مَا كَانَ لِلنَّبِىِّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَن يَسۡتَغۡفِرُواْ لِلۡمُشۡرِكِينَ وَلَوۡ كَانُوٓاْ أُوْلِى قُرۡبَىٰ مِنۢ بَعۡدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمۡ أَنَّهُمۡ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡجَحِيمِ ١١٣
مَا yoktur كَانَ (it) is EN لِلنَّبِىِّ peygamber için وَٱلَّذِينَ ve kimseler için ءَامَنُوٓاْ inanan(lar) أَن mağfiret dilemek يَسۡتَغۡفِرُواْ they ask forgiveness EN لِلۡمُشۡرِكِينَ ortak koşanlar için وَلَوۡ ve şayet كَانُوٓاْ olsalar أُوْلِى akraba bile قُرۡبَىٰ sonra مِنۢ after EN بَعۡدِ after EN مَا belli olduktan تَبَيَّنَ has become clear EN لَهُمۡ onların أَنَّهُمۡ muhakkak أَصۡحَـٰبُ halkı oldukları ٱلۡجَحِيمِ cehennem
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Cehennem ehli oldukları açıkça kendilerine belli olduktan sonra, -yakınları da olsalar- Allah'a ortak koşanlar için af dilemek ne Peygambere yaraşır, ne de mü'minlere.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Paralel19:47 26:86 60:4
Aynı hüküm9:80 47:19 63:6
Aynı konu4:64 14:41 19:47 47:34 66:10
Henüz sınıflandırılmamış4:48 4:116 9:84 11:45–47 11:46 11:75 45:14 60:4 66:10