يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَوَلَّوۡاْ قَوۡمًا غَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِمۡ قَدۡ يَئِسُواْ مِنَ ٱلۡـَٔاخِرَةِ كَمَا يَئِسَ ٱلۡكُفَّارُ مِنۡ أَصۡحَـٰبِ ٱلۡقُبُورِ ١٣
يَـٰٓأَيُّهَا ey ٱلَّذِينَ kimseler ءَامَنُواْ inanan(lar) لَا dostluk etmeyin تَتَوَلَّوۡاْ make allies EN قَوۡمًا bir topluluk ile غَضِبَ gazabettiği ٱللَّهُ Allah'ın عَلَيۡهِمۡ kendilerine قَدۡ umudu kesmiş olan يَئِسُواْ they despair EN مِنَ ahiretten ٱلۡـَٔاخِرَةِ the Hereafter EN كَمَا gibi يَئِسَ umudu kestiği ٱلۡكُفَّارُ kafirlerin مِنۡ halkından أَصۡحَـٰبِ (the) companions EN ٱلۡقُبُورِ mezarlık
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey iman edenler! Kendilerine Allah'ın gazap ettiği, kabirlerdeki kafirlerin ümit kestikleri gibi tamamen ahiretten ümitlerini kesmiş bir toplumu dost edinmeyin.
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Aynı kök1:7
Aynı hüküm5:51 60:1
Aynı ibare58:14
Henüz sınıflandırılmamış4:97 6:29 16:28–29 22:15 23:37 36:51–52 40:46 58:22