إِنَّا عَرَضۡنَا ٱلۡأَمَانَةَ عَلَى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَٱلۡجِبَالِ فَأَبَيۡنَ أَن يَحۡمِلۡنَهَا وَأَشۡفَقۡنَ مِنۡهَا وَحَمَلَهَا ٱلۡإِنسَـٰنُۖ إِنَّهُۥ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًا ٧٢
إِنَّا şüphesiz biz عَرَضۡنَا sunduk ٱلۡأَمَانَةَ emaneti عَلَى göklere ٱلسَّمَـٰوَٰتِ the heavens EN وَٱلۡأَرۡضِ ve yere وَٱلۡجِبَالِ ve dağlara فَأَبَيۡنَ fakat kaçındılar أَن onu yüklenmekten يَحۡمِلۡنَهَا bear it EN وَأَشۡفَقۡنَ ve korktular مِنۡهَا ondan وَحَمَلَهَا ve onu yüklendi ٱلۡإِنسَـٰنُۖ insan إِنَّهُۥ doğrusu o كَانَ çok zalimdir ظَلُومٗا unjust EN جَهُولٗا çok cahildir
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı kök2:283 4:58 23:8 70:32
Aynı konu2:34 7:172–173 7:172 14:34 41:11
Henüz sınıflandırılmamış2:30 4:28 8:27 13:15 17:70 59:21 70:19 95:4