وَلِسُلَيۡمَـٰنَ ٱلرِّيحَ غُدُوُّهَا شَهۡرٌ وَرَوَاحُهَا شَهۡرٌۖ وَأَسَلۡنَا لَهُۥ عَيۡنَ ٱلۡقِطۡرِۖ وَمِنَ ٱلۡجِنِّ مَن يَعۡمَلُ بَيۡنَ يَدَيۡهِ بِإِذۡنِ رَبِّهِۦۖ وَمَن يَزِغۡ مِنۡهُمۡ عَنۡ أَمۡرِنَا نُذِقۡهُ مِنۡ عَذَابِ ٱلسَّعِيرِ ١٢
وَلِسُلَيۡمَـٰنَ ve Süleyman'a ٱلرِّيحَ rüzgarı غُدُوُّهَا sabah gidişi شَهۡرٞ bir ay(lık mesafe) وَرَوَاحُهَا ve akşam dönüşü شَهۡرٞۖ bir ay(lık mesafe) وَأَسَلۡنَا ve akıttık لَهُۥ onun için عَيۡنَ kaynağını ٱلۡقِطۡرِۖ katran وَمِنَ ve bir kısmı ٱلۡجِنِّ cinlerin مَن ki يَعۡمَلُ çalışırdı بَيۡنَ onun önünde يَدَيۡهِ onun önünde بِإِذۡنِ izniyle رَبِّهِۦۖ Rabbinin وَمَن ve kim يَزِغۡ sapsa مِنۡهُمۡ onlardan عَنۡ buyruğumuzdan أَمۡرِنَا Our Command EN نُذِقۡهُ ona taddırırdık مِنۡ azabı عَذَابِ (the) punishment EN ٱلسَّعِيرِ alevli
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Süleyman'ın emrine de, sabah esişi bir ay, akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgarı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık. Cinlerden de Rabbinin izniyle onun önünde çalışanlar vardı. İçlerinden kim bizim emrimizden çıkarsa, ona alevli ateş azabını tattırırız.
İlişkiler25 bağlantı · 5 tür
Aynı kök42:33 46:29–32
Paralel21:82
Aynı ibare21:81
Aynı konu27:17 38:36 38:36–37 38:37
Henüz sınıflandırılmamış14:1 17:69 21:82 22:31 27:15 27:15–44 27:39 32:4 38:34–36 38:36–38 38:37 38:39 Tümünü göster (+5)