أَوۡ كَظُلُمَـٰتٍ فِى بَحۡرٍ لُّجِّىٍّ يَغۡشَىٰهُ مَوۡجٌ مِّن فَوۡقِهِۦ مَوۡجٌ مِّن فَوۡقِهِۦ سَحَابٌۚ ظُلُمَـٰتُۢ بَعۡضُهَا فَوۡقَ بَعۡضٍ إِذَآ أَخۡرَجَ يَدَهُۥ لَمۡ يَكَدۡ يَرَىٰهَاۗ وَمَن لَّمۡ يَجۡعَلِ ٱللَّهُ لَهُۥ نُورًا فَمَا لَهُۥ مِن نُّورٍ ٤٠
أَوۡ yahut كَظُلُمَـٰتٖ karanlıklar gibidir فِى içindeki بَحۡرٖ bir deniz لُّجِّىّٖ derin يَغۡشَىٰهُ ki üstünü örten مَوۡجٞ bir dalga مِّن onun üstünden فَوۡقِهِۦ on it EN مَوۡجٞ bir dalga مِّن onun üstünden فَوۡقِهِۦ on it EN سَحَابٞۚ bir bulut ظُلُمَـٰتُۢ karanlıklar بَعۡضُهَا onun biri فَوۡقَ üstüne بَعۡضٍ diğerinin إِذَآ ne zaman ki أَخۡرَجَ çıkarsa يَدَهُۥ elini لَمۡ neredeyse يَكَدۡ hardly EN يَرَىٰهَاۗ onu dahi göremez وَمَن bir kimseye لَّمۡ vermemişse يَجۡعَلِ Allah (has) made EN ٱللَّهُ Allah لَهُۥ ona نُورٗا bir nur فَمَا artık olmaz لَهُۥ onun مِن hiçbir نُّورٍ nuru
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yahut (inkarcıların küfür içindeki halleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor, üstünde de bulutlar var. Karanlıklar üstüne karanlıklar. İnsan, elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. Kime Allah nur vermezse, onun için nur diye bir şey yoktur.
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:19 2:20 6:122
Henüz sınıflandırılmamış2:17 4:82 14:51 18:103–107 21:87 22:31 24:39 40:17