وَإِذۡ نَجَّيۡنَـٰكُم مِّنۡ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ يَسُومُونَكُمۡ سُوٓءَ ٱلۡعَذَابِ يُذَبِّحُونَ أَبۡنَآءَكُمۡ وَيَسۡتَحۡيُونَ نِسَآءَكُمۡۚ وَفِى ذَٰلِكُم بَلَآءٌ مِّن رَّبِّكُمۡ عَظِيمٌ ٤٩
وَإِذۡ hani نَجَّيۡنَـٰكُم sizi kurtarmıştık مِّنۡ ailesinden ءَالِ (the) people EN فِرۡعَوۡنَ Fir'avn يَسُومُونَكُمۡ onlar size reva görüyor سُوٓءَ en kötüsünü ٱلۡعَذَابِ azabın يُذَبِّحُونَ boğazlayıp أَبۡنَآءَكُمۡ oğullarınızı وَيَسۡتَحۡيُونَ sağ bırakıyorlardı نِسَآءَكُمۡۚ kadınlarınızı وَفِى ve vardı ذَٰلِكُم bunda sizin için بَلَآءٞ bir imtihan مِّن Rabbinizden رَّبِّكُمۡ your Lord EN عَظِيمٞ büyük
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı.
İlişkiler31 bağlantı · 5 tür
Açıklar44:30
Aynı kök7:167
Paralel7:127 7:141 14:6 20:80 28:4
Aynı konu10:86 19:52 40:25
Henüz sınıflandırılmamış2:26 2:93 2:159 2:189 2:252 2:253 3:57 5:20 19:51 19:53 20:24 20:47 Tümünü göster (+9)