بَلۡ ظَنَنتُمۡ أَن لَّن يَنقَلِبَ ٱلرَّسُولُ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ إِلَىٰٓ أَهۡلِيهِمۡ أَبَدًا وَزُيِّنَ ذَٰلِكَ فِى قُلُوبِكُمۡ وَظَنَنتُمۡ ظَنَّ ٱلسَّوۡءِ وَكُنتُمۡ قَوۡمَۢا بُورًا ١٢
بَلۡ herhalde ظَنَنتُمۡ siz sandınız أَن ki لَّن dönmeyecekler يَنقَلِبَ return EN ٱلرَّسُولُ elçi وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ ve mü'minler إِلَىٰٓ ailelerine أَهۡلِيهِمۡ their families EN أَبَدٗا bir daha asla وَزُيِّنَ ve süslendirildi ذَٰلِكَ bu فِى gönüllerinizde قُلُوبِكُمۡ your hearts EN وَظَنَنتُمۡ ve zanda bulundunuz ظَنَّ bir zan ile ٱلسَّوۡءِ kötü وَكُنتُمۡ ve oldunuz قَوۡمَۢا bir topluluk بُورٗا helaki hak etmiş
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey münafıklar!) Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helaki hak eden bir kavim oldunuz.
İlişkiler6 bağlantı · 4 tür
Aynı kök69:20
Aynı ibare25:18 48:6
Aynı konu5:52 9:106
Henüz sınıflandırılmamış35:32