وَلَقَدۡ جَآءَتۡ رُسُلُنَآ إِبۡرَٰهِيمَ بِٱلۡبُشۡرَىٰ قَالُواْ سَلَـٰمًاۖ قَالَ سَلَـٰمٌۖ فَمَا لَبِثَ أَن جَآءَ بِعِجۡلٍ حَنِيذٍ ٦٩
وَلَقَدۡ ve andolsun جَآءَتۡ geldiler رُسُلُنَآ elçilerimiz إِبۡرَٰهِيمَ İbrahim'e بِٱلۡبُشۡرَىٰ müjdeyle قَالُواْ dediler سَلَـٰمٗاۖ Selam قَالَ (O da) dedi سَلَـٰمٞۖ Selam فَمَا ve hemen لَبِثَ and not he delayed EN أَن getirdi جَآءَ bring EN بِعِجۡلٍ bir buzağı حَنِيذٖ kızartılmış
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim'e müjde getirip "Selam sana!" dediler. O, "Size de selam" dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi.
İlişkiler37 bağlantı · 5 tür
Açıklar51:28
Aynı kök7:148
Paralel15:51 15:52 15:54 29:31 37:112 51:24–28 51:24 51:25 51:26 51:27 51:28 51:29 Tümünü göster (+3)
Aynı konu4:86 14:39 37:100
Henüz sınıflandırılmamış7:133 11:71 15:51 15:51–58 15:52–62 15:52–56 24:27 24:61 25:20 26:104 43:89 51:25 Tümünü göster (+5)