فَلَمَّا ذَهَبُواْ بِهِۦ وَأَجۡمَعُوٓاْ أَن يَجۡعَلُوهُ فِى غَيَـٰبَتِ ٱلۡجُبِّۚ وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡهِ لَتُنَبِّئَنَّهُم بِأَمۡرِهِمۡ هَـٰذَا وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ ١٥
فَلَمَّا nihayet ذَهَبُواْ götürdüler بِهِۦ onu وَأَجۡمَعُوٓاْ ve karar verdiler أَن atmaya يَجۡعَلُوهُ they put him EN فِى dibine غَيَـٰبَتِ (the) bottom EN ٱلۡجُبِّۚ kuyunun وَأَوۡحَيۡنَآ ve biz vahyettik إِلَيۡهِ O'na لَتُنَبِّئَنَّهُم andolsun haber vereceksin بِأَمۡرِهِمۡ onların işlerini هَـٰذَا bu وَهُمۡ ve onlar لَا hiç değillerken يَشۡعُرُونَ farkında
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yusuf'u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, "Andolsun, (senin Yusuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin" diye vahyettik.
İlişkiler25 bağlantı · 5 tür
Açıklar12:89
Devam eder12:77 12:89
Aynı kök17:88
Aynı konu12:58 12:89 12:92 12:102
Henüz sınıflandırılmamış5:111 6:112 7:185 8:12 8:38 10:71 12:52 12:88–93 12:89–90 12:111 16:68 20:64 Tümünü göster (+5)