فَلَمَّا نَسُواْ مَا ذُكِّرُواْ بِهِۦ فَتَحۡنَا عَلَيۡهِمۡ أَبۡوَٰبَ كُلِّ شَىۡءٍ حَتَّىٰٓ إِذَا فَرِحُواْ بِمَآ أُوتُوٓاْ أَخَذۡنَـٰهُم بَغۡتَةً فَإِذَا هُم مُّبۡلِسُونَ ٤٤
فَلَمَّا ne zaman ki نَسُواْ unutunca مَا yapılan uyarıları ذُكِّرُواْ they were reminded EN بِهِۦ kendileri فَتَحۡنَا açıverdik عَلَيۡهِمۡ üzerlerine أَبۡوَٰبَ kapılarını كُلِّ her شَىۡءٍ şeyin حَتَّىٰٓ nihayet إِذَا sırada فَرِحُواْ sevince daldıkları بِمَآ şey ile أُوتُوٓاْ kendilerine verilen أَخَذۡنَـٰهُم onları yakaladık بَغۡتَةٗ ansızın فَإِذَا böylece هُم onlar مُّبۡلِسُونَ bütün umutlarnı yitirdiler
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada, onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar.
İlişkiler22 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:165
Aynı konu11:10 16:112 19:75 23:64
Henüz sınıflandırılmamış2:34 5:13 7:51 7:94 7:182 9:67 13:26 16:47 17:16 23:77 26:131 28:58 Tümünü göster (+5)