إِذۡ جَآءُوكُم مِّن فَوۡقِكُمۡ وَمِنۡ أَسۡفَلَ مِنكُمۡ وَإِذۡ زَاغَتِ ٱلۡأَبۡصَـٰرُ وَبَلَغَتِ ٱلۡقُلُوبُ ٱلۡحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِٱللَّهِ ٱلظُّنُونَا۠ ١٠
إِذۡ hani جَآءُوكُم onlar gelmişlerdi مِّن üstünüzden فَوۡقِكُمۡ above you EN وَمِنۡ ve أَسۡفَلَ alt tarafınızdan مِنكُمۡ sizin وَإِذۡ ve hani زَاغَتِ kaymıştı ٱلۡأَبۡصَـٰرُ gözler وَبَلَغَتِ ve dayanmıştı ٱلۡقُلُوبُ yürekler ٱلۡحَنَاجِرَ hançerelere وَتَظُنُّونَ ve zanda bulunuyordunuz بِٱللَّهِ Allah hakında ٱلظُّنُونَا۠ türlü düşüncelerle
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah'a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:152–154 3:154 59:2
Aynı konu2:214 9:25–26 9:86 9:93 9:117 48:4 66:4
Henüz sınıflandırılmamış3:141 5:11 9:16 9:81 17:6 24:37 29:2