قَالُواْ يَـٰشُعَيۡبُ أَصَلَوٰتُكَ تَأۡمُرُكَ أَن نَّتۡرُكَ مَا يَعۡبُدُ ءَابَآؤُنَآ أَوۡ أَن نَّفۡعَلَ فِىٓ أَمۡوَٰلِنَا مَا نَشَـٰٓؤُاْۖ إِنَّكَ لَأَنتَ ٱلۡحَلِيمُ ٱلرَّشِيدُ ٨٧
قَالُواْ onlar (şöyle) dediler يَـٰشُعَيۡبُ Ey Şuayb أَصَلَوٰتُكَ namazın mı? تَأۡمُرُكَ sana emrediyor أَن bırakmamızı نَّتۡرُكَ we leave EN مَا şeyleri يَعۡبُدُ taptıkları ءَابَآؤُنَآ babalarımızın أَوۡ yahut أَن yapmaktan vazgeçmemizi نَّفۡعَلَ we do EN فِىٓ mallarımızda أَمۡوَٰلِنَا our wealth EN مَا şeyi نَشَـٰٓؤُاْۖ istediğimiz إِنَّكَ doğrusu sen لَأَنتَ birisin ٱلۡحَلِيمُ yufka yürekli ٱلرَّشِيدُ akıllı
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını, yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın."
İlişkiler23 bağlantı · 3 tür
Paralel29:37
Aynı konu2:170 7:88 9:103 10:78 26:178 37:69–74
Henüz sınıflandırılmamış5:57 5:104 5:106 7:28 7:85 7:92 11:53–54 20:14 21:52–53 26:70–74 29:32 29:45 Tümünü göster (+4)