بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
سَبِّحِ ٱسْمَ رَبِّكَ ٱلْأَعْلَى
Yüce Rabbinin adını tespih et.
al-A`la · Yüce · 19 ayet
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
سَبِّحِ ٱسْمَ رَبِّكَ ٱلْأَعْلَى
Yüce Rabbinin adını tespih et.
ٱلَّذِى خَلَقَ فَسَوَّىٰ
O, yaratıp şekillendiren, ahenk veren ve düzene koyandır.
وَٱلَّذِى قَدَّرَ فَهَدَىٰ
O, (her şeyi) ölçüyle yapıp yönlendirendir.
وَٱلَّذِىٓ أَخْرَجَ ٱلْمَرْعَىٰ
(4-5) O, yeşil bitki örtüsünü çıkaran, sonra da onları çürüyüp kararmış çör çöpe çevirendir.
فَجَعَلَهُۥ غُثَآءً أَحْوَىٰ
(4-5) O, yeşil bitki örtüsünü çıkaran, sonra da onları çürüyüp kararmış çör çöpe çevirendir.
سَنُقْرِئُكَ فَلَا تَنسَىٰٓ
Sana Kur'an'ı okutacağız ve sen onu unutmayacaksın.
إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُ إِنَّهُۥ يَعْلَمُ ٱلْجَهْرَ وَمَا يَخْفَىٰ
Ancak Allah'ın dilediği başka. Şüphesiz O, açık olanı da bilir, gizliyi de.
وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَىٰ
Biz seni en kolay olana kolayca ileteceğiz.
فَذَكِّرْ إِن نَّفَعَتِ ٱلذِّكْرَىٰ
O halde, eğer öğüt fayda verirse, öğüt ver.
سَيَذَّكَّرُ مَن يَخْشَىٰ
Allah'a karşı derin saygı duyarak O'ndan korkan öğüt alacaktır.
وَيَتَجَنَّبُهَا ٱلْأَشْقَى
(11-12) En büyük ateşe girecek olan en bedbaht kimse (kafir) ise, öğüt almaktan kaçınır.
ٱلَّذِى يَصْلَى ٱلنَّارَ ٱلْكُبْرَىٰ
(11-12) En büyük ateşe girecek olan en bedbaht kimse (kafir) ise, öğüt almaktan kaçınır.
ثُمَّ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحْيَىٰ
Sonra orada ne ölür (kurtulur), ne de (rahat bir hayat) yaşar.
قَدْ أَفْلَحَ مَن تَزَكَّىٰ
(14-15) Arınan ve Rabbinin adını anıp, namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer.
وَذَكَرَ ٱسْمَ رَبِّهِۦ فَصَلَّىٰ
(14-15) Arınan ve Rabbinin adını anıp, namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer.
بَلْ تُؤْثِرُونَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا
Fakat sizler dünya hayatını tercih ediyorsunuz.
وَٱلْـَٔاخِرَةُ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰٓ
Oysa ahiret, daha hayırlı ve süreklidir.
إِنَّ هَٰذَا لَفِى ٱلصُّحُفِ ٱلْأُولَىٰ
(18-19) Şüphesiz bu hükümler ilk sayfalarda, İbrahim ve Musa'nın sayfalarında da vardır.
صُحُفِ إِبْرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ
(18-19) Şüphesiz bu hükümler ilk sayfalarda, İbrahim ve Musa'nın sayfalarında da vardır.