هُمُ ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ لَا تُنفِقُواْ عَلَىٰ مَنۡ عِندَ رَسُولِ ٱللَّهِ حَتَّىٰ يَنفَضُّواْۗ وَلِلَّهِ خَزَآئِنُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَلَـٰكِنَّ ٱلۡمُنَـٰفِقِينَ لَا يَفۡقَهُونَ ٧
هُمُ onlar ٱلَّذِينَ ki يَقُولُونَ diyorlar لَا bir şey vermeyin تُنفِقُواْ spend EN عَلَىٰ bulunanlara مَنۡ (those) who EN عِندَ yanında رَسُولِ Elçisinin ٱللَّهِ Allah'ın حَتَّىٰ dağılıp gitsinler يَنفَضُّواْۗ they disband EN وَلِلَّهِ Allah'ındır خَزَآئِنُ hazineleri ٱلسَّمَـٰوَٰتِ göklerin وَٱلۡأَرۡضِ ve yerin وَلَـٰكِنَّ fakat ٱلۡمُنَـٰفِقِينَ münafıklar لَا anlamazlar يَفۡقَهُونَ understand EN
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, "Allah Resulü'nün yanında bulunanlara (muhacirlere) bir şey vermeyin ki dağılıp gitsinler" diyenlerdir. Halbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Fakat münafıklar (bunu) anlamazlar.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı kök15:21 52:37
Aynı konu9:67 17:76 33:12–18 36:47
Henüz sınıflandırılmamış4:88 9:64 17:100 33:19