فَٱصۡبِرۡ كَمَا صَبَرَ أُوْلُواْ ٱلۡعَزۡمِ مِنَ ٱلرُّسُلِ وَلَا تَسۡتَعۡجِل لَّهُمۡۚ كَأَنَّهُمۡ يَوۡمَ يَرَوۡنَ مَا يُوعَدُونَ لَمۡ يَلۡبَثُوٓاْ إِلَّا سَاعَةً مِّن نَّهَارِۭۚ بَلَـٰغٌۚ فَهَلۡ يُهۡلَكُ إِلَّا ٱلۡقَوۡمُ ٱلۡفَـٰسِقُونَ ٣٥
فَٱصۡبِرۡ o halde sabret كَمَا gibi صَبَرَ sabrettikleri أُوْلُواْ sahibi ٱلۡعَزۡمِ azim (ve irade) مِنَ elçilerin ٱلرُّسُلِ the Messengers EN وَلَا ve asla تَسۡتَعۡجِل acele etme لَّهُمۡۚ onlar için كَأَنَّهُمۡ onlar gibi olurlar يَوۡمَ gün يَرَوۡنَ gördükleri مَا şeyi (azabı) يُوعَدُونَ tehdit edildikleri لَمۡ (sanki) yaşamamışlar يَلۡبَثُوٓاْ remained EN إِلَّا dışında سَاعَةٗ bir sa'at مِّن gündüzden نَّهَارِۭۚ a day EN بَلَـٰغٞۚ (bu) bir duyurudur فَهَلۡ helak mı edilecektir? يُهۡلَكُ (any) be destroyed EN إِلَّا başkası ٱلۡقَوۡمُ topluluktan ٱلۡفَـٰسِقُونَ yoldan çıkmış
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) O halde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helak edilir.
İlişkiler37 bağlantı · 4 tür
Aynı kök14:52 42:43
Aynı ibare10:44–45 10:45 79:46
Aynı konu3:186 11:120 17:52 20:103 20:103–104 23:112–114 23:113 28:59 30:55–56 30:60 34:17 38:17 Tümünü göster (+1)
Henüz sınıflandırılmamış4:125 4:147 5:59 6:49 6:130–131 10:33 16:127 20:104 21:37 30:55 33:7 40:77 Tümünü göster (+7)