فَإِذَا لَقِيتُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فَضَرۡبَ ٱلرِّقَابِ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَثۡخَنتُمُوهُمۡ فَشُدُّواْ ٱلۡوَثَاقَ فَإِمَّا مَنَّۢا بَعۡدُ وَإِمَّا فِدَآءً حَتَّىٰ تَضَعَ ٱلۡحَرۡبُ أَوۡزَارَهَاۚ ذَٰلِكَ وَلَوۡ يَشَآءُ ٱللَّهُ لَٱنتَصَرَ مِنۡهُمۡ وَلَـٰكِن لِّيَبۡلُوَاْ بَعۡضَكُم بِبَعۡضٍۗ وَٱلَّذِينَ قُتِلُواْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَلَن يُضِلَّ أَعۡمَـٰلَهُمۡ ٤
فَإِذَا zaman لَقِيتُمُ karşılaştığınız ٱلَّذِينَ kimselerle كَفَرُواْ inkar eden(lerle) فَضَرۡبَ vurun ٱلرِّقَابِ boyunlarını حَتَّىٰٓ nihayet إِذَآ zaman أَثۡخَنتُمُوهُمۡ onları iyice vurup sindirdiğiniz فَشُدُّواْ sıkıca bağlayın ٱلۡوَثَاقَ bağı فَإِمَّا ister مَنَّۢا iyilikle (bırakırsınız) بَعۡدُ ondan sonra وَإِمَّا veya فِدَآءً fidye alırsınız حَتَّىٰ kadar تَضَعَ bırakıncaya ٱلۡحَرۡبُ harb أَوۡزَارَهَاۚ ağırlıklarını ذَٰلِكَ işte وَلَوۡ şayet يَشَآءُ dileseydi ٱللَّهُ Allah لَٱنتَصَرَ öc alırdı مِنۡهُمۡ onlardan وَلَـٰكِن fakat لِّيَبۡلُوَاْ denemek için بَعۡضَكُم bir kısmınızı بِبَعۡضٖۗ diğeriyle وَٱلَّذِينَ kimselerin قُتِلُواْ öldürülen(lerin) فِى (Allah) yolunda سَبِيلِ (the) way of Allah EN ٱللَّهِ Allah فَلَن asla يُضِلَّ zayi etmeyecektir أَعۡمَـٰلَهُمۡ yaptıkları işleri
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Savaşta) inkar edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hale getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur. Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır.
İlişkiler59 bağlantı · 6 tür
Açıklar8:67
Aynı kök4:34
Aynı hüküm2:190 8:12
Aynı ibare3:157 3:169
Aynı konu2:154 2:251 3:140–141 3:152 4:74 8:70 9:52 9:60 9:123 22:39 22:40 22:58 Tümünü göster (+4)
Henüz sınıflandırılmamış2:190–193 2:191 3:165 3:169 3:169–171 4:24 4:25 4:89–91 4:90 4:91 4:92 5:5 Tümünü göster (+25)