مَا كَانَ لِنَبِىٍّ أَن يَكُونَ لَهُۥٓ أَسۡرَىٰ حَتَّىٰ يُثۡخِنَ فِى ٱلۡأَرۡضِۚ تُرِيدُونَ عَرَضَ ٱلدُّنۡيَا وَٱللَّهُ يُرِيدُ ٱلۡـَٔاخِرَةَۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ ٦٧
مَا yakışmaz كَانَ is EN لِنَبِىٍّ hiçbir peygambere أَن olmak يَكُونَ (there) should be EN لَهُۥٓ sahibi أَسۡرَىٰ esirler حَتَّىٰ kadar يُثۡخِنَ ağır basıncaya فِى yeryüzünde ٱلۡأَرۡضِۚ the land EN تُرِيدُونَ siz istiyorsunuz عَرَضَ geçici malını ٱلدُّنۡيَا dünya وَٱللَّهُ Allah ise يُرِيدُ istiyor ٱلۡـَٔاخِرَةَۗ ahireti وَٱللَّهُ Allah عَزِيزٌ daima üstün حَكِيمٞ hüküm ve hikmet sahibidir
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yeryüzünde düşmanı tamamıyla sindirip hakim duruma gelmedikçe, hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. Siz geçici dünya menfaatini istiyorsunuz, halbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
İlişkiler32 bağlantı · 6 tür
Açıklar47:4
Devam eder8:69 8:70
Aynı hüküm8:41
Aynı ibare3:152
Aynı konu3:127 4:94 8:39 11:15 17:18–19
Henüz sınıflandırılmamış2:177 3:79 3:165 4:24 4:25 4:92 5:89 9:43 9:60 14:2 24:32 24:33 Tümünü göster (+10)