قُلۡ يَـٰقَوۡمِ ٱعۡمَلُواْ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمۡ إِنِّى عَامِلٌۖ فَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَ مَن تَكُونُ لَهُۥ عَـٰقِبَةُ ٱلدَّارِۗ إِنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلظَّـٰلِمُونَ ١٣٥
قُلۡ de ki يَـٰقَوۡمِ Ey kavmim ٱعۡمَلُواْ yapacağınızı yapın عَلَىٰ imkanınıza göre مَكَانَتِكُمۡ your position EN إِنِّى şüphesiz ben de عَامِلٞۖ yapıyorum فَسَوۡفَ yakında تَعۡلَمُونَ bileceksiniz مَن kimin تَكُونُ olacağını لَهُۥ sonunun عَـٰقِبَةُ (in) the end EN ٱلدَّارِۗ bu yurdun إِنَّهُۥ şüphesiz لَا iflah olmazlar يُفۡلِحُ succeed EN ٱلظَّـٰلِمُونَ Zalimler
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de (görevimi) yapacağım. Ama dünya yurdunun sonucunun kimin olacağını yakında öğreneceksiniz. Şüphesiz, zalimler kurtuluşa eremezler."
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm39:39
Aynı ibare11:93 11:121 16:115 39:39
Aynı konu8:42 67:29
Henüz sınıflandırılmamış6:21 13:22 15:3 20:135 22:34 36:67 39:73 46:10