وَمَا كَانَ لَهُۥ عَلَيۡهِم مِّن سُلۡطَـٰنٍ إِلَّا لِنَعۡلَمَ مَن يُؤۡمِنُ بِٱلۡـَٔاخِرَةِ مِمَّنۡ هُوَ مِنۡهَا فِى شَكٍّۗ وَرَبُّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ حَفِيظٌ ٢١
وَمَا ve كَانَ yoktu لَهُۥ onun عَلَيۡهِم onlar üzerinde مِّن zorlayıcı bir gücü سُلۡطَـٰنٍ authority EN إِلَّا ancak لِنَعۡلَمَ (ayırd edip) bilelim diye مَن kimseyi يُؤۡمِنُ inanan بِٱلۡـَٔاخِرَةِ ahirete مِمَّنۡ kimseden هُوَ o مِنۡهَا ondan فِى içinde شَكّٖۗ kuşku وَرَبُّكَ Rabbin عَلَىٰ her كُلِّ all EN شَىۡءٍ şeyi حَفِيظٞ korumaktadır
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hakimiyeti yoktu. Ancak ahirete inananları, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur.
İlişkiler30 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:128 14:22 16:99 16:100 17:61–63 17:65 27:66 37:30 38:82–83 38:83
Henüz sınıflandırılmamış2:143 3:140 4:119 6:113 7:12–18 7:17 7:18 9:16 11:9 15:36–38 15:38–41 15:42 Tümünü göster (+8)