وَلَمَّا جَآءَ أَمۡرُنَا نَجَّيۡنَا شُعَيۡبًا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَعَهُۥ بِرَحۡمَةٍ مِّنَّا وَأَخَذَتِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ ٱلصَّيۡحَةُ فَأَصۡبَحُواْ فِى دِيَـٰرِهِمۡ جَـٰثِمِينَ ٩٤
وَلَمَّا ne zaman ki جَآءَ gelince أَمۡرُنَا emrimiz نَجَّيۡنَا kurtardık شُعَيۡبٗا Şuayb'ı وَٱلَّذِينَ ve kimseleri ءَامَنُواْ iman eden(leri) مَعَهُۥ onunla birlikte بِرَحۡمَةٖ bir rahmetle مِّنَّا tarafımızdan وَأَخَذَتِ ve aldı ٱلَّذِينَ kimseleri ظَلَمُواْ zulmeden(leri) ٱلصَّيۡحَةُ bir çığlık فَأَصۡبَحُواْ ve kaldılar فِى yurtlarında دِيَـٰرِهِمۡ their homes EN جَـٰثِمِينَ diz çökmüç olarak
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Azap) emrimiz gelince, Şu'ayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri, katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
İlişkiler22 bağlantı · 7 tür
Açıklar29:40
Devam eder7:87
Paralel26:186–190 29:37
Aynı ibare11:58 11:66
Aynı konu7:72 7:78 26:178 69:8
Genelleştirir10:103
Henüz sınıflandırılmamış7:85 7:91 7:92 7:93 11:67 11:68 29:37 30:47 39:40 40:51 69:5