إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَوۡ أَنَّ لَهُم مَّا فِى ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعًا وَمِثۡلَهُۥ مَعَهُۥ لِيَفۡتَدُواْ بِهِۦ مِنۡ عَذَابِ يَوۡمِ ٱلۡقِيَـٰمَةِ مَا تُقُبِّلَ مِنۡهُمۡۖ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ ٣٦
إِنَّ şüphesiz ٱلَّذِينَ kimseler كَفَرُواْ inkar eden(ler) لَوۡ eğer أَنَّ şüphesiz لَهُم kendilerinin olsa مَّا olanların فِى yeryüzünde ٱلۡأَرۡضِ the earth EN جَمِيعٗا hepsi وَمِثۡلَهُۥ ve onun bir katı daha مَعَهُۥ onunla beraber لِيَفۡتَدُواْ fidye verseler بِهِۦ onu مِنۡ azabına karşılık عَذَابِ (the) punishment EN يَوۡمِ gününün ٱلۡقِيَـٰمَةِ kıyamet مَا kabul edilmez تُقُبِّلَ will be accepted EN مِنۡهُمۡۖ kendilerinden وَلَهُمۡ ve onlar için vardır عَذَابٌ bir azab أَلِيمٞ acıklı
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kafirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare13:18 39:47
Aynı konu2:123 3:91 10:54 57:15 70:14
Henüz sınıflandırılmamış2:48 2:104 3:91 3:131 4:91 6:70 70:11–14 70:11 70:12 70:13