
عَامِلَةٌ نَّاصِبَةٌ
Çalışmış, (boşa) yorulmuşlardır.
تَصْلَىٰ نَارًا حَامِيَةً
Kızgın ateşe girerler.
تُسْقَىٰ مِنْ عَيْنٍ ءَانِيَةٍ
Son derece kızgın bir kaynaktan içirilirler.
لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍ
Onlara, acı ve kötü kokulu bir dikenli bitkiden başka yiyecek yoktur.
لَّا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِى مِن جُوعٍ
O, ne besler ne de açlıktan kurtarır.
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاعِمَةٌ
O gün birtakım yüzler vardır ki, nimet içinde mutludurlar.
لِّسَعْيِهَا رَاضِيَةٌ
Yaptıklarından dolayı hoşnutturlar.
فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ
Yüksek bir cennettedirler.
لَّا تَسْمَعُ فِيهَا لَٰغِيَةً
Orada hiçbir boş söz işitmezler.
فِيهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌ
Orada akan bir kaynak vardır.
فِيهَا سُرُرٌ مَّرْفُوعَةٌ
(13-16) Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır.
وَأَكْوَابٌ مَّوْضُوعَةٌ
(13-16) Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır.
وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌ
(13-16) Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır.
وَزَرَابِىُّ مَبْثُوثَةٌ
(13-16) Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır.
أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى ٱلْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ
Deveye bakmıyorlar mı, nasıl yaratılmıştır!
وَإِلَى ٱلسَّمَآءِ كَيْفَ رُفِعَتْ
Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiştir!
وَإِلَى ٱلْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ
Dağlara bakmıyorlar mı, nasıl dikilmişlerdir!
وَإِلَى ٱلْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ
Yeryüzüne bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıştır!
فَذَكِّرْ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرٌ
Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.
لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ
Sen, onlar üzerinde bir zorba değilsin.
إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ
(23-24) Ancak, kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.
فَيُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَكْبَرَ
(23-24) Ancak, kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.
إِنَّ إِلَيْنَآ إِيَابَهُمْ
Şüphesiz onların dönüşü ancak bizedir.
ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُم
Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.