قُلۡ مَن كَانَ فِى ٱلضَّلَـٰلَةِ فَلۡيَمۡدُدۡ لَهُ ٱلرَّحۡمَـٰنُ مَدًّاۚ حَتَّىٰٓ إِذَا رَأَوۡاْ مَا يُوعَدُونَ إِمَّا ٱلۡعَذَابَ وَإِمَّا ٱلسَّاعَةَ فَسَيَعۡلَمُونَ مَنۡ هُوَ شَرٌّ مَّكَانًا وَأَضۡعَفُ جُندًا ٧٥
قُلۡ de ki مَن kim كَانَ ise فِى içinde ٱلضَّلَـٰلَةِ sapıklık فَلۡيَمۡدُدۡ süre versin لَهُ ona ٱلرَّحۡمَـٰنُ Rahman مَدًّاۚ bi süre حَتَّىٰٓ nihayet; إِذَا zaman رَأَوۡاْ gördükleri مَا şeyleri يُوعَدُونَ va'dedildikleri إِمَّا ya ٱلۡعَذَابَ azabı وَإِمَّا veya ٱلسَّاعَةَ (duruşma) sa'ati(ni) فَسَيَعۡلَمُونَ bileceklerdir مَنۡ kimin هُوَ o شَرّٞ daha kötüdür مَّكَانٗا mekanı وَأَضۡعَفُ ve daha zayıftır جُندٗا adamları
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) De ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahman onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler.
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Karşıtlık19:73
Aynı ibare72:24
Aynı konu3:178 6:44 9:85 14:30 17:17 26:205–207
Henüz sınıflandırılmamış2:126 19:84 34:35