وَلَمَّا جَهَّزَهُم بِجَهَازِهِمۡ قَالَ ٱئۡتُونِى بِأَخٍ لَّكُم مِّنۡ أَبِيكُمۡۚ أَلَا تَرَوۡنَ أَنِّىٓ أُوفِى ٱلۡكَيۡلَ وَأَنَا۠ خَيۡرُ ٱلۡمُنزِلِينَ ٥٩
وَلَمَّا ve ne zaman ki جَهَّزَهُم yükletti بِجَهَازِهِمۡ onların yüklerini قَالَ dedi ki ٱئۡتُونِى bana getirin بِأَخٖ kardeşinizi لَّكُم sizin مِّنۡ babanızdan (olan) أَبِيكُمۡۚ your father EN أَلَا görmüyor musunuz? تَرَوۡنَ you see EN أَنِّىٓ ben أُوفِى tam yapıyorum ٱلۡكَيۡلَ ölçüyü وَأَنَا۠ ve ben خَيۡرُ en iyisiyim ٱلۡمُنزِلِينَ konukseverlerin
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yusuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: "Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim."
İlişkiler4 bağlantı · 3 tür
Aynı kök4:15 57:25
Aynı ibare23:29
Henüz sınıflandırılmamış3:55