هُوَ ٱلَّذِىٓ أَخۡرَجَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَـٰبِ مِن دِيَـٰرِهِمۡ لِأَوَّلِ ٱلۡحَشۡرِۚ مَا ظَنَنتُمۡ أَن يَخۡرُجُواْۖ وَظَنُّوٓاْ أَنَّهُم مَّانِعَتُهُمۡ حُصُونُهُم مِّنَ ٱللَّهِ فَأَتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِنۡ حَيۡثُ لَمۡ يَحۡتَسِبُواْۖ وَقَذَفَ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلرُّعۡبَۚ يُخۡرِبُونَ بُيُوتَهُم بِأَيۡدِيهِمۡ وَأَيۡدِى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ فَٱعۡتَبِرُواْ يَـٰٓأُوْلِى ٱلۡأَبۡصَـٰرِ ٢
هُوَ O'dur ٱلَّذِىٓ çıkaran أَخۡرَجَ expelled EN ٱلَّذِينَ kimseleri كَفَرُواْ inkar eden(leri) مِنۡ sahiplerinden أَهۡلِ (the) People EN ٱلۡكِتَـٰبِ kitap مِن yurtlarından دِيَـٰرِهِمۡ their homes EN لِأَوَّلِ ilk ٱلۡحَشۡرِۚ haşirde مَا siz sanmamıştınız ظَنَنتُمۡ you think EN أَن onların çıkacaklarını يَخۡرُجُواْۖ they would leave EN وَظَنُّوٓاْ onlar da sanmışlardı أَنَّهُم kendilerini مَّانِعَتُهُمۡ koruyacağını حُصُونُهُم kalelerinin مِّنَ Allahtan ٱللَّهِ Allah EN فَأَتَىٰهُمُ fakat onlara geldi ٱللَّهُ Allah EN مِنۡ yerden حَيۡثُ where EN لَمۡ ummadıkları يَحۡتَسِبُواْۖ they expected EN وَقَذَفَ ve saldı فِى içine قُلُوبِهِمُ yürekleri ٱلرُّعۡبَۚ korku يُخۡرِبُونَ harap ediyorlardı بُيُوتَهُم evlerini بِأَيۡدِيهِمۡ kendi elleriyle وَأَيۡدِى ve elleriyle ٱلۡمُؤۡمِنِينَ mü'minlerin فَٱعۡتَبِرُواْ ibret alın يَـٰٓأُوْلِى ey sahipleri ٱلۡأَبۡصَـٰرِ akıl
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, kitap ehlinden inkar edenleri ilk toplu sürgünde yurtlarından çıkarandır. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah'ın emri onlara ummadıkları yerden geldi. O, yüreklerine korku düşürdü. Öyle ki, evlerini hem kendi elleriyle, hem de mü'minlerin elleriyle yıkıyorlardı. Ey basiret sahipleri, ibret alın.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Aynı kök66:12
Aynı ibare33:9–27 33:26
Aynı konu3:151 8:12
Henüz sınıflandırılmamış2:94 4:78 5:32 6:65 8:24 16:26 35:18 41:15 48:20 49:11 59:1 59:3