وَهِىَ تَجۡرِى بِهِمۡ فِى مَوۡجٍ كَٱلۡجِبَالِ وَنَادَىٰ نُوحٌ ٱبۡنَهُۥ وَكَانَ فِى مَعۡزِلٍ يَـٰبُنَىَّ ٱرۡكَب مَّعَنَا وَلَا تَكُن مَّعَ ٱلۡكَـٰفِرِينَ ٤٢
وَهِىَ (Gemi) تَجۡرِى geçirirken بِهِمۡ onları فِى içinden مَوۡجٖ dalgaların كَٱلۡجِبَالِ dağlar gibi; وَنَادَىٰ ve seslendi نُوحٌ Nuh ٱبۡنَهُۥ oğluna وَكَانَ ve o (idi) فِى bir kenarda مَعۡزِلٖ apart EN يَـٰبُنَىَّ Ey oğulcağızım ٱرۡكَب gel bin مَّعَنَا bizimle birlikte وَلَا and (do) not EN تَكُن olma مَّعَ beraber ٱلۡكَـٰفِرِينَ kâfirlerle
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, "Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkarcılarla birlikte olma" diye seslendi.
İlişkiler26 bağlantı · 4 tür
Paralel7:59–64 7:59 26:106 29:15 54:11–15 54:11 69:11–12
Aynı ibare23:23
Aynı konu10:71 11:12 36:41 46:15–17 53:52
Henüz sınıflandırılmamış10:73 23:29 25:37 26:119 26:122 29:15 53:52 54:9 54:13 54:15 71:1 71:2 Tümünü göster (+1)