وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَوۡ كَانَ خَيۡرًا مَّا سَبَقُونَآ إِلَيۡهِۚ وَإِذۡ لَمۡ يَهۡتَدُواْ بِهِۦ فَسَيَقُولُونَ هَـٰذَآ إِفۡكٌ قَدِيمٌ ١١
وَقَالَ ve dedi(ler) ٱلَّذِينَ kimseler كَفَرُواْ inkar eden(ler) لِلَّذِينَ kimseler için ءَامَنُواْ inanan(lar) لَوۡ şayet كَانَ olsaydı خَيۡرٗا iyi bir şey مَّا bizi geçemezlerdi سَبَقُونَآ they (would) have preceded us EN إِلَيۡهِۚ ona (inanmada) وَإِذۡ zaman ise لَمۡ hidayete ermedikleri يَهۡتَدُواْ they (are) guided EN بِهِۦ onunla فَسَيَقُولُونَ diyeceklerdir ki هَـٰذَآ bu إِفۡكٞ bir yalandır قَدِيمٞ eski
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenler, inananlar için, "Eğer o Kur'an iyi bir şey olsaydı, onlar onu kabulde, bizi geçemezlerdi" dediler. Onunla doğru yolu bulamadıkları için; "Bu eski bir uydurmadır" diyecekler.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare19:73 25:4
Aynı konu6:25 6:53 23:82–83 83:11–16
Henüz sınıflandırılmamış16:24 27:84