فَرِيقًا هَدَىٰ وَفَرِيقًا حَقَّ عَلَيۡهِمُ ٱلضَّلَـٰلَةُۗ إِنَّهُمُ ٱتَّخَذُواْ ٱلشَّيَـٰطِينَ أَوۡلِيَآءَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَيَحۡسَبُونَ أَنَّهُم مُّهۡتَدُونَ ٣٠
فَرِيقًا bir topluluğu هَدَىٰ doğru yola iletti وَفَرِيقًا ve bir topluluğa da حَقَّ hak oldu عَلَيۡهِمُ üzerlerine ٱلضَّلَـٰلَةُۗ sapıklık إِنَّهُمُ çünkü onlar ٱتَّخَذُواْ tuttular ٱلشَّيَـٰطِينَ şeytanları أَوۡلِيَآءَ dostlar مِن başka دُونِ besides EN ٱللَّهِ Allah'tan وَيَحۡسَبُونَ ve sanıyorlar أَنَّهُم kendilerinin de مُّهۡتَدُونَ doğru yolda olduklarını
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık layık oldu. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı.
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:27 16:36 43:36–38
Aynı konu2:257 4:119 16:63 18:104 74:4
Henüz sınıflandırılmamış2:96 3:86 6:88 6:93 7:3 8:73 30:53 36:60 42:52 43:36–37 43:37 45:10 Tümünü göster (+1)