إِن تَدۡعُوهُمۡ لَا يَسۡمَعُواْ دُعَآءَكُمۡ وَلَوۡ سَمِعُواْ مَا ٱسۡتَجَابُواْ لَكُمۡۖ وَيَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ يَكۡفُرُونَ بِشِرۡكِكُمۡۚ وَلَا يُنَبِّئُكَ مِثۡلُ خَبِيرٍ ١٤
إِن eğer تَدۡعُوهُمۡ onları çağırsanız لَا işitmezler يَسۡمَعُواْ they hear EN دُعَآءَكُمۡ sizin çağırmanızı وَلَوۡ şayet سَمِعُواْ işitseler bile مَا cevap veremezler ٱسۡتَجَابُواْ they (would) respond EN لَكُمۡۖ size وَيَوۡمَ ve günü ٱلۡقِيَـٰمَةِ kıyamet يَكۡفُرُونَ inkar ederler بِشِرۡكِكُمۡۚ sizin ortak koşmanızı وَلَا ve يُنَبِّئُكَ hiç kimse sana haber veremez مِثۡلُ gibi خَبِيرٖ herşeyi bilen
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer onları çağırsanız, çağrınızı duymazlar. Duysalar bile çağrınıza karşılık veremezler. Kıyamet günü de sizin ortak koştuğunuzu inkar ederler. Bunları sana hiç kimse, hakkıyla haberdar olan (Allah) gibi haber veremez.
İlişkiler39 bağlantı · 4 tür
Paralel46:6
Aynı ibare29:25 41:47
Aynı konu2:166 7:194–198 10:28 10:28–29 10:29 13:14 14:21–22 16:86 19:82 25:19 28:62–66 30:13 Tümünü göster (+4)
Henüz sınıflandırılmamış2:197 7:193 7:194 7:197 14:22 18:32 18:52 25:18 25:18–19 25:59 28:63 28:64 Tümünü göster (+8)