وَلَئِنۡ أَتَيۡتَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَـٰبَ بِكُلِّ ءَايَةٍ مَّا تَبِعُواْ قِبۡلَتَكَۚ وَمَآ أَنتَ بِتَابِعٍ قِبۡلَتَهُمۡۚ وَمَا بَعۡضُهُم بِتَابِعٍ قِبۡلَةَ بَعۡضٍۚ وَلَئِنِ ٱتَّبَعۡتَ أَهۡوَآءَهُم مِّنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلۡعِلۡمِۙ إِنَّكَ إِذًا لَّمِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ ١٤٥
وَلَئِنۡ ve eğer أَتَيۡتَ sen getirsen ٱلَّذِينَ kimselere أُوتُواْ verilen ٱلۡكِتَـٰبَ Kitap بِكُلِّ her türlü ءَايَةٖ ayeti مَّا değildir تَبِعُواْ uyacak قِبۡلَتَكَۚ senin kıblene وَمَآ ve değilsin أَنتَ sen (de) بِتَابِعٖ uyacak قِبۡلَتَهُمۡۚ onların kıblesine وَمَا ve değildir بَعۡضُهُم onların bazısı بِتَابِعٖ uymazlar قِبۡلَةَ kıblesine بَعۡضٖۚ diğerlerinin وَلَئِنِ ve eğer ٱتَّبَعۡتَ uyarsan أَهۡوَآءَهُم onların keyiflerine مِّنۢ sonraden بَعۡدِ after EN مَا şey(den) جَآءَكَ sana gelen مِنَ ilimden ٱلۡعِلۡمِۙ the knowledge EN إِنَّكَ şüphesiz sen إِذٗا o takdirde لَّمِنَ zalimlerden (olursun) ٱلظَّـٰلِمِينَ the wrongdoers EN
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun.
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Aynı kök10:87
Aynı ibare2:120 13:37
Aynı konu2:113 2:150 3:70 3:73
Henüz sınıflandırılmamış2:115 2:158 2:191 3:97 4:170 5:48 5:49 6:84 10:96–97 17:73–75 25:2