يَعۡمَلُونَ لَهُۥ مَا يَشَآءُ مِن مَّحَـٰرِيبَ وَتَمَـٰثِيلَ وَجِفَانٍ كَٱلۡجَوَابِ وَقُدُورٍ رَّاسِيَـٰتٍۚ ٱعۡمَلُوٓاْ ءَالَ دَاوُۥدَ شُكۡرًاۚ وَقَلِيلٌ مِّنۡ عِبَادِىَ ٱلشَّكُورُ ١٣
يَعۡمَلُونَ yaparlardı لَهُۥ ona مَا ne يَشَآءُ diliyorsa مِن kalelerden مَّحَـٰرِيبَ elevated chambers EN وَتَمَـٰثِيلَ ve heykeller(den) وَجِفَانٖ ve leğenler(den) كَٱلۡجَوَابِ havuzlar kadar (geniş) وَقُدُورٖ ve kazanlar(dan) رَّاسِيَـٰتٍۚ sabit ٱعۡمَلُوٓاْ yapın ءَالَ (ey) ailesi دَاوُۥدَ Davud شُكۡرٗاۚ şükredin وَقَلِيلٞ ve azdır مِّنۡ kullarımdan عِبَادِىَ My slaves EN ٱلشَّكُورُ şükreden
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Cinler, Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davud ailesi, şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Aynı kök64:17
Paralel38:37
Aynı konu7:10 38:37 38:38
Henüz sınıflandırılmamış7:17 10:59 21:82 27:12 27:15 27:39 27:40 27:57 38:34 38:39 72:1