وَلَمَّا جَآءَهُمۡ رَسُولٌ مِّنۡ عِندِ ٱللَّهِ مُصَدِّقٌ لِّمَا مَعَهُمۡ نَبَذَ فَرِيقٌ مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَـٰبَ كِتَـٰبَ ٱللَّهِ وَرَآءَ ظُهُورِهِمۡ كَأَنَّهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ١٠١
وَلَمَّا ne zaman جَآءَهُمۡ onlara geldiyse رَسُولٞ bir elçi مِّنۡ katından عِندِ from EN ٱللَّهِ Allah'ın مُصَدِّقٞ doğrulayan لِّمَا şeyleri مَعَهُمۡ yanlarındaki نَبَذَ attılar فَرِيقٞ bir gurup مِّنَ kendilerine ٱلَّذِينَ those who EN أُوتُواْ verilenlerden ٱلۡكِتَـٰبَ kitap كِتَـٰبَ kitabı ٱللَّهِ Allah'ın وَرَآءَ arkasına ظُهُورِهِمۡ sırtlarının كَأَنَّهُمۡ sanki gibi لَا bilmiyorlarmış يَعۡلَمُونَ know EN
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara, Allah katından ellerinde bulunan Kitab'ı (Tevrat'ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince, kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, sanki bilmiyorlarmış gibi Allah'ın Kitab'ını (Tevrat'ı) arkalarına attılar.
İlişkiler32 bağlantı · 4 tür
Aynı kök14:4
Aynı ibare2:89 3:187 57:16
Aynı konu3:78 5:15 6:114 61:6
Henüz sınıflandırılmamış2:4 2:41 2:76 2:91 2:97 2:109 2:136 3:3 3:23 3:81 3:144 4:136 Tümünü göster (+12)