وَهُمۡ يَصۡطَرِخُونَ فِيهَا رَبَّنَآ أَخۡرِجۡنَا نَعۡمَلۡ صَـٰلِحًا غَيۡرَ ٱلَّذِى كُنَّا نَعۡمَلُۚ أَوَلَمۡ نُعَمِّرۡكُم مَّا يَتَذَكَّرُ فِيهِ مَن تَذَكَّرَ وَجَآءَكُمُ ٱلنَّذِيرُۖ فَذُوقُواْ فَمَا لِلظَّـٰلِمِينَ مِن نَّصِيرٍ ٣٧
وَهُمۡ ve onlar يَصۡطَرِخُونَ feryadederler فِيهَا orada رَبَّنَآ Rabbimiz أَخۡرِجۡنَا bizi çıkar نَعۡمَلۡ yapalım صَـٰلِحًا iyi işler غَيۡرَ başka olarak ٱلَّذِى olduğumuz كُنَّا we used EN نَعۡمَلُۚ yapmış أَوَلَمۡ sizi yaşatmadık mı? نُعَمِّرۡكُم We give you life long enough EN مَّا öğüt alacağı kadar يَتَذَكَّرُ (would) receive admonition EN فِيهِ orada مَن kimsenin تَذَكَّرَ öğüt alacak وَجَآءَكُمُ ve size geldi ٱلنَّذِيرُۖ uyarıcı فَذُوقُواْ öyle ise (azabı) tadın فَمَا artık yoktur لِلظَّـٰلِمِينَ zalimlerin مِن hiçbir نَّصِيرٍ yardımcısı
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar cehennemde, "Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim" diye bağrışırlar. (Onlara şöyle denilir:) "Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Öyle ise tadın azabı. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur."
İlişkiler55 bağlantı · 4 tür
Paralel6:27 6:130–131 23:105 23:107 39:71 40:50 45:31 67:8–9
Aynı ibare7:53 23:100
Aynı konu3:192 9:115 14:45 17:15 22:22 23:65 26:102 28:59 32:20 39:58–59 41:24 42:44 Tümünü göster (+4)
Henüz sınıflandırılmamış2:167 3:192 5:37 6:28 6:130 11:106 14:29 16:61 21:38 21:100 23:99–100 23:108 Tümünü göster (+17)