وَإِذۡ تَأَذَّنَ رَبُّكَ لَيَبۡعَثَنَّ عَلَيۡهِمۡ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَـٰمَةِ مَن يَسُومُهُمۡ سُوٓءَ ٱلۡعَذَابِۗ إِنَّ رَبَّكَ لَسَرِيعُ ٱلۡعِقَابِۖ وَإِنَّهُۥ لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ ١٦٧
وَإِذۡ o vakit تَأَذَّنَ ilan etmişti رَبُّكَ Rabbin لَيَبۡعَثَنَّ elbette göndereceğini عَلَيۡهِمۡ onlara إِلَىٰ kadar يَوۡمِ gününe ٱلۡقِيَـٰمَةِ kıyamet مَن kimseler يَسُومُهُمۡ yapacak سُوٓءَ en kötüsünü ٱلۡعَذَابِۗ azabın إِنَّ doğrusu رَبَّكَ Rabbin لَسَرِيعُ çabuk ٱلۡعِقَابِۖ ceza verendir وَإِنَّهُۥ ve O لَغَفُورٞ çok bağışlayan رَّحِيمٞ çok esirgeyendir
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani Rabbin, elbette kıyamet gününe kadar onlara azabın en kötüsünü tattıracak kimseleri göndereceğini bildirmişti. Şüphesiz Rabbin, elbette cezayı çabuk verendir. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı kök2:49 7:141 14:6
Aynı ibare7:141 14:7
Aynı konu5:26 5:98 6:65 13:6 17:4–8 22:44 41:43