وَإِذَا غَشِيَهُم مَّوۡجٌ كَٱلظُّلَلِ دَعَوُاْ ٱللَّهَ مُخۡلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ فَلَمَّا نَجَّىٰهُمۡ إِلَى ٱلۡبَرِّ فَمِنۡهُم مُّقۡتَصِدٌۚ وَمَا يَجۡحَدُ بِـَٔايَـٰتِنَآ إِلَّا كُلُّ خَتَّارٍ كَفُورٍ ٣٢
وَإِذَا ve zaman غَشِيَهُم onları sardığı مَّوۡجٞ dalga(lar) كَٱلظُّلَلِ gölgeler gibi دَعَوُاْ yalvarırlar ٱللَّهَ Allah'a مُخۡلِصِينَ yalnız has kılarak لَهُ O'na ٱلدِّينَ dini فَلَمَّا fakat o zaman نَجَّىٰهُمۡ onları kurtarınca إِلَى karaya çıkarıp ٱلۡبَرِّ the land EN فَمِنۡهُم içlerinden bir kısmı مُّقۡتَصِدٞۚ orta yolu tutar وَمَا zaten يَجۡحَدُ inkar etmez بِـَٔايَـٰتِنَآ bizim ayetlerimizi إِلَّا başkası كُلُّ her خَتَّارٖ gaddarlardan كَفُورٖ inkarcıdan
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onları, (denizde) bir dalga gölgelikler gibi kapladığında, dini Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar. Allah, onları kurtarıp karaya çıkarınca, onlardan bir kısmı orta yolu tutar. Bizim ayetlerimizi ise ancak son derece kaypak, son derece nankör olanlar inkar eder.
İlişkiler25 bağlantı · 4 tür
Aynı kök5:66
Aynı ibare10:21–23 10:22 17:67 29:65 29:65–66
Aynı konu6:43 6:63–64 6:63 16:53 16:53–55 30:33 39:8 39:49 41:50–51 42:48
Henüz sınıflandırılmamış10:12 16:54 17:56 29:66 30:34 30:36 41:51 88:1 98:5