وَلَئِنۡ أَخَّرۡنَا عَنۡهُمُ ٱلۡعَذَابَ إِلَىٰٓ أُمَّةٍ مَّعۡدُودَةٍ لَّيَقُولُنَّ مَا يَحۡبِسُهُۥٓۗ أَلَا يَوۡمَ يَأۡتِيهِمۡ لَيۡسَ مَصۡرُوفًا عَنۡهُمۡ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ ٨
وَلَئِنۡ ve şayet أَخَّرۡنَا geciktirsek عَنۡهُمُ onlardan ٱلۡعَذَابَ azabı إِلَىٰٓ için أُمَّةٖ bir süre مَّعۡدُودَةٖ sayılı لَّيَقُولُنَّ mutlaka derler مَا nedir? يَحۡبِسُهُۥٓۗ onu alıkoyan أَلَا haberiniz olsun ki يَوۡمَ gün يَأۡتِيهِمۡ o geldiği لَيۡسَ değildir مَصۡرُوفًا geri çevrilecek عَنۡهُمۡ kendilerinden وَحَاقَ ve kuşatır بِهِم onları مَّا şey كَانُواْ oldukları بِهِۦ onu يَسۡتَهۡزِءُونَ alaya alıyor(lar)
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka "Onu ne alıkoyuyor?" derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur.
İlişkiler21 bağlantı · 5 tür
Aynı kök12:45 43:22
Paralel7:59
Aynı ibare10:21
Aynı konu3:178 6:57–58 11:104 16:61 18:58–59 35:45
Henüz sınıflandırılmamış2:39 4:168 4:169 5:37 13:32 16:1 16:120 18:55 28:23 36:30 46:26