وَقَالَ ٱلۡمَلِكُ ٱئۡتُونِى بِهِۦۖ فَلَمَّا جَآءَهُ ٱلرَّسُولُ قَالَ ٱرۡجِعۡ إِلَىٰ رَبِّكَ فَسۡـَٔلۡهُ مَا بَالُ ٱلنِّسۡوَةِ ٱلَّـٰتِى قَطَّعۡنَ أَيۡدِيَهُنَّۚ إِنَّ رَبِّى بِكَيۡدِهِنَّ عَلِيمٌ ٥٠
وَقَالَ dedi ki ٱلۡمَلِكُ Kral ٱئۡتُونِى bana getirin بِهِۦۖ onu فَلَمَّا ne zaman ki جَآءَهُ gelince (Yusuf'a) ٱلرَّسُولُ elçi قَالَ dedi ٱرۡجِعۡ dön إِلَىٰ efendine رَبِّكَ your lord EN فَسۡـَٔلۡهُ ve ona sor مَا neydi? بَالُ maksadı ٱلنِّسۡوَةِ kadınların ٱلَّـٰتِى kesen قَطَّعۡنَ cut EN أَيۡدِيَهُنَّۚ ellerini إِنَّ şüphesiz رَبِّى Rabbim بِكَيۡدِهِنَّ onların tuzaklarını عَلِيمٞ biliyor
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kral, "Onu bana getirin" dedi. Elçi, Yusuf'a gelince (Yusuf) dedi ki: "Efendine dön de, ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir."
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare12:31 12:31–32
Henüz sınıflandırılmamış1:2 5:38 12:23 12:42