بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
إِذَا وَقَعَتِ ٱلۡوَاقِعَةُ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-2) Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare69:15
Henüz sınıflandırılmamış3:7 3:132 22:1–2 47:15 56:61 +3 daha لَيۡسَ لِوَقۡعَتِهَا كَاذِبَةٌ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-2) Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.
İlişkiler2 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış46:33–34 69:15
خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.
İlişkiler4 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış6:83 16:32 58:5 69:15
إِذَا رُجَّتِ ٱلۡأَرۡضُ رَجًّا ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.
İlişkiler13 bağlantı · 2 tür
Aynı konu20:105 20:106 22:1 69:14 70:9 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış22:1–6 69:15
وَبُسَّتِ ٱلۡجِبَالُ بَسًّا ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.
İlişkiler16 bağlantı · 2 tür
Aynı konu18:47 20:105 20:106 22:1 27:88 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış69:15 77:10 78:20 81:3 101:5
فَكَانَتۡ هَبَآءً مُّنۢبَثًّا ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.
İlişkiler14 bağlantı · 2 tür
Aynı konu20:105 20:106 22:1 69:14 70:9 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış28:20 69:15 70:9 77:10
وَكُنتُمۡ أَزۡوَٰجًا ثَلَـٰثَةً ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.
İlişkiler14 bağlantı · 2 tür
Aynı konu35:32 81:7 99:1
Henüz sınıflandırılmamış20:52 30:14 35:32 37:22 69:15 +6 daha فَأَصۡحَـٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ مَآ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ahiret mutluluğuna erenler var ya; ne mutlu kimselerdir!
İlişkiler22 bağlantı · 4 tür
Aynı kök56:90 74:39
Aynı ibare90:18
Aynı konu56:27 56:38 56:90 56:90–91 69:19–20 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış19:52 20:52 28:30 35:32 37:22 +7 daha وَأَصۡحَـٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ مَآ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kötülüğe batanlara gelince; ne mutsuz kimselerdir!
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare90:18 90:19
Aynı konu56:41 81:7
Henüz sınıflandırılmamış17:71 18:17 20:52 35:32 37:22 +12 daha وَٱلسَّـٰبِقُونَ ٱلسَّـٰبِقُونَ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(10-11) (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah'a) yaklaştırılmış kimselerdir.
İlişkiler25 bağlantı · 3 tür
Aynı kök9:100 23:61 35:32 79:4
Aynı konu23:61 55:62 56:13 56:24 81:7
Henüz sınıflandırılmamış3:45 4:69 7:46 16:62 20:52 +11 daha أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلۡمُقَرَّبُونَ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(10-11) (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah'a) yaklaştırılmış kimselerdir.
İlişkiler23 bağlantı · 3 tür
Aynı kök3:45 4:172 9:99 34:37 79:4 +3 daha Aynı konu23:61 54:54–55 55:62 56:24 56:88 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış3:45 7:46 20:52 23:61 35:32 +4 daha فِى جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, Naim cennetlerindedirler.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu23:61 55:62 56:24
Henüz sınıflandırılmamış20:52 35:32 56:39 57:10 83:21
ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(13-14) Onların çoğu öncekilerden, azı da sonrakilerdendir.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare56:39
Aynı konu23:61 55:62 56:10 56:24 56:40
Henüz sınıflandırılmamış20:52 35:32 46:15 56:39
وَقَلِيلٌ مِّنَ ٱلۡـَٔاخِرِينَ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(13-14) Onların çoğu öncekilerden, azı da sonrakilerdendir.
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı konu23:61 55:62 56:40
Henüz sınıflandırılmamış20:52 35:32 56:8 56:40
عَلَىٰ سُرُرٍ مَّوۡضُونَةٍ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(15-16) Onlar, karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevheratla işlenmiş tahtlar üzerindedirler.
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı konu15:47 18:31 52:20 55:62
Henüz sınıflandırılmamış20:52 35:32 36:51
مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيۡهَا مُتَقَـٰبِلِينَ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(15-16) Onlar, karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevheratla işlenmiş tahtlar üzerindedirler.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı konu37:44 55:62
Henüz sınıflandırılmamış20:52 35:32 36:51 36:55–60
Sayfa 535 Vakıa
يَطُوفُ عَلَيۡهِمۡ وِلۡدَٰنٌ مُّخَلَّدُونَ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(17-21) Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare76:19
Aynı konu37:49 43:71 52:21–24 52:24 55:62 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış13:23 20:52 35:32 36:57 37:46 +3 daha بِأَكۡوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأۡسٍ مِّن مَّعِينٍ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(17-21) Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare37:45 76:19
Aynı konu37:49 43:71 52:24 55:62 76:6–22 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış20:52 35:32 36:57 37:46 67:30 +3 daha لَّا يُصَدَّعُونَ عَنۡهَا وَلَا يُنزِفُونَ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(17-21) Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.
İlişkiler14 bağlantı · 2 tür
Aynı konu37:46–47 37:47 37:49 52:23 55:62 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış20:52 35:32 36:57 37:46 47:15 +3 daha وَفَـٰكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(17-21) Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı konu37:49 52:22 55:62 77:42 83:25
Henüz sınıflandırılmamış20:52 35:32 36:57 37:46
وَلَحۡمِ طَيۡرٍ مِّمَّا يَشۡتَهُونَ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(17-21) Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare52:22
Aynı konu37:49 55:62
Henüz sınıflandırılmamış20:52 35:32 36:57 37:46
وَحُورٌ عِينٌ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(22-23) Onlar için saklı inciler gibi, iri gözlü huriler de vardır.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare44:54
Aynı konu2:25 37:48 37:49 38:52 55:56 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış20:52 25:74 33:51 35:32 37:46 +5 daha كَأَمۡثَـٰلِ ٱللُّؤۡلُؤِ ٱلۡمَكۡنُونِ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(22-23) Onlar için saklı inciler gibi, iri gözlü huriler de vardır.
İlişkiler12 bağlantı · 2 tür
Aynı konu37:49 55:56 55:62
Henüz sınıflandırılmamış20:52 35:32 37:46 37:49 38:52 +4 daha جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Bütün bunlar) işledikleri amellere karşılık bir mükafat olarak (verilir.)
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı konu55:56 55:62 56:10–13
Henüz sınıflandırılmamış20:52 35:32 37:46 37:48 38:52 +3 daha لَا يَسۡمَعُونَ فِيهَا لَغۡوًا وَلَا تَأۡثِيمًا ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Orada ne boş bir söz, ne de günaha sokan bir şey işitirler.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare19:62
Aynı konu10:10 52:23 55:56 55:62 88:11
Henüz sınıflandırılmamış20:52 35:32 37:46 37:47 78:35
إِلَّا قِيلًا سَلَـٰمًا سَلَـٰمًا ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sadece "selam!", "selam!" sözünü işitirler.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare19:62
Aynı konu10:10 19:62 36:55–60 55:56 55:62 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış13:24 20:52 35:32 37:46 52:23 +1 daha وَأَصۡحَـٰبُ ٱلۡيَمِينِ مَآ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡيَمِينِ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ahiret mutluluğuna erenler, ne mutlu kimselerdir!
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Aynı kök18:17
Aynı ibare56:38 56:90 56:91 74:39
Aynı konu55:56 56:8 84:7 90:18
Henüz sınıflandırılmamış20:52 37:46 55:46 69:19–20 69:19–24 +2 daha فِى سِدۡرٍ مَّخۡضُودٍ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Aynı kök53:14
Aynı ibare74:39
Aynı konu55:56
Henüz sınıflandırılmamış2:25 20:52 36:56 37:46 55:46 +2 daha وَطَلۡحٍ مَّنضُودٍ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare74:39
Aynı konu55:56
Henüz sınıflandırılmamış20:52 36:56 37:46 43:67–73 55:46 +1 daha وَظِلٍّ مَّمۡدُودٍ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare74:39
Aynı konu55:56
Henüz sınıflandırılmamış19:79 20:52 25:45 36:56 37:46 +3 daha وَمَآءٍ مَّسۡكُوبٍ ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare74:39
Aynı konu47:15 55:56
Henüz sınıflandırılmamış20:52 32:17 37:46 55:46 76:20
وَفَـٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare74:39
Aynı konu36:57 55:56
Henüz sınıflandırılmamış20:52 37:46 55:46 76:20
لَّا مَقۡطُوعَةٍ وَلَا مَمۡنُوعَةٍ ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.
İlişkiler7 bağlantı · 4 tür
Aynı kök5:38
Aynı ibare74:39
Aynı konu55:56
Henüz sınıflandırılmamış20:52 37:46 55:46 76:20
وَفُرُشٍ مَّرۡفُوعَةٍ ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare74:39
Aynı konu55:56 88:13
Henüz sınıflandırılmamış20:52 37:46 55:46 56:22 76:20
إِنَّآ أَنشَأۡنَـٰهُنَّ إِنشَآءً ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz onları (hurileri) yepyeni bir yaratılışta yarattık.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare74:39
Aynı konu55:56 55:72
Henüz sınıflandırılmamış20:52 37:46 55:46 56:37 56:61 +2 daha فَجَعَلۡنَـٰهُنَّ أَبۡكَارًا ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(36-38) Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare74:39
Aynı konu38:52 55:56 55:72 78:33
Henüz sınıflandırılmamış20:52 37:46 55:46 55:56 55:74 +2 daha عُرُبًا أَتۡرَابًا ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(36-38) Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare74:39
Aynı konu38:52 55:56 55:72 78:33
Henüz sınıflandırılmamış4:57 20:52 37:46 43:3 43:18 +4 daha لِّأَصۡحَـٰبِ ٱلۡيَمِينِ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(36-38) Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare56:27 56:90 56:91 74:39
Aynı konu56:8 90:18
Henüz sınıflandırılmamış20:52 37:46 55:46 69:19–20 84:7
ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(39-40) Bunların birçoğu öncekilerden, birçoğu da sonrakilerdendir.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare56:13 74:39
Henüz sınıflandırılmamış20:52 37:46 55:46 56:10–13
وَثُلَّةٌ مِّنَ ٱلۡـَٔاخِرِينَ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(39-40) Bunların birçoğu öncekilerden, birçoğu da sonrakilerdendir.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare74:39
Aynı konu56:13–14
Henüz sınıflandırılmamış20:52 37:46 55:46 56:14
وَأَصۡحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصۡحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir!
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı kök18:17
Aynı konu56:9 69:25 69:25–37 90:19
Henüz sınıflandırılmamış20:52 37:21 90:19
فِى سَمُومٍ وَحَمِيمٍ ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(42-44) Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı kök15:27
Henüz sınıflandırılmamış37:21 44:43–50 77:31 90:19
وَظِلٍّ مِّن يَحۡمُومٍ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(42-44) Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Aynı konu77:30
Henüz sınıflandırılmamış77:31 90:19
لَّا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(42-44) Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.
İlişkiler2 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış77:31 90:19
إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَبۡلَ ذَٰلِكَ مُتۡرَفِينَ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Çünkü onlar, bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi.
İlişkiler1 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış90:19
وَكَانُواْ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلۡحِنثِ ٱلۡعَظِيمِ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.
İlişkiler4 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış4:31 7:172 20:115 90:19
وَكَانُواْ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Diyorlardı ki: "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi bir daha diriltilecekmişiz?"
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare23:35 23:82 37:16 50:3
Aynı konu13:5 17:50 17:98 27:67 34:7 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış10:18 17:49 19:66 23:78–90 36:78 +6 daha أَوَءَابَآؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Evvelki atalarımız da mı?"
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Aynı konu45:24–26
Henüz sınıflandırılmamış10:18 90:19
قُلۡ إِنَّ ٱلۡأَوَّلِينَ وَٱلۡـَٔاخِرِينَ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(49-50) De ki: "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır."
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı konu3:9 4:87 11:103 42:7 64:9 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış18:99 23:35–37 90:19
لَمَجۡمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَـٰتِ يَوۡمٍ مَّعۡلُومٍ ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(49-50) De ki: "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır."
İlişkiler12 bağlantı · 2 tür
Aynı konu3:9 4:87 11:103 42:7 64:9 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış18:99 26:38 36:32 37:17–18 90:19
Sayfa 536 Vakıa
ثُمَّ إِنَّكُمۡ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلۡمُكَذِّبُونَ ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(51-52) Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare37:66
Aynı konu37:64 37:65 44:48 69:36
Henüz sınıflandırılmamış37:63 37:65 37:67 90:19
لَـَٔاكِلُونَ مِن شَجَرٍ مِّن زَقُّومٍ ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(51-52) Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare37:66
Aynı konu37:62 37:64–66 37:64 37:65 44:43–44 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış17:60 37:63 37:65 37:67 44:43 +3 daha فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Karınlarınızı ondan dolduracaksınız.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare37:66
Aynı konu37:62 37:64 37:65 44:48
Henüz sınıflandırılmamış14:16–17 37:62 37:63 37:67 90:19
فَشَـٰرِبُونَ عَلَيۡهِ مِنَ ٱلۡحَمِيمِ ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Üstüne de o kaynar sudan içeceksiniz.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare37:66
Aynı konu10:4 37:64 37:65 37:67 44:48
Henüz sınıflandırılmamış37:63 37:67 38:57 90:19
فَشَـٰرِبُونَ شُرۡبَ ٱلۡهِيمِ ٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kanmak bilmez susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz.
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Aynı kök26:225
Aynı ibare37:66
Aynı konu37:64 37:65 44:48 78:25
Henüz sınıflandırılmamış37:63 37:67 90:19 102:1–2 102:1
هَـٰذَا نُزُلُهُمۡ يَوۡمَ ٱلدِّينِ ٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte bu hesap ve ceza gününde onlara ziyafetleridir.
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Aynı kök23:29 57:25
Aynı ibare37:66
Aynı konu37:64 37:65 44:48 56:92–93
Henüz sınıflandırılmamış37:63 37:67 90:19
نَحۡنُ خَلَقۡنَـٰكُمۡ فَلَوۡلَا تُصَدِّقُونَ ٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sizi biz yarattık. Hala tasdik etmeyecek misiniz?
İlişkiler6 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış32:10 37:20–21 39:32–33 52:35 67:23–28 +1 daha أَفَرَءَيۡتُم مَّا تُمۡنُونَ ٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Attığınız o meniye ne dersiniz?!
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı kök37:102
Aynı konu36:77–79 53:46
Henüz sınıflandırılmamış32:10 52:35 53:45 75:37 90:19
ءَأَنتُمۡ تَخۡلُقُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡخَـٰلِقُونَ ٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan biz miyiz?
İlişkiler7 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış10:7 30:40 32:10 52:35 64:2 +2 daha نَحۡنُ قَدَّرۡنَا بَيۡنَكُمُ ٱلۡمَوۡتَ وَمَا نَحۡنُ بِمَسۡبُوقِينَ ٦٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(60-61) Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.
İlişkiler21 bağlantı · 2 tür
Aynı konu3:145 3:154 3:168 3:185 4:78 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış10:7 10:56 15:23 23:15 26:78–81 +9 daha عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمۡثَـٰلَكُمۡ وَنُنشِئَكُمۡ فِى مَا لَا تَعۡلَمُونَ ٦١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(60-61) Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.
İlişkiler17 bağlantı · 2 tür
Aynı konu50:15
Henüz sınıflandırılmamış3:145 6:2 10:7 14:19 26:78–81 +11 daha وَلَقَدۡ عَلِمۡتُمُ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُولَىٰ فَلَوۡلَا تَذَكَّرُونَ ٦٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, birinci yaratılışı(nızı) biliyorsunuz. O halde düşünseniz ya!
İlişkiler15 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:21 22:5–6 29:20 53:47 70:39
Henüz sınıflandırılmamış31:28 32:10 46:33 50:15 50:38 +5 daha أَفَرَءَيۡتُم مَّا تَحۡرُثُونَ ٦٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ektiğiniz tohuma ne dersiniz?!
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare68:27
Aynı konu18:42 36:33–36 67:30
Henüz sınıflandırılmamış15:23 30:51 32:10 41:10 41:53 +1 daha ءَأَنتُمۡ تَزۡرَعُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلزَّٰرِعُونَ ٦٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare68:27
Aynı konu13:4 16:11 18:42 32:27 36:35 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış15:23 30:51 32:10 90:19
لَوۡ نَشَآءُ لَجَعَلۡنَـٰهُ حُطَـٰمًا فَظَلۡتُمۡ تَفَكَّهُونَ ٦٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz:
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare68:27
Aynı konu18:42 39:21 57:20 67:30
Henüz sınıflandırılmamış15:23 30:51 90:19
إِنَّا لَمُغۡرَمُونَ ٦٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Muhakkak biz çok ziyandayız!"
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare68:27
Aynı konu18:42 67:30 68:17–34
Henüz sınıflandırılmamış15:23 30:51 90:19
بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ ٦٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!"
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare68:27
Aynı konu18:42 67:30 68:17–34 68:27
Henüz sınıflandırılmamış15:23 30:51 90:19
أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلۡمَآءَ ٱلَّذِى تَشۡرَبُونَ ٦٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İçtiğiniz suya ne dersiniz?!
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu16:10 18:42 67:30 77:27
Henüz sınıflandırılmamış15:23 30:51 55:77 90:19
ءَأَنتُمۡ أَنزَلۡتُمُوهُ مِنَ ٱلۡمُزۡنِ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنزِلُونَ ٦٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu16:10 18:42 30:48–50 67:30
Henüz sınıflandırılmamış15:23 30:51 55:77 90:19
لَوۡ نَشَآءُ جَعَلۡنَـٰهُ أُجَاجًا فَلَوۡلَا تَشۡكُرُونَ ٧٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dileseydik onu acı bir su yapardık. O halde şükretseydiniz ya!.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu16:10 18:42 67:30
Henüz sınıflandırılmamış15:23 23:19 24:43 30:51 55:77
أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ ٧١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?!
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı konu36:80 67:30
Henüz sınıflandırılmamış15:23 30:51 36:80
ءَأَنتُمۡ أَنشَأۡتُمۡ شَجَرَتَهَآ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنشِـُٔونَ ٧٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı konu36:80 67:30
Henüz sınıflandırılmamış15:23 30:51 36:80 41:10
نَحۡنُ جَعَلۡنَـٰهَا تَذۡكِرَةً وَمَتَـٰعًا لِّلۡمُقۡوِينَ ٧٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık.
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı konu67:30
Henüz sınıflandırılmamış15:23 36:80 66:6
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ ٧٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O halde, O yüce Rabbinin adını tesbih et (yücelt).
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare69:52 87:1
Aynı konu20:130 59:24 67:30
Henüz sınıflandırılmamış6:162 15:23 16:49 56:96 62:4
۞ فَلَآ أُقۡسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ ٧٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(75-76) Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir-
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı kök69:38 70:40 89:5
Aynı konu26:210 53:1 81:16 84:16–18
Henüz sınıflandırılmamış21:30 37:6 53:1 67:5 69:39 +6 daha وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌ لَّوۡ تَعۡلَمُونَ عَظِيمٌ ٧٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(75-76) Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir-
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı konu26:210 89:5
Henüz sınıflandırılmamış50:1 53:1 72:28 81:2
Sayfa 537 Vakıa
إِنَّهُۥ لَقُرۡءَانٌ كَرِيمٌ ٧٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, elbette değerli bir Kur'an'dır.
İlişkiler28 bağlantı · 3 tür
Aynı kök98:2
Aynı konu15:9 26:210 41:41 80:11–16 80:13–16 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış6:110 7:3 12:111 15:1 17:45 +14 daha فِى كِتَـٰبٍ مَّكۡنُونٍ ٧٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı kök98:2
Aynı konu15:9 26:210 41:41 80:11–16 80:13–16 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış13:39 43:4 50:1 72:28 80:13–16 +1 daha لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلۡمُطَهَّرُونَ ٧٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ona, ancak tertemiz olanlar dokunabilir.
İlişkiler40 bağlantı · 3 tür
Aynı kök8:11 98:2
Aynı konu15:9 26:210 26:212 41:41 72:8 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:5 2:213 2:222 2:256 3:7 +25 daha تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٨٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Alemlerin Rabb'inden indirilmedir.
İlişkiler14 bağlantı · 2 tür
Aynı konu15:9 26:210 36:5 41:41 80:13–16
Henüz sınıflandırılmamış16:98 35:31 37:6–10 43:4 45:2 +4 daha أَفَبِهَـٰذَا ٱلۡحَدِيثِ أَنتُم مُّدۡهِنُونَ ٨١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(81-82) Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah'ın verdiği rızka O'nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?
İlişkiler10 bağlantı · 2 tür
Aynı konu26:210 77:50 86:14
Henüz sınıflandırılmamış7:185 12:111 31:6 35:43 45:6 +2 daha وَتَجۡعَلُونَ رِزۡقَكُمۡ أَنَّكُمۡ تُكَذِّبُونَ ٨٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(81-82) Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah'ın verdiği rızka O'nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?
İlişkiler1 bağlantı · 1 tür
Aynı konu86:14
فَلَوۡلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلۡحُلۡقُومَ ٨٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize!
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı konu75:26
Henüz sınıflandırılmamış6:158 50:19 75:26–28 75:26
وَأَنتُمۡ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ ٨٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Oysa siz o zaman bakıp durursunuz.
İlişkiler2 bağlantı · 2 tür
Aynı konu75:26
Henüz sınıflandırılmamış75:26
وَنَحۡنُ أَقۡرَبُ إِلَيۡهِ مِنكُمۡ وَلَـٰكِن لَّا تُبۡصِرُونَ ٨٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz ise ona sizden daha yakınız. Fakat siz göremezsiniz.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:186 50:16 75:26
Henüz sınıflandırılmamış8:24 11:61 57:4 58:7 75:26
فَلَوۡلَآ إِن كُنتُمۡ غَيۡرَ مَدِينِينَ ٨٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(86-87) Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize!
İlişkiler1 bağlantı · 1 tür
Aynı konu75:26
تَرۡجِعُونَهَآ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ ٨٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(86-87) Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize!
İlişkiler2 bağlantı · 2 tür
Aynı konu75:26
Henüz sınıflandırılmamış6:60–61
فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ ٨٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(88-89) Fakat (ölen kişi) Allah'a yakın kılınmışlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naim cenneti vardır.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı kök3:45 4:172 9:99 34:37 83:21 +2 daha Aynı konu56:11
Henüz sınıflandırılmamış35:32 54:54–55
فَرَوۡحٌ وَرَيۡحَانٌ وَجَنَّتُ نَعِيمٍ ٨٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(88-89) Fakat (ölen kişi) Allah'a yakın kılınmışlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naim cenneti vardır.
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı konu56:11
Henüz sınıflandırılmamış9:20–22 12:87 35:32
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنۡ أَصۡحَـٰبِ ٱلۡيَمِينِ ٩٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(90-91) Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, "Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!" denir.
İlişkiler11 bağlantı · 5 tür
Devam eder56:91
Aynı kök18:17 56:8
Aynı ibare56:27 56:38 74:39
Aynı konu56:8 69:19–20 90:18
Henüz sınıflandırılmamış35:32 84:7
فَسَلَـٰمٌ لَّكَ مِنۡ أَصۡحَـٰبِ ٱلۡيَمِينِ ٩١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(90-91) Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, "Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!" denir.
İlişkiler9 bağlantı · 5 tür
Devam eder56:90
Aynı kök18:17
Aynı ibare56:27 56:38 74:39
Aynı konu10:10 56:8 56:26
Henüz sınıflandırılmamış35:32
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ ٩٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(92-93) Ama haktan sapan yalancılardan ise, işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı konu56:56
Henüz sınıflandırılmamış35:32 40:46 56:9
فَنُزُلٌ مِّنۡ حَمِيمٍ ٩٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(92-93) Ama haktan sapan yalancılardan ise, işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı kök23:29 57:25
Aynı konu6:70 10:4 37:67 38:57 55:44 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış14:16–17 35:32 40:46 56:9
وَتَصۡلِيَةُ جَحِيمٍ ٩٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bir de cehenneme atılma vardır.
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:70 10:4 37:67 55:44
Henüz sınıflandırılmamış35:32 40:46 56:9
إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلۡيَقِينِ ٩٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz bu, kesin gerçektir.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı kök15:99
Aynı ibare69:51
Henüz sınıflandırılmamış2:2 4:174 40:46 69:51
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ ٩٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Öyleyse yüce Rabbinin adını tesbih et.
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare69:52
Henüz sınıflandırılmamış15:98 20:130 40:46 56:74 57:1 +5 daha